Başka İsteğiniz?
Ermenistan Ulusal Meclisi’nin 19-20 Aralık tarihleri arasında yaptığı ‘Türkiye İle İlişkiler’ özel oturumunda uzlaşma sağlayacak öneri veya görüşler yerine yeni istekler belirtilmiştir.1
Türkiye’nin sözde 1915 soykırımı için 14,5 milyar dolar tazminat ödemesi, 301’inci maddenin kaldırılması ve sınırların Sevr anlaşmasıyla yeniden belirlenmesi gibi talepler, bugüne kadar hiç dile getirilmemişti. Aslında bir uzlaşmanın sağlanamamış olması ve sürecin daha da uzayacağa benziyor olması başka isteklerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Bu istekleri teker teker ele alacak olursak:
1. Ermenistan’ın eski Kanada Büyükelçisi Ara Papyan, 1915’deki ‘tehcir’ olayının yarattığı zararın o günün belgelerine göre Frank olarak değerini tespit etmiş ve bugünkü değerinin 14 milyar 500 milyon dolara tekabül ettiğini belirtmiştir. I. Dünya Savaşı’nda sınırı Ruslarla geçen Ermenistan kuvvetleri ile isyanları ilk başlatan Ermeni vatandaşlarımızın kendileri olduklarını ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin insanına verdikleri zararı da biz hatırlatırsak bu sorun içinden çıkılmaz hal alır.
2. 301’inci madde Ermeni heyetinin Türkiye’ye gelip konuşması için bir engel olmadığı gibi Türkiye, Fransa gibi düşüncesini belirten insanların hapse atıldığı veya ceza gördüğü bir ülke de değildir. Kaldı ki, bir grup akademisyen ve bilim adamımız Ermenistan ile ilişkileri iyileştirmek için toplantılar yapmış, görüşler belirtmişlerdir.
3. İki ülke arasındaki sınırların Sevr anlaşmasındaki duruma getirilmesi isteklerini esaslı bir inceleme yapmadan dile getirdiklerini tahmin ediyorum.
a. Hovhannes Şahhatunyan, Ermeni dilinde yazdığı “Eçmiedzin Vilayeti’nin ve Ararat
Başkazası’nın Tarihi” adlı eserinde 1441-1828 yılları arasında Ermenistan’ın Ermeni olmayan 50 ayrı güç tarafından yönetildiğini belirtmiştir.2 1828 yılındaki Türkmençay Anlaşması ile de Rus egemenliğine girmiştir. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti, Mondros Mütarekesi’nin ardından Güney Kafkasya Hükümetleri kurulmuştur.3
b. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Paris’te Barış Konferansı toplanmış, 26 Şubat 1919’da
Milli Ermeni Heyeti Başkanı Bogos Nubar ve Hükümet Başkanı A.Aharunyan tarafından Konferansa “Kafkasya’dan Kilikya’ya kadar uzanan arazi” isteği sunulmuş,4 bu isteğe karşı Osmanlı Hükümeti bir nota vermiştir. İngiltere, Ermeni görüşünü desteklemekle beraber istenen toprak yüzölçümünü küçültmüş, tasarruf edilen topraklar üzerinde bir Kürdistan kurma düşüncesini açığa vurmuştur. Loyd Corc, nüfusu az olan bir Ermenistan’a nüfusu Ermeni olmayan geniş bir toprak parçasını veremeyeceklerini, bağımsız bir Ermenistan’ı korumanın büyük masrafa neden olacağını ve asker vermek yerine silah ve malzeme desteği sağlayabileceklerini belirtmiştir.5
c. Sınır bölgesinde 1919-1820 yıllarında meydana gelen çatışma nedeniyle birçok kez
“Ateş Kes” ilan edilmiş, 3 Aralık 1920’de Türkiye-Gürcistan-Ermenistan sınırlarını düzenleyen Gümrü Anlaşması6, 16 Mart 1921’de Türkiye-Sovyet Federatif Cumhuriyeti arasında imzalanan ve Kafkas sınırlarını Rusların da tanımasını sağlayan Moskova Anlaşması7 ile 13 Ekim 1921’de Türkiye-SSCB-Gürcistan-Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ve bugüne kadar gelen Kars Barış Anlaşması yapılmıştır.8
Bu coğrafya üzerinde Ermenistan, hep başkaları tarafından yönetilmiş, sınırları ile sürekli oynanmıştır. Değerli oryantalist Nicolai Adontz, 1920 yılında İngilizce olarak yayımladığı eserinde “Kapışan iki rakip ülke, İngiltere ve Rusya’nın Türklerin Kürt yanlısı siyasetlerine göz yumduklarını kabul etmek gerektiğini... İngiltere’nin yüzyılların etkisiyle Russever olan Ermenileri Rus karşıtı manevralarda kullanamayacağını anladığını, ağırlığını Kürtlerden yana koyduğunu... Rus ajanları, askeri raportörler ve seyyahlardan bazılarının Ermenistan’ın Kürtlerin asıl vatanı olduğu görüşünü ortaya attıklarını ve çirkin siyasetlerine malzeme hazırladıklarını...” belirtmiştir.9
Ermeni Meclisindeki görüşmelerde sınırların 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Anlaşması’na göre yeniden düzenlenmesinin istendiği belirtiliyor. İyi güzel de, 1920 yılında Ermenilerin Kafkasya’dan Kilikya’ya kadar istediği araziye vermeye niyetlenen emperyal güçler, aynı bölgeyi kesen ve sözde Kürdistan olarak adlandırdıkları kesimi de Kürtlere vereceklerini belirtmişlerdir. Karadeniz kıyısında kurulması düşünülen sözde Pontus Devleti ise Ermenilerin istediği toprakları yine bölüyor. Bu coğrafyada oynanan oyun yine insanları birbirine boğazlatmayı hedefliyor.
Diaspora, husumet üzerine bina ettiği projesini biraz da dostluk ve kardeşlik üzerine geliştirmeye çalışsa büyük çoğunluğuyla yoksulluk sınırında yaşayan Ermeni halkının gelişmesine katkıda bulunmuş olur. Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın yeniden seçime girme endişesiyle siyasetini Türkiye’ye düşmanlık üzerine kurduğu görülüyor. Daha gerçekçi bir yaklaşımla çözüme hizmet etmesi iki ülke arasındaki buzları eritecektir. Birtakım kişisel beklentilerin ülkelerin geleceğini değişik şekilde etkileyebileceği unutulmamalıdır.





Yorum gönder