Tükettiğimiz gıdalar sağlılı mıdır?
Sevgili okurlarım. Mevsimlik olarak tükettiğimiz meyve ve sebzelerin en bol olduğu günlerdeyiz. Alış verişimizi çarşı ve halk pazarlarında yapıyoruz. Aldığımız sebze ve meyvenin temiz ve kaliteli olduğuna, hijyenik olup olmadığına ne kadar önem veriyoruz? Veya aldığımız bu yiyeceklerin satış yerlerine dikkat ediyor muyuz? Mesela ana cadde üzerinde satılan yaş sebze ve meyvelerin araba egzos ve dumanından, yolda savrulan tozların da meyvelerin üzerine konmalarından dolayı bıraktıkları mikroplardan haberiniz var mı? Veya balık sezonunun başlamasıyla cadde ve sokaklarda satılan balıkların güneşle birlikte üzerinde sinek bulutlarının oluştuğuna hiç dikkat ediyor musunuz? Veya benim yaşadığım olayda olduğu gibi, aldığımız herhangi bir tatlının tatlandırıcıyla tatlandığından, bayatladığı anda tat ve tazeliğini yitirdiği halde aldıysanız ne yaparsınız? Örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Tüm bunları sıralarken tabiki her tüketici ve her satıcının başına bir görevli dikemeyiz. Neticede satıcının birinci derecede dikkatli ve vicdanlı olması gerekir. Bilinçsiz ve ehliyetsiz insanların gelişi güzel satmaya çalıştığı gıdaların denetimini de yapmakla görevli resmi kurum ve kuruluşlar vardır. Belediye, Tarım İl Müdürlüğü, Çevre ve Sağlık Müdürlüğü ile bunların üst denetleyicisi olan Valilik.
Anılan yetkili kurumların “Biz gerekli denetimleri yapıyoruz.” dediklerini duyar gibiyim. Şunu da biliyorum. Her yetkili kurumun üst düzey yöneticileri bir altlarına denetim talimatlarını da verdiklerini biliyorum. Amma velakin bu görevliler acaba bu benim gözlemlerimi hiç gördüler mi? Gördüyseler bu anlattıklarım yalan mı? Birşey daha söyleyeyim. Belki bu görevlilerin dikkatini çeker diye. Hükümet Caddesinin zaten dar olan cadde üzerinde yemek masalarının atıldığını da biliyorlar mı?
Ha... Aklıma gelmişken ilgililere başka bir konuyu da hatırlatmak istiyorum. Ana cadde üzerinde asılı bulunan bayraklarımızın halini, perişanlığını gören yok mu? Eğer görmüyorlarsa buyursunlar ben göstereyim.
Ayıptır yahu... Sözde vatan, millet, bayrak edebiyatı yapmayın. Konuyu dağıtmadan esas gündemimize dönersek;
Yukarıda anlatmaya çalıştığım durumun önlenmesi için çare var mıdır?
VAR...
Ne yapmalı?
Evvela yerel yetkililerin siyasi gelecekleri uğruna taviz vermemeleri.
Resmi yetkililerde bir alttaki görevlilerine emir vermekle kalmayıp onları denetim ve kontrolünü yapmaları,
Vatandaş olarak bizlerinde yurttaşlık görevi olarak birbirimizi uyarmalı ve yetkililere yardımcı olmalıyız. Yani tıpkı kuvvetler ayrılığı gibi birbirimize destek vermeli, birbirimizi denetlemeliyiz. Zaten demokrasinin ve birlikte yaşamanın gereği de bu değil midir?
Galiba konuyu dağıttık. Yurttaşlık görevi ve bilincinde, kuvvetler ayrılığından, demokrasiden bahsettik.
Keşke bunlarda tam olsaydı da........ Neyse kalın sağlıcakla. Başka bir konuda yazmak ve sizlerin de okuması dileğiyle. Kalın sağlıcakla.





Yorum gönder