Türkiye’nin dış dünya ile ve özellikle ABD ile olan ilişkilerinde bir sıkıntı yaşanıyor. ABD yönetimiyle olan sıkıntının başında, PKK terör örgütüne destek vermesi ve müttefik olmanın gereklerini yerine getirmemesi ileri yer almaktadır. Aynı yönetim bir yandan da Türkiye ile etkileşime geçmek için seçenekler aramaktadır.

ABD cephesinde sıkıntılar

*ABD Dışişleri Bakanlığı, Corona virüsü pandemisinin "seyahat edenler için benzersiz risk" taşıdığı gerekçesiyle "Seyahat Etmeyin" uyarısını dünya çapındaki ülkelerin yaklaşık 80'ini kapsayacak şekilde genişleteceğini açıklamıştır. Listede yaklaşık 100 ülkenin yanına Türkiye’de “seyahat edilmemesi” gereken ülkeler arasında yerini almıştır.

*ABD Kongresi’nin her iki partiden 100’ün üzerinde üyesi Başkan Joe Biden’e mektup göndererek 24 Nisan’da yapacağı açıklamada, 1915’ten 1923’e kadar Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1 milyon 500 bin Ermeni’nin sistematik olarak öldürülmelerinin ve birçoğunun da yerlerinden edilmesinin 106’ıncı yıldönümünü “Ermeni soykırımı” olarak tanıması çağrısında bulunmuştur.

İngiltere ve AB cephesinde sıkıntılar

Ukrayna sorunu sonucu Avrupa ile Rusya arasında sert rüzgârların estiği bir dönemde Rus donanması Karadeniz’de peş peşe tatbikatlar yapmaktadır. Bu durumu kendisine yediremeyen Amerikan yönetimi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi uyarınca iki savaş gemisini 14-15 Nisan tarihlerinde Karadeniz’e geçireceğine dair Türkiye’ye bildirimde bulunmuş, daha sonra da geçişi iptal ettiklerini açıklamıştı.

Bu eksikliği doldurmak veya NATO’nun zafiyetini gidermek amacıyla İngiltere, mayıs ayında iki savaş gemisini Karadeniz’e çıkartmak için Türk hükümetine müracaat etmiştir.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’ye “demokratik standartlara aykırı yasa ve uygulamalara son verme, ifade özgürlüğü ve basının üzerindeki baskıların kaldırılması” çağrısını yapmıştır.

  • NATO ülkelerinin Karadeniz’e çıkmak istemesinden ve yığınak yapmasından,
  • Türkiye’nin Ukrayna’ya IHA ve SİHA satmasından Rusya huzursuzluk duymakta ve

Türkiye’ye Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni hatırlatmak ihtiyacını hissetmektedir.

Gerilimler

Tüm bunların yanı sıra “silahlanmaya son” kampanyaları başlatılmakta, ama silah fabrikaları yeni silahlar üretmekten geri durmamaktadır. Dünyanın her yerinde barış görüşmeleri yapılmakta, ama daha görüşme salonundan çıkıldığında herkes bildiğini okumaya devam etmektedir.

 

Dahası mı, bakın daha neler olmaktadır:

*Diplomatik ilişkiler sürekli olarak geriliyor, eski antlaşmalar, yardım sözleşmeleri masaya yatırılıp yeni çatışma alanları yaratılmak isteniyor veya iptal ediliyor,

*Diplomatik sıfatlı kişiler, geriye çağrılıyor, istenmeyen adam ilan ediliyor veya sınır dışı ediliyor,

*Askeri güç mukayeseleri ve büyük çaplı tatbikatlar yapılarak, yeni üretilmiş silah sistemleri gösterilerek korku salınıyor,

*Din düşmanlığı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı körükleniyor,

*Nükleer silah kullanımı konusu göz ardı edilmiyor, bu konudaki detant politikalarından ve yumuşama sürecinden uzaklaşılıyor.

*Nükleer tesisler muhasım güçlerce daha fazla gözaltında tutuluyor ve ilk hedefler arasında sayılıyor.

Unutmayalım ki, yangına bir küçük kıvılcım veya ateş atlaması neden olur. Her iki dünya savaşı da önümüzde canlı örnek olarak durmaktadır. Günümüzde milletler birbirlerini boğazlar mı bilmem, ama emperyalizm ekonomik yönden ağır baskılar, krizler, yaptırımlar ve yeni Düyun-u Umumiye’ler yaratarak ne kadar dost hatta müttefik (!) olduğunu gösterebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.