20 Ağustos 2017 Pazar

Değirmenaltı’nda Bir Başarı öyküsü

Gülçin Bilmeçeral, Değirmenaltı Mahallesinde ev yemekleri yapan bir lokanta sahibi. 49 yaşına kadar ev hanımlığı yapan Bilmeçeral, çocukları büyüttüğünü düşünerek çalışmaya karar veriyor. Çevresindekiler çalışmak için geç kaldığını söylese de aldırış etmiyor. Çalışıp çabalayarak çok iş yapan bir lokantaya sahip oluyor.

09 Ağustos 2017 Çarşamba 14:12
Bu haber 2551 kez okundu
Değirmenaltı’nda Bir Başarı öyküsü


 Trakya Gazetesi: Sayın Gülçin Bilmeçeral, yıllarca ev hanımlığı yaptıktan sonra 49 yaşında çalışmak ve bir işletme sahibi olmak nereden aklınıza geldi. 

Gülçin Bilmeçeral: Ben yıllarca ev hanımlığı yaptım. İki tane evlat yetiştirdim. Sosyal faaliyetlerde çalıştım. Yıllarca evin işleri yemek bulaşık falan derken bir de baktım ki zaman geçmiş, çocuklar büyümüş, torun sahibi olmuşum. 49 yaşında kendimi bir anda "atıl" işe yaramayan bir duyguyla boşta hissettim. "Düşündüm ve en iyi yaptığım iş nedir?" diye kendi kendime sordum. En iyi yaptığım işin "ev yemekleri" olduğunu söylüyorlardı. Ben de dedim ki: "Öyleyse ben de ve bu ev yemekleriyle ilgili bir lokanta açmalıyım ve iş hayatına dahil olmalıyım."

Trakya Gazetesi: Bu işe karar verdikten sonra ilk tepkiler nasıl oldu?

Gülçin Bilmeçeral: Önceleri, "Çok geç kaldın, yaşın 49 olmuş, bırak bu hayalleri..." dediler. Fakat sonra bu ev yemekleri ile ilgili lokanta açma işinin hayalden öteye geçirip gerçekleştirebileceğimi çevremdeki herkesi ikna ettim. Sağolsun eşim çok büyük destek verdi. Eşim de zaten üretimden ticaretten anlayan bir insan. Bir fırın işletmecisi kendisi. Eşim, benim kararlı olduğumu gördükten sonra işletme açma ile ilgili konularda bana çok destek verdi. Netice ortada, tıklım tıklım  müşteriyle dolu olan bir "ev yemekleri" lokantası sahibiyim şu an...

Trakya Gazetesi: Nihayetinde 49 yaşında iş hayatına atılmaya karar vermişsiniz. Muhakkak zorluklarla karşılaşmışsınızıdr. Açılış aşamasında ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Gülçin Bilmeçeral: Ben, insanın isteyince başaramayacağı şey yoktur derdim hep. Bu işe başlarken çok zorluklar yaşayacağımı biliyordum. Hakikaten öyle de oldu. Şimdi lokantamızın bulunduğu mekan iş yapmayan bir mekanmış. Bu mekanı gözüme kestirdim.  Bana dediler ki: "O mekanda iş yapamazsın!" Ben de dedim ki: "Yaparım, yeter ki insanda azim, çalışkanlık ve sabır olsun!" Ve nihayet gözüme kestirdiğim bu mekanı devralarak lokanta açma hazırlıklarına başladım.  Temizlik, dekorasyon lokanta araç gereçlerinin alınması, işletmenin açılması hazırlıkları derken lokantada yatıp kalkacak derecede kendimi hazırlık işlerine verdim. Gece çok geç saatler kadar kalıyor hazırlıklar yapıyordum. Bazen masaya başımı koyduğum zaman uyukladığım oluyordu. Ayrıca şunu da söylemek isterim ki girişimci kadınlar için devlet KOSGEB falan gibi kurumlarla teşvik vermektedir. Ben hiç bir yerden maddi destek almadan kendi imkanlarımla bu işe giriştim.

Trakya Gazetesi: Lokantayı açtığınızda ne gibi gelişmeler yaşandı?

Gülçin Bilmeçeral: Lokantayı açınca ilk önce hiç müşteri gelmedi. Sonra çevrede inşaat işçilerinin peynir ekmek yediklerini gördüm. Onlarla konuştum. İnşaat işçilerine şöyle söyledim: "Benim lokantama gelin ev yemeklerini ben size çok ucuza vereceğim." dedim. Tabldot usulü etli yemek dahil 8 liraya vermeye başladım. İlk müşterilerim çevredeki inşaat işçileriydi. Çevredeki bütün işçiler duymuş. Öyle ya bir kap etli  ve sulu yemek olmak üzere 4 kap yemek 8 lira... Üstelik yemeklerim çok temizdir ve bol kepçedir. Birden ünüm arttı. Ucuz ve temiz yemeği kim sevmez ki...  

Trakya Gazetesi: Şu durumda ne aşamadasınız? Ne tür yemekler çıkıyor? Fiyatlarınız nasıldır?

Gülçin Bilmeçeral: Şu an bir kap etli yemek olmak üzere 3 kap yemek 10 lira, 4 kap yemeği ise 12 liradan veriyoruz. Yemeklerimiz her gün değişmekte. Bol sulu yemek çeşitlerimiz var. İzmir köfte, kuru fasulye, çorba, karnı yarık, mantı, kadın budu köfte, arnavut ciğeri mantar sote  ve çeşitli  sebze yemekleri yapıyoruz. bunun yanı sıra pirinç pilavı bulgur pilavı da yapıyoruz. Ayrıca dileyenler için tavuk döner de yapıyoruz. Kendi turşumuzu kendimiz kuruyoruz. Yoğurdumuzu kendimiz yapıyoruz. Bir çok ürünü hazır almıyor kendimiz yapıyoruz. Ben prensip olarak evde kendim kullanmadığım ürünü lokantamda kullanmam. Bir çok hileli ürün var piyasada. Asla hileli ürün almam. Tabi bunu müşterilerde görüyorlar. Sonuç olarak müşteri profiline baktığımızda; İşçiden öğrenciye ve öğretim görevlilerine kadar herkes var. Lokantamda bir masada profesör karnını doyururken diğer bir masada bir inşaat işçisi görebilirsiniz. 


Haber Merkezi

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV