Deniz Feneri olayı
Kamuoyuna yansıtıldığı kadarıyla fakir yurttaşlara yardım etmek amacıyla yurt dışından özellikle Almanya’da yaşayan yurttaşlarımızdan toplanan para yardımları ile yapılan yolsuzlukların bir koluda ülkemizde olduğu iddiasıyla açılan davada aralarında TRT Eski Genel Müdürü Zait Akman’ın da bulunduğu davayı açan üç soruşturma savcılarının soruşturma dosyasında tahrifat yaptıkları iddiasıyla davadan el çektirildiklerini, ayrıca davalı avukatlarının da söz konusu davada bahse konu iddianın davacısının olmadığı sebebiyle ilgili kişilerin suçlanamayacağını ve davanın reddine dair bir gelişmenin olduğunu yazılı ve sözlü basında öğreniyoruz.
Sevgili okuyucularım. Ben iddiaların doğru ve yanlış olduğu ile, içeriği ile ilgili bir şey söylemiyorum. Sadece bir durum ve benzerlik bakımından yaşanmış bir davayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Benim öğrencilik yıllarımda Elazığ’da bir ramazan ayında hırsızlar Elazığ’ın en büyük camisinde iki adet halı çalıyorlar. Hırsızlar kısa sürede yakalanıp hakim huzuruna çıkarılıyorlar. Davaya bakan hakimin yakın hemşerim olması nedeniyle A.S. iyi danıyordum. Hakim dinine bağlı, beş vakit namazını kılan biriydi. Mahkemede hakim bunlara soruyor.
Neden Allah’ın evinde halı çaldınız? Hırsızlar kem küm ederler. Efendim ihtiyacımız vardı. Çok pişmanız. Bir daha yapmayacağız diyerek kendilerinin af edilmesini istiyorlar.
Hakim Allah’tan, dinden, imandan Allah korkusundan bahsedince halıyı çalanlardan birisinin haklına emen bir cinlik geliyor.
Hakimden söz alarak başlar kendisini savunmaya. Biraz da hakimin dini duygularını hissederek efendim biz bir halt ettik. Allah’ın evi olan camide bu halıları çaldık. Çok pişmanız. Günah işledik diyerek kendini acındırmaya çalışır. Efendim der. siz de biliyorsunuz. Cami Allah’ın evidir. Dolayısıyla biz Allah’ın evinden bu halıları çalmasına çaldık da biz davalıyız. Davacı kimdir der. Hakim Bey davacı Allah olduğuna göre o da bu fakir kullarının hesabını ahirette bizlere soracağına göre davacı kimdir Hakim Bey. Davacı varsa bize söyleyin. Hakim bu durum karşısında çaresiz kalır.
Dua edinki davacı yoktur. Eğer davacı olsaydı en fazla üç dört ay ceza ile kurtulurdunuz. Şimdi Allah’ın evindeki halıları çaldınız. Öte dünyada Allah’ın huzurunda ne kadar ceza alacağınızı biliyor musunuz? diyerek serbest bırakıyor. Daha önce yaşanmış bir olayın adına bir fıkra, belki bir mizah, belki bir hikaye, belki de bir tesadüf diyebilirsiniz.
Demem o ki;
Davanın içeriğini bilemiyorum. Doğruluğunu, yanlışlığını da, haklı ve haksızlığını da bilemiyorum. Eğer hikayedeki gibi ise.....
Bu dünyada davacı yoksa ahirette davacı kim olduğu bellidir.





Yorum gönder