ÇAY OCAĞINDA BİR SOHBET
Şehir içinde merkezde oturuyorum. Zaman zaman sabah 5.30 veya 6.00 da erken saatlerde kalkıp biraz yürüyüş yaptıktan sonra eski sebze halinin karşısında tarihi BEDESTEN içerisindeki çay ocağına giderim. Çay ocağı diyorum. Ama aslında Anadolu ve Trakya kültür mirasını en iyi anımsatan bizden önceki atalarımızın günlük yaşamlarında kullandıkları ev ve iş malzemelerinin otantik bir şekilde sergilendiği küçük bir kültür merkezi yeridir diyebilirim.
İşte bu mekana sabahın erken saatlerinde cami cemaati, nöbetçi olarak çalışanlar, dışarıdan o saatte ilimize gelen misafirler, çarşı iznine çıkan askerler ve toplumun her kesiminden insanların buluştuğu, tanıştığı ve sohbet ettiği bir yerdir.
Önceki gün bu çay ocağında bulunan insanlar Tekirdağ esnafı ile ilgili sorunlarını dile getirdiler. Onların söylemlerine göre esnaf dükkan ve işyerlerini geç saatte açtıklarını en önemlisi de gerek cami cemaati gerekse dışarıdan gelen misafir vatandaşların çarşı merkezinde bulunan tuvaletlerin saat 9.00’a kadar açık olmadığını söylediler. Ancak 9.00’da açıldıklarını söylediler. İnsanlar ihtiyaçlarını (ufak) ya duvar diplerinde ya da ağaç köklerinde giderdiklerini, dolayısıyla çevrenin koktuğunu hatta bu gidişle ağaçlar asitten dolayı kuruyacak diye espiri yaptıklarını gördüm.
Sevgili okuyucularım. Bu zaruri ihtiyaç sorunlarını benim ilgililere duyurmam için yazmamı istediler. Bende halkın istek ve dileklerini yetkililere duyurmakta aracıyım. Halkın her türlü sıkıntılarını kamu hizmetlerini yerine getiren yetkililere duyurmak adına söz verdiğim gibi yazdım.
Bir hatırlatma ve farkındarlık yaratmak için iş ve dükkan sahiplerine de büyüklerimizin bir özdeyişini hatırlatmak istiyorum.
Büyüklerimiz derlerdiki; Sabahın erken saatlerinde dükkan ve işyerlerinizi besmele ile açar, helal rıskınızı beklerseniz gününüz hayırlı ve bereketli olur ....





Yorum gönder