CHP Çorlu Belediye Başkan Adayı ve mevcut başkan Ahmet Sarıkurt, Reşadiye Mahallesi’nde halk buluşmasına katıldı. 
Sarıkurt, burada yaptığı konuşmada, Trakya’nın en büyük kentinde belediye başkanı olarak görev yapmaktan büyük onur ve mutluluk duyduğunu söyledi. 
81 vilayetten insanların Trakya'nın merkezinde, Trakya'nın kalbinde bir araya geldiğini belirten Sarıkurt, “Huzur içerisinde, kardeşçe, dostça, yan yana beraberce yaşıyoruz, çalışıyoruz, üretiyoruz. Evlatlarımızı en iyi şartlarda yetiştirmeye çalışıyoruz. Çorlu’muz da bize gelecek vadediyor” dedi. 

Reşadiye Mahallesi’nin 35 bine yaklaşan nüfusuyla bugün Çorlu’nun en büyük mahallelerinden biri olduğunu aktaran Sarıkurt, “Bu nüfusuyla bizim Hayrabolu'dan büyük, Muratlı'dan büyük, Şarköy'den büyük, Ereğli’den büyük… Bu nüfusa normalde ilçe olacak kadar büyük Reşadiye ama Allah'a şükür her ilçede olmayan pek çok imkana sahip bir mahallemiz” diye konuştu. 

Huzurevi sakinlerini yalnız bırakmadılar Huzurevi sakinlerini yalnız bırakmadılar

Çorlu’da yaptığı hizmetlerden bahseden Sarıkurt, şöyle konuştu:
“Beş yıl boyunca dediğim gibi; işte ihtiyaç duyan çocuklarımız için kırtasiye yardımları yapmaya çalıştık. İhtiyaç duyan çocuklarımıza giyimde yardımcı olmaya çalıştık. Aşevimizde ihtiyaç duyan hemşehrilerimize yetişmek için çabamız oldu, oradaki imkanları arttırmaya çalıştık. Dost Marketimizde gene ihtiyaç sahiplerinin yanındaydık. Tabii onları gücendirmeden yanlarında olmak için çaba sarf ettik. Elbette bizim şehrimiz büyüyen, gelişen bir şehir… Burası hemşehrilerimizin sadece işlerine gidip geldikleri bir şehir olmasın istedik. Kültürel anlamda da geliştirmek için çaba sarf ettik. Sokaklarda bir araya geldiğimiz, komşuların yan yana geldiği, meydanlarda, sosyal etkinliklerde bir arada olduğu bir şehir olsun istedik şehrimiz. Bazen anlaşıldık, bazen anlaşılmadık.”
“YAPACAĞIMIZ PEK ÇOK PROJE VAR” 

Sarıkurt, Çorlu’da yapmak istedikleri daha pek çok proje olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Bir de çok hoşuma giden bir sloganımız var. Ben öyle hissediyorum. Belediye meclis üyesi adayı arkadaşlarımla, var olan belediye meclis üyesi arkadaşlarımla yaklaşık bir buçuk aydır geziyorum; elbette ben beş sene boyunca gezdim ama bir buçuk aydır daha yoğun bir şekilde hemşehrilerimizle kucaklaşmaya, tokalaşmaya, sohbet etmeye, onları dinlemeye, şehrimizin geleceğine yönelik talep ettiklerini yapmaya çalışıyoruz. Çok büyük bir mutlulukla ifade etmem lazım ki hangi kapıyı çalsak samimiyetle, bizim gözlerimizin içerisine bakan tebessümle bizi karşılayan, samimiyetle kucaklayan, bizi ailelerinden biri gibi gören hemşehrilerimle karşılaşıyorum.”

