26 Eylül 2018 Çarşamba

Alkollü sürücü ortalığı birbirine kattı

ZAMAN

20 Ağustos 2018, 12:15
Bu makale 1150 kez okundu
ZAMAN
Poyraz Ülger

 Yaşamın ömür olarak tanımlanan sürecinde, çocukluk, delikanlılık, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık peş peşe izler bırakan dilimleridir. Bu dilimlerdeki zaman kendine özgü değerlidir. Zaman bir taraftan bir şeyleri büyütüp olgunlaştırırken, diğer taraftan da aşındırır. Zamanın yaşamdaki aşındırmasına karşı koyabilen hiçbir canlı henüz dünyaya gelmedi. Ömrümüzde, belki yaşamla barışık bir zaman, zamanla barışık bir yaşam hep arzulanır.

Yaşanacak zamanı kendimiz dilimleyemiyoruz.  O kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kaçınılmaz bir değerler dilimi bizi tutsak ediyor. Yaşanacak bu zaman ve yaşamın her anı, her yaş dilimine iyimser gözle bakıldığında daha anlamlı ve sağlıklı oluyor. Yaşamın hangi dilimi olursa olsun,  zamanla dost olmak, bellekteki kötümserliği yok eder. Ayrıca yaşlanmak ve ihtiyarlamak yada hep genç kalmak farklılığını da öğretir.
Kendi kendimizi sorguladığımızda, ortaya çıkan zaman dilimleri, hep geride kalanların hesaplaşmasıdır. Gelecek sadece bir umuttan ibarettir. 
“Aşkın Kimyası” kitabının yazarı Savaş Koç, kitabında zaman ve yaşamdaki birlikteliği sorgulamadan analiz ederken, gençlik ve ihtiyarlık kavramlarına daha iyimser bir yaklaşım getiriyor. “Gençlik nedir? İhtiyarlık nedir ve ne zaman başlar? Gençlik hayatın belli bir çağıyla ilgili değildir. İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde ihtiyardır. Umutları, hayalleri derecesinde genç, umutsuzluğu derecesinde ihtiyardır. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır”.
İnsan yaşamdaki zaman dilimlerini geçirirken, üreten, seven, sevilen, paylaşmayı bilen, uzlaşmacı olabilen, kendi özgürlüğünü bir başkasının özgürlüğü sınırında durdurulmasını bilen hep genç kalır. Zamana karşı koymak olanaksız gibi görünse de, onu sevgiyle, heyecanla ve hoşgörüyle kucaklamak, genç kalmanın iksiridir.O halde  ömrümüzde, yaşlanmak veya ihtiyarlamak bizim elimizdedir.
Yaşam içinde yaşlanmayı veya ihtiyarlamayı en açık olarak bir İskoç atasözü tanımlıyor. Bu atasözü:” İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar”.
Yaşamın dilimlerinde o dönemin arzusu vardır. O dönemin umudu vardır. Büyük idealler ve işler başarmak vardır. Daha yukarılara çıkma egosu vardır. Olanla yada elde edilenle yetinme egosu vardır. Tüm bu beklentiler, insanda bilgilendirme ve aydınlanma ile donatılırsa, insan daha olumlu ve güçlü ufuklara açılır.
Eğitim her şeyin başıdır. Yaşamdaki eğitim şekli ve düzeyi insanın belleğini daha olumlu ve çağdaş bilgilerle doldurursa, zaman kavramı daha iyi anlaşılır. 
İnsan yaşama gözünü açtığında, sadece genetik yapısından kaynaklanan belleği devrededir. Daha sonra aile içi, okul, çevre, eğitimin biçimi onu şekillendirir. Çocukken bir beton çamuruna benzeyen insan, üzerine çizdiğinle kalır. Okul yıllarında verilen eğitimin şekli, yöntemi ve bilgilendirme biçimi insanı aydınlığa götürür. İyi aydınlanan insan donanımlı olur ve toplumsal katkıya ve üretimsel katkıya her zaman hazırdır.
İster bilgili ve aydın insan olalım, ister bilgisiz ve donanımsız insan olalım, bu yaşam ve bu zaman bizimdir. Onu geç olmadan doğru ve akıllıca kullanmalıyız. Burada önemli olan ömür dilimindeki basamaklar yaşanırken, hayatı ertelemeden bir yerde yakalamak gerekir. Özlem duyulan yaşamı umuda katmak gerekir. Her ertelenen zaman dilimi, bir daha aynı koşullarda gelmesini beklemek bizi çok beklentisiz yanılgılara götürebilir.Toplumda en önemli kaygı yaşlanırsam kim bana bakacak. Yaşlılık korkusu bir kabus olmadan, onu başlangıçta yenmenin çareleri vardır.  Ancak zaman öyle bir beklenti ki onu sarmalamak her babayiğidin karı değil. Siz ne derseniz deyin, toplumda yaşlanmak korkusu giderek artıyor. Üstelik bu hisse kapılanlar, artık sadece orta yaşlılar değil, gençler de geçen her günün hesabını yapıyor. Onların hayatları bitmek bilmeyen bir maraton durumunda. Gençler zamanla rekabet halindeler. Bu bir hayat sınavı ile başlıyor. Ömür boyu sürüyor. Çünkü yaşamda az vakte çok şey sığdırma aceleliği var.  O nedenledir ki, yaşamın hangi kademesi olursa olsun, “ ne kadar gençsen o kadar iyi” diyebilmeliyiz. Yaşam sürecinde, istediklerini yapamamış olmak, kendini ya da hayallerini gerçekleştirememek yılgınlık yaratır. Buda insanın kendini yaşam yorgunu hissetmesine neden olur. Zamanımızda yaşlı olmadan kendini yaşlı hisseden pek çok insan vardır.Her yıl yaşlanıyoruz tabii ki bu bir gerçek. Öncelikle bunu kabullenmek gerek. Ancak yaşlanmak ile ihtiyarlamayı birbirinden ayıt etmek gerekir. İhtiyarlamak sadece fiziksel değil, ruhsalda bir şeydir. Yaşamdan tad alan bir kimse, süreç  olarak yaşlı olabilse de, ihtiyarladığını hissetmez. Önemli olan da budur. Bunun için önce ne istediğini bilmek, sonrada onun için çalışmak gerekiyor. Hayatı yaşarken, var olma korkusu bir takım değerlerle yenilebilir. Yaşamdaki değerlerin ortaya çıkmasında, sorumluluk öne çıkar. Sorumluluğun değer kazanabilmesi için sevgi öne çıkarılmalıdır. Çünkü sorumluluk sevgiyle beslenir.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV