banner58

Kâğıthane’deki Arşiv’e gitmek üzere evden çıktım. İlk vasıtam metro… 16-17 yaşlarında bir kız… Başında bir bant ve bantta “I am a belieber” yazısı. Sordum, “belieber” ne demektir diye…
---Siz bilmiyor musunuz?
---Hayır. Öğrenmek istedim.
---Castın Biber seveni demek, dedi. Uzattığım not defterime yazmasını rica ettim. Okunduğu şekliyle yazdı.
Oysa “Justin Bieber” hayranı olduğunu söyleyen bu kızcağız onu tanımadığı gibi “belieber”lerin davranış biçimlerine de ayak uyduramamış, fanatizmin doruklarına çıkamamıştı. Halbuki jiletçi Müslümcüler kendilerini her zaman damgalamakla bilinirler. Aynı düşüncedeki “belieber”ler de kollarına jiletle isim yazabiliyorlar. Parası olmadığı için Justin’e benzeme şansı yok, photoshopla düzenleme veya düzeltme de yaptıramaz.
Sadece başına bant takarak etrafındakilere nasıl bir mesaj vermek istiyordu, çözemedim inanın…
Taçsız belieber, daha geniş hayallere uçman dileğiyle!
***                               ***                                  ***
…Vapurdan çıktım. Perşembepazarı’ndan tünelle Şişhane’ye çıkacağım.  Bindin, kapılar kapanırken bir genç son anda kapıdan içeriye kendini atmaya kalktı. Bir kolu kapıya sıkışınca kapı yeniden açıldı.
---Daha kötü bir şey olabilirdi. Allah korudu, dedim.
---İşe gitme sevdam beni bu hale getirdi abi.
***                               ***                                  ***
Buradan çıkınca da Welldone Kafe’de dostlar meclisine uğrarım. Mimar Cem Aydın ve Müteahhit Metin Baş her sabah belli bir mekânda iş yaptıkları bazı kişilerle oturur, yapacakları işleri koordine ve takip ederler. Ben de bir iki kahve içimi süresi kadar onlara takılırım ve hep birlikte yarenlik ederiz.
Günlerden pazartesi… Mimar Cem ve çalışma arkadaşları sabah toplantısında… Büyük çoğunluğun grip olduğu böylesi bir günde hastane acil servislerinin grip vakalarıyla dolduğu anlatılıyor.
Ben de söze girerek her yıl ekim ayının sonunda grip aşısı olduğumu ve aşı olmanın faydasını söylüyordum. Cem hafif grip kapmış, arada bir öksürüyordu. Metin;
---Ben bi’ mevsim başında bi’ de mevsim sonunda aşı oluyorum. Cem Bey siz grip olmuyor musunuz? diye sordu. Cem her zamanki muzipliğiyle cevap verdi:
---Ben de mevsim başında grip olurum, mevsim sonunda kapatırım…
***                               ***                                  ***
Yine günlük toplantılardan birindeyim. Yılbaşı öncesinde konuşulan bir konu görüşülüyor. Metin Usta hatırlayamayınca not kâğıtlarına bakmak ihtiyacını hissetti. Her cepten bir avuç kâğıt çıkarıp masanın üzerine koyunca Mimar Cem güldü…
---Bu çıkarılanlar 2018 ajandası mı?
***                               ***                                  ***
Cem anlatıyor yine. İki gemi... Aralarındaki iskeleye bağlanmışlar.  Gençler  iskeleden koşarak denize atlıyorlar. Bunlardan birini tanıyor ve onun kesinlikle yüzme bilmediğini biliyorum. Herkes gibi koştu geldi ve atladı. Bir süre sonra çırpınmaya ve hava kabarcıkları çıkarmaya başladı. İki genç atlayıp çıkardılar onu. Yanımıza geldiğinde sordum:
---Sen yüzme bilmiyordun, neden atladın?
---Yüzme bilmediğimi şimdi öğrendim.
***                               ***                                  ***
Sabah toplantılarına gelirken Metin çerez alıp getiriyor, gayet kontrollü şekilde diyet yapan Cem ise Metin’e çerez getirmemesini söylüyordu. Metin de yemekte ısrarlıydı.
---Can boğazdan gelir Cem Bey.
---Can boğazdan gelir, ama oradan da çıkar.
***                               ***                                  ***
Bugün yolun yarısına geldik. Kâğıthane’ye gidene ve oradan da dönene kadar epey zaman var. Kim bilir nelerle ve kimlerle karşılaşacağım. Bunları da bir sonraki yazımda sizlerle paylaşırım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.