Sarıkurt, şu ifadeleri kullandı:
“Seçim kampanyası boyunca da elimden geldiğince ne yaptıysak onu anlatmak için, önümüzdeki beş yılda hemşehrilerimiz için ne yapacağımızı anlatmak için çaba sarf ediyorum. Ama ne yazık ki üzülerek rekabet ettiğimiz arkadaşlarımızın bizlerle ilgili söylediklerini de duyuyorum. Şimdi hazır böyle güzel kalabalığı yakalamış, herkes bana samimiyetle ve gülümseyerek bakıyorken rekabet ettiğim dostlarıma buradan bir şey daha hatırlatmak istiyorum. Seçimlere 13 gün kaldı. Sonra gene olağan yaşantılarımıza geri döneceğiz. Ve göreceksiniz; biz hemşehrilerimizin daha büyük bir çoğunluğunun gönlünde yer bularak devamı var diyeceğiz. Ve şehrimizde gene genç ama daha tecrübeli bir belediye başkanı olarak hemşehrilerimize hizmet etmek için canıgönülden koşturmaya devam edeceğiz.
Şimdi bir-iki tane cevap vermem lazım. Arkadaşlarım eleştirilerini ortaya koymuşlar. Dedim ya, ben beş senedir bu şehirde belediye başkanıyım. Hemşehrilerimin düğününde, cenazesinde, her anında, bana ihtiyaç duyduklarında, yetiş bana dediklerinde gücüm yettiğince hemşehrilerimin yanında olmaya çalıştım. Şimdi aday olmuş arkadaşlarımı izliyorum ve soruyorum. Ya beş senedir sizler nerelerdeydiniz arkadaş? Sizler neredeydiniz? Bugün çıktınız... Demokrasi inancınızı sorguluyorum. Hep hak, hukuk, adalet ve beraberce demokrasi diyoruz.”

 “MİLLET BAHÇESİ MAALESEF ATIL DURUMDA”
“Hakan Hocam, bizim beş sene önce vatandaşlarımız için istediğimiz projeleri –demek ki hepsi doğruymuş- dedik ki ‘Ya bu millet bahçesi yapılan yeri bize verin. Şehrimizin güneyindeki hemşehrilerimiz Cumhuriyet Parkı'nda sosyalleşiyor, bir araya geliyor, spor yapabiliyor. Ya burayı bize verin, biz burayı, bu 100 dönüm alanı hem üniversite gençliği için hem şehrimizde yaşayan vatandaşlarımızın faydalanması için büyük bir park haline getirelim. Beton olmasın, yeterince beton var. Vakti zamanında olmuş. Burayı vatandaşlara armağan edelim. Park olsun.’ 16 dönüm alanda bir millet bahçeciği gibi bir şey yaptılar. Ama o kadar kıymet vermediler ki açılışını kurdelesini bile kesmediler. İçine bir kütüphane yaptılar. Bu şehrin evlatları, üniversiteye hazırlananları, lisedeki gençleri diyor ki ‘Bize kütüphane lazım.’ Aha buradan söz veriyorum. Önümüzdeki dönemde en önemli işlerimizden bir tanesi de; şehrimizin güneyinde, kuzeyinde, doğusunda, batısında ders çalışmak için zorlanan evlatlara şehir kütüphanesi yapmak olacak. Göreceksiniz. İster versinler, ister vermesinler.
O devlet hastanesini yıktıkları yere bir tane bina koydular. Yarısında, sattıkları arazilerden bedava çay ikram ediyorlar. Yanı başında bir bina var, kütüphane diye yaptılar. Yahu bize vermiyorsanız siz yapın ya da verin, biz kitaplarla dolduralım dedik. İnşallah açacaklar. Ama bu arada orası akıllarına geldi, şimdi broşürleri de görüyorum. Diyor ki ya burayı millet bahçesi yapacağız, Atatürk Millet Bahçesi olacak diyor. Güzel… 1 Nisan’dan sonra hepsini hatırlatacağım. Yapıyorsanız yapın, yapmıyorsanız da yapmaya hazır bir kardeşiniz var.

