Türkiye, tarihinde sahte para basımı, enflasyon, vurgun, dolandırıcılık gibi çok sayıda olayla karşılaşmıştır. İnsan, aynı olayların benzerleriyle karşılaşınca kanıksamaya başlıyor galiba? Günümüzde büyük paraların kamufleli şekilde gasp edilmesiyle kendini gösteren vurgunlar, geçmişte çok daha basit şekilde tecelli etmiştir.

Gelin şimdi tarihte yaşanmış benzer olaylara göz atalım:

Vurgun örnekleri

  1. Gerişburnu (Muğla-Fethiye’ye bağlı) köyünden Musa isimli şahıs, sürekli kötülük,

yalancı şahitlik, hilekârlık, dolandırıcılık, sahtekârlık yapıyor, iftira ve tehdit yollarıyla halkın sahip olduğu emlak, para vs. eşyaları ellerinden alıyormuş.

Suçları sicile geçse veya aleyhinde herhangi bir hak sabit olsa bile önceki kadıların bu adamı cezalandırmaya veya o hakları almaya muktedir olamadıkları bildiriliyormuş. Adı geçen kişinin faaliyetleri teftiş olunmuş, üzerindeki haklar sabit olunduktan sonra geri alınanlar sahiplerine iade edilmiş. İş bu kadarla kalır mı? Bir de küreğe cezasına çarptırılarak sicil suretiyle birlikte Südde-i Saadet’e gönderilmesi emredilmiş.[i]

  1. Kale muhafızlarının vefatları halinde yerine geçecek olanların inhası, kale dizdarının

inhasıyla olması gerekirken para veya baskı ile gedik ve berat aldıkları, dizdarların nüfuzunun kalmadığına neden oluyormuş. Sinop Dizdarı Mehmet, konuyu bir ariza ile hükümete şikâyet etmiş.[ii]

  1. Kocacık yörüklerinin Subaşısı Muharrem Subaşı’nın köy köy dolaşarak gençleri eşkinci

yazdığı, askerlik yapmak istemeyenlere “seferden kurtuldun” diye “temessük” (senet) verdiği ve sonra yine askere gönderdiği haber alınınca Hatunili (Pınarhisar kazasının nahiyesi) kadısı durumu imzalı bir ariza ile hükümete duyurmuş.[iii]

  1. Bazı kişiler türemiş ve havadan para kazanma yoluna girmişler. Bunlar önce devşirme

adı altında halkın çocuklarını acemi oğlanı diye topluyor, sonra tekrar ailelerine satıyorlarmış. Devşirme yapanların teftiş edilerek hak sahiplerinin haklarının emredilmiş. Bu kişilerin eşyalarının devlet tarafından mübaşir olarak tayin edilen Ferhat Subaşı marifeti ile aranıp para ve eşya cinsinden ne bulunursa defter edilip defterin mühürlenerek alınıp İstanbul’a getirilmesi, ayrıca henüz devşirme yapılmamış yer var ise buraların oğlanlarının da yine Ferhat Subaşı tarafından devşirilmesi emredilmiş.[iv]

  1. Konrapa (Düzce kuzeyinde mahalle) kadısının işe yarar öküz sahiplerinden para alarak,

gemi kerestesi hizmetinde işe yarar öküzler yerine işe yaramayan öküzleri gönderdiği bildirildiğinden, söz konusu iddianın araştırılıp neticenin olduğu gibi arz edilmesi emredilmiş.[v]

  1. İskenderiye Kalesi muhafızlarından bazılarının emre itaat etmeyip fesat çıkardıkları,  

Müslümanlardan at satın alarak besleyip düşman kalelerinde kâfirlere sattıkları, ehl-i fesâdı himaye ettikleri ve ortalığı karıştırdıkları bildirilmiş. Emre itaat etmeyenlerin dirliklerinin başkalarına tevcih edilmesi; düşmana at ve yasak eşya sattığı sabit olanların da haklarından gelinmek üzere, sicil suretleri ile birlikte Südde-i Saâdet’e gönderilmesi emredilmiş.[vi]

  1. Karamanlı bir Rum, Lüleburgaz piyasasındaki tereyağlarını ve hatta köylülerin ellerinde

bulunan çok az miktardaki peynirleri toplamış. Paralarının ödenmeyişi nedeniyle halk vurgun yediğini düşünerek şikâyette bulunmuş. Yakalanan fail gereken cezaya çarptırılmış.[vii]    

Geçelim günümüze

Bu ülke 2003 yılında “İmar Bankası olayları”nı yaşandı. 1981 yılında “Banker Faciası”nı, 1990’lı yıllarda Jet-Fadıl olayları takip etti. Arkasından Tosuncuk-I vakası ve şimdi de Tosuncuk-II vakası… Yaklaşık 400 bin kişinin canı yanacağa benziyor.

Tezgâhın başında daha liseyi bitirmemiş, hayat tecrübesi olmayan ama cin fikirli genç bir adam var. Şimdi yurt dışında olduğu söyleniyor. İçişleri Bakanlığı peşine düşmüş vaziyette. Bu cin fikirli genç, devasa paraların içinde ise AB vatandaşlığı da almış ve bu pasaportla yurt dışına çıkmıştır. Nerede olduğu bilinse ve bulunsa acaba Türkiye’ye getirilebilir mi?

Önce yakalanır mı? AB, “Bu kişi benim vatandaşım” derse Türkiye ne yapacaktır? Bizde denetleme kurulları mebzul miktarda vardır; ama çalıştırmayız. Bu kişi de hiç denetlenmeden istediği gibi at oynatmış, işler belki de sarpa sarınca tasını tarağını toplayıp gitmiştir.

Yakalandığını kabul edelim, bu paralar ne kadar zamanda ve ne kadarı ödenir? Yine kavga gürültü, lânet okuma, mahkemelere çıkma… aylarca sürer gider.

Geçmiş ola!

   Tarih                                                   Fon                              Kutu                     Gömlek

[i] H-07-03-973,  (2 Ekim 1565),        A.{DVNS.MHM .d..     5,                           317

[ii] H-21-04-1011, (8 Ekim 1602),         İE. DH.,                         5,                           446

[iii] H 11.03.1012, (19 Ağustos 1603)   İE. DH.,                         5,                         476

[iv] H 09.06.973,   (1 Ocak 1566),          A.{DVNS MHM. d.,      5,                         791

[v] H 06.07.973,   (27 Ocak 1566),        A.{DVNS.MHM .d.,     5,                        875

[vi] H 04.08.0973, (24 Şubat 1566),       A.{DVNS. MHM .d.,       5,                       1106

[vii] H-04-08-1334, (06 Haziran 1916)   DH. İ. UM.,                    89,                       1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.