Hatırlarsanız kuzey komşumuz Rusya, hava sahası ihlâllerinde biraz “yaramaz çocuk” profili çizmektedir. Kırım’ın ilhakı sonrası özellikle Baltık ülkelerinin hava sahalarında Rus savaş uçaklarının artan seyir ve ihlâlleri artış kaydetmişti. Bizim de Suriye sınırımız 3 Ekim ve 4 Ekim günlerinde iki kez ihlâl etmişti.

NATO, Baltık bölgesindeki ihlâller üzerine tatbikatlarını yoğunlaştırıp askeri varlığını güçlendirme kararı almasına karşın Türkiye sınırında meydana gelen ihlâllerde sadece açıklama yapmakla yetinmişti. Patriot füzeleri ise daha önceden sökülmüş, gerekirse yeniden konulacağı açıklanmasına rağmen somut bir gelişme olmamıştı.

Rusya’nın Kafkaslardan kopmak istemeyişi

Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra Kafkasya’da tarihi düşmanlıklar canlanmış, Kafkas halkları bağımsızlık arayışına girmişti. Bu arayışlar, beraberinde savaş düzeyine ulaşan siyasi çatışmaları (Abhazya, Güney Osetya, Dağlık Karabağ) getirmişti. Binlerce insanın ölümü ya da yaralanması sonucu on binlerce insan mülteci durumuna düşmüş, milyarlarca dolar değerinde maddi zarar ortaya çıkmıştı.

Moskova’nın Gürcistan üzerindeki en büyük etkisi, ayrılıkçı bölgeler olarak kabul edilen Abhazya ve Güney Osetya’da olmuştu. Sorun, SSCB sonrasında ortaya çıkmış, Rusya’nın tesiriyle büyümüş ve çözülemez hale gelmişti.

Rusya’nın ayrılıkçılara desteği

Her direniş ve kıpırdanmada ayrılıkçı yönetimlerin yanında yer alan Rusya, bugüne kadar hep ayrılıkçı bölgelerle ekonomik ilişkiye girmiş, bölge halkına serbest ticaret hakkı vermişti. Bölgelerin kalkındırılması için Rus bütçesinden para ayrılmış, mali ve idari yardımlar yapılmıştı.

Rusya jeopolitik açıdan stratejik bir konumda bulunan Gürcistan’ı kontrol altına almaya çalışırken, Tiflis ise Rusya’dan kurtuluşun yollarını arıyordu. Tiflis bu çerçevede, AB ile iyi komşuluk ilişkileri kapsamında birçok ortak projeye girmiş, ABD ve NATO ile işbirliğine giderek ülkenin askeri yapısının modernizasyonuna hız vermişti.

Kırım’ın ilhakı ve Ukrayna ile sorunların patlak vermesi

Kırım’ın ilhakına tepki gösteren ve kendi topraklarına da bir saldırı olabileceği tedirginliğini yaşayan Ukrayna, bu yılın içinde 20-31 Temmuz tarihleri arasında ABD, İngiltere, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Litvanya ile planlanan "Saber Guardian/Rapid Trident - 2015" çok uluslu ortak askeri tatbikatına 800 askerle katılmıştı.

Yine aynı dönemde NATO, Rus ayrılıkçılarına uyarıda bulunmuştu. Fransa, Rusya için hazırladığı iki adet helikopter gemisinin yapımını iptal etme kararı almıştı. Bu gelişmeler olurken ABD, Karadeniz’de Ukrayna donanmasıyla birlikte ortak “Deniz Esintisi-2015” deniz tatbikatını düzenlemiş ve bu tatbikata Türkiye, Almanya ve İngiltere ile birlikte 11 ülke katılmıştı.

Ayrılıkçı unsurların Ukrayna doğusundaki faaliyetleri

NATO ayrılıkçıları uyarmış olsa da, şubat ayında Minsk’te yürütülen müzakerelerde Donetsk ve Lubanskk kentlerinin Ukrayna’nın parçası olmaya devam etmeleri kararlaştırılmış olsa da realitede durum böyle gözükmemeye başlamıştı.

Geniş kömür rezervlerine sahip bu bölgeler sinsice ve dünya kamuoyunun haberi olmadan Ukrayna’dan koparılmaya devam edilmekteydi. Geçerli ana kur’un ruble olması, eğitimin Rus sistemine uygun olarak yürütülmesi, el altından silah desteğinin sürdürülmesi ve Donetsk ile Lubansk halkına basitleştirilmiş işlem sonrası Rus pasaportu veriliyor olması sinsi faaliyetlere birer örnektir.

Rusya, daha önce Gürcistan ve Kırım’da yaptığı güç kullanımından Batı’nın siyasi ve ekonomik baskılarına bir daha maruz kalmamak için bu tür bir yol seçmiş ve yayılma hırs ve isteğin, devam ettirdiğini göstermiştir.

Tansiyonun yükseldiği dönemde

Ukrayna krizi nedeniyle tansiyonun yükseldiği bir dönemde Rusya bu yılın haziran ayında Mısır ile ortak bir tatbikat planını uygulamaya koymuştur. Rusya, 1967 yılından beri Amerikan 6’ncı filosunun karşısında dönüşümlü olarak savaş gemileri bulundurmaktaydı. 2015 yılında adeta bir ittifak şeklinde Çin ile “Müşterek Deniz Tatbikatı-2015”e katılarak Akdeniz’de “tarihsel bir ilk”e imza atmıştı.

Yapılan açıklamada, ABD ve NATO’ya karşı bir işaret olarak 'Deniz İşbirliği 2015' tatbikatında yeni tehdit ve meydan okumalara karşı işbirliğinin geliştirilmesinin planlandığı ve üçüncü ülkelerin hedeflenmediği” ifade edilmişti.

Ve Suriye sınırımızdaki ihlâller

Türkiye’nin Akdeniz’de uzun bir kıyısı bulunmaktadır. Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri yakından izleyen, Karadeniz’e  giriş-çıkışları düzenleyen Türkiye’nin ilgisi sadece Akdeniz ve Karadeniz ile sınırlı değildir.

Bir Avrasya ülkesi olan Türkiye aynı zamanda, dünyadaki ekonomik, ticari, finansal güç dengelerinin de ortasındadır. Kaldı ki bu dengeler, yeniden şekillenmeye ve Batı’dan Asya Pasifik’e kaymaya başlamıştır.

Rusya bunun farkındadır ve bu eksen üzerinde beslediği sinsi niyet ve maksatlarını Aşikâr olan eylemleriyle ortaya koymaktadır. NATO’nun, Rusya ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi halinde bunu ne kadar absorbe edeceğini veya nerede müdahale edeceğini oturup düşünmemiz gerekir.

Çevremizde yapılan yığınaklanma, tatbikat, operasyon veya güç mukayeseleri gerçekten ürkütücüdür. Kuzeyimizden başlayan bu çalışmalar, doğumuzdan itibaren güneyimizi de sarmıştır.

Ayrılıkçı düşüncelerin gösterdiği direnç, dış destekçilerin sağladığı para, imkân, toprak ve silah yardımlarıyla varlık gösterebilmektedir. Örnek mi, Libya, Tunus, Suriye, Irak, Kırım ve Ukrayna…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.