“TEMA ORMANI NE OLDU?”
“Biliyorsunuz, İstanbul yolu üzerinde Gölbaşı Parkımız var. Allah razı olsun, Ünal Başkanımız yapmıştı. Şehrimizin insanları hafta sonu orada aileleriyle bir araya geliyor, mangalını yapıyor. Geçen seçimlerde beraberce dolaşıyorduk milletvekili adaylarımızla, arkadaşlarımızla. Etin kilosu 300 liraydı. Bugün geziyoruz, 550 lira. Artık restoranda yemek zor hâle geldi. Mecburen artık hepimiz mangal yapıyoruz. Dedik ki ya millet bahçesi dediğiniz yeri, Atakent'in oradaki TEMA Ormanı'nı yapın. Devlet bizim devletimiz, yapsın tabii, niye itiraz edelim? Memnun oluruz. Bu şehirde taş üstüne taş koyan herkese Allah razı olsun deriz, başka da bir şey demeyiz. Hizmette yarışıyor olmamız lazım. Ben bir yapıyorsam o iki yapsın. O iki yapıyorsa ben üç yapayım diye mücadele etmemiz lazım. Üç defa istedik orayı. Dedik ki ya büyükşehir belediyemizle beraber buraya sahip çıkmaya hazırız.  Bizim tesislerimiz… Biz büyükşehir belediyemizle beraber kültür merkezi yaptık 750 seyirci kapasiteli. Bölgenin en fazla seyirci kapasitesine sahip kültür merkezi. İnşallah İstanbul'da ne oynanıyorsa burada da oynanacak. Göreceksiniz. Çardaklı Çeşme sahnemizi yaptık; hafta sonları, hafta içi hemşerilerimizi bir araya getirdik. Büyükşehir belediyemizle 2.500 seyirci kapasiteli bir spor salonu inşa ettik. Trakya'daki -İstanbul Belediyeleri hariç- bu tarafta kalan bütün belediyeler içerisinde en fazla seyirci kapasitesine sahip salon, inşallah ulusal ve uluslar arası müsabakalara ev sahipliği yapacak, hep beraber göreceğiz.
Otogar bitmek üzere, eli kulağında, seçimlerden sonra. ‘Ya bunları geç yaptınız dediler, yeterince hızlı yapamadınız.’ dediler. Sanki aynı memlekette yaşamıyoruz. Enflasyon sadece bizde artıyor, başka yerde artmıyormuş gibi. Ama biz yine de bunların kurdelelerini kesmeyi becerdik.”

“ÇORLU’NUN İHTİYAÇLARI GÖRMEZDEN GELİNDİ”
“Biz bunları yaparken; bugün şimdi sokaklarda bir olursak bunları yapacağız diyen ve gene de şehrimizde yaşayan arkadaşlarımız, en çok da Hakan Hoca'ya söylüyorum: Bu arada, Atatürk Meydanı'ndaki kaymakamlık binasını çürüttünüz. Çürüttünüz mü? Duruyor orada, günah, bomboş. Dedik ki bizim Park Kafe’nin arkasında bir er gazinosu var, askeri hastanenin yanında. Bunu öğretmenlerimize yapalım. Bu şehirde 3 binin üzerinde öğretmenimiz var, evlatlarımızı yetiştiriyorlar. Bir polis evi, bir öğretmen evi yapmadınız. Bize verin, öğretmenleriniz için bahçesiyle beraber düzenleyelim. Bize verirlerken tapusunu belediyeye de vermiyorlar ya sonuçta. İmkân verin, biz buraları yapalım, öğretmenlerimiz kendilerine yakışacak bir yerde otursunlar dedik: Çürüttüler, camı çerçevesi bile kalmadı. 1 Nisan'dan sonra yine hatırlatacağım. O imkânı bize versinler, göreceksiniz onu da yapacağız.”

“HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK”  

 “Her kapının çalınmasını sizlerden rica ediyorum. İnanıyorum ki hemşehrilerimiz, büyük bir destekle önümüzdeki meclis için, Türkiye'nin nüfus büyüklüğü itibarıyla 80. en büyük yaşam alanını, Trakya'nın en büyük şehri Çorlu’muzu yönetmek için bizlere tekrar vize verecekler. Bizler de onların başlarını öne eğecek hiçbir şeyle karşılarına çıkmayacağız. Sağ olun, var olun, Göreceksiniz, devamı var. Bu şehirde inandığımız şekilde, huzur içinde, özgür bir biçimde yaşamaya devam edeceğiz. Her şey çok güzel olacak…”

Kaynak: Haber Merkezi