15 Kasım 2018 Perşembe

DUAYEN GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ

YEMEN’DEN BÜYÜK ZAFER’E -III

08 Kasım 2018, 13:17
Bu makale 477 kez okundu
YEMEN’DEN BÜYÜK ZAFER’E -III
Cengiz Baysu

 Malzeme yardımının başlatılması

Görüşmeler sonrası askeri alanda yapılacak destek ve donanım yardımı için Türkiye harekete geçmiş ve 4 Şubat 1943 tarihinde Genelkurmay II. Başkanlığına bağlı “Malzeme Tahakkuk ve Takip Bürosu” kurulmuştur.
Büroda, hava, kara ve deniz subaylarından teşekkül eden bir birim oluşturulmuş ve birim faaliyete başlamıştır. Görüşmelerin ardından ilk etapta İngiltere’nin Mısır’da bulundurduğu 16 uçağın Türkiye’ye getirilmesi için 10 havacı personel görevlendirilmiştir. Askeri malzemenin sevki için 26 Şubat 1943 tarihinde Türk Askeri Heyeti Orgeneral Asım Gündüz ve İngiliz Heyeti Tümgeneral A. C. Arnold Başkanlığında toplanmış ve malzeme sevkinin detayları görüşülmüştür. Günde 500-1000 ton arası malzeme gönderilmesi planlanmış ve bu işlerin yapılabilmesi için aşamalı olarak uygulanan bir sistem oluşturulmuştur. Buna göre; a. Hava alanlarının savunması için uçaksavar topları ile birlikte 25 hava filosu, iki hafif iki ağır uçaksavar bataryası, iki uçaksavar taburu ve iki zırhlı alayın getirilmesi planlanmıştı. Toplam sevk edilecek malzeme miktarı 3,5 milyon ton civarındaydı.
Türk limanları ve demir yollarının günlük malzeme sevk kapasitesi ise 1.100-1.400 tondu. Bu durumda, yılda 560.000 ton malzeme alınabilecekti. 3,5 milyon ton malzemenin alınması mevcut kapasite ile ancak altı yılda mümkün olabilecekti.
Önce Almanya’nın ı9sonra da Rusya’nın tehdidiyle başlayan Türkiye’ye vaat edilen yardımların zamanında teslimi ve Türkiye’nin 1943 yılı sonuna kadar harbe sokulması için;
1. Limanların tahmil ve tahliye kapasitesinin artırılması,
2. Sevk için daha fazla deniz taşıtı tahsis edilmesi,
3. Mersin ve İskenderun limanlarından iç bölgelere demiryolu nakliyat gücünün
artırılması,
4. Kömür tedarik edilmesi,
5. Demiryollarının kapasitesinin zorlanması ile birlikte yeni karayollarının açılması ve
mevcut olanların tesviye edilmesi gerekiyordu.
SSCB, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’ye, Alman gemilerinin boğazlardan geçmemesi konusunda nota vermiştir. Savaş sonrası ise bu durum bir kriz olarak 1953 yılına kadar devam etmiştir.
Bu yazı dizisini hazırlarken Yemen’de uzun yıllar komutanlık yapmış ve seneler sonra sadrazamlığa gelmiş olan Ahmed İzzet Paşa’nın “Feryadım” isimli iki ciltlik hatıratının Yemen ile ilgili bölümlerinden yararlandım. E. Orgeneral Ali Fuad Erden’in “İsmet İnönü” adlı eseri ve Atatürk’ün “Nutuk”u kişilerin tahlili bakımından da bulunmaz kaynaklardı. Osmanlı Arşivi kayıtları ayrıntılara yer veriyordu. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S 47, Bahar 2011, s. 701-731 (İkinci Dünya Savaşı’nda İsmet İnönü ve Churchill Arasında Yapılan Adana Görüşmesi, Dr. Osman YALÇIN) araştırma yazısı ise, II. Dünya Savaşı’nın Türkiye’de yarattığı depresyonun bilinmeyen yönlerini çok net şekilde ortaya koyuyordu. Ayrıca T.C. Dışişleri Bakanlığı sitesindeki bilgilerden de yararlandım…
Tenkitlerde biraz daha insaflı olmak
1. II. İnönü muharebesi sonrasında Atatürk’ün İsmet Paşa’ya yazdığı övgü dolu telgraftan;
“Adınızı tarihin şeref abidelerine yazan ve bütün milletin size karşı sonsuz bir minnet ve şükran duygusu uyandıran gaza ve zaferinizi tebrik ederken…”
2. Churchill’in mektubu
Londra, 31 Mayıs 1950
General İnönü’ye,
Aziz Generalim,
Her ne kadar benim Türk politika işlerine karışmaklığım doğru olmayabilirse de Türkiye’nin mukadderatına riyaset ettiğiniz uzun devrenin kapanmış olduğunu şahsen büyük teessür duyarak okumuş bulunuyorum.
Bana öyle geliyor ki, tarih general olarak kazandığınız zaferlerden başka Türk Cumhuriyeti’ni II. Cihan Harbi’nin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve aynı zamanda Mustafa Kemal tarafından sert mücadelelerle kurulmuş olan liberal ve müterakki hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi hayranlıkla kaydedecektir.
Dostça ve zevkli olan mülakatımızı daima hatırlarım. Politika sahnesinden şimdiki çekilişinizde size en iyi dileklerimi yollarım.
Pek samimiyetle
Winston S. Churchill
Sonuç olarak
İsmet İnönü’yü sadece bir partinin genel başkanı olarak değerlendirip ağır tenkitlerle ona yüklenmek biraz insafsızlık oluyor. 1.700.000 kişilik bir orduyu besleyip ayakta tutmak için ne yapması gerekirdi? Karneyle ekmek ve şeker dağıttığı söyleniyor. Benim babamın eski nüfus kâğıdında da kaç tane damga var bu konuda. Hatıra olarak saklıyorum. Ne yapabilirdi ki başkaca?
Bu doğru bir yöntemdir. Eğer bu yöntem içinde yolsuzluk yapan, şekeri depolayıp fahiş fiyatla satan var ve biliniyorsa onları konuşabiliriz. Hiç geçinemediği Churchill bile yukarıdaki telgrafında yıllar sonra İsmet Paşa’nın hakkını teslim ederken biz neden İstiklâl Savaşı kahramanımıza bu kadar yükleniyoruz?

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV