Vefa bir semt adı olmaktan kurtulduğunda insanlık alemi güzel şeyler yapmayı başaracaktır.Vefa duygusu ne güzel bir histir insana insan onuruna yakışır bir hayat sürmesini nasihat eder.kalmışmıdır bir yerlerde kalmıştır tabi bizim işimizde o hissiyatı o ruh halini insanlara aktarabilmek.
‘’Malum  Üç Mayısı geride bıraktık ,bir yanımızın Turancı olduğunu dostlarımız bilir,hatta bazı iddalarımızda vardır dünyaya adalet ancak Türkler dünyaya hükmederse gelir diye tarihte bunun bir kaçta örnegi vardır Göktürk İmparatorluğundan Osmanlı imparatorluğuna kadar ve dahi vatandaşı olmaktan onur duyduğum Türkiye Cumhuriyetide dahil olmak üzere, Türkler yeryüzündeki adeletin temsilcisi olmuşlardır.Nerede mazlum bir millet var ise yüzünü çevirmiş Müslüman Türkten yardım beklemektedir.  Üç Mayıs Türkçülük bayramını  ve bu günün anılmasında çile çeken canları, kıymetli büyüklerimizi hatırlamak ve  vefa borcumuzu sunma sorumluluğumuzdan kıyamet kopana kadar vaz geçmeyeceğiz o kıymetli insanların Ruhları Şad Mekanları Uçmag Olsun...’’
Ve biz bu haftaki konumuza dönelim klişe bir söz oalcak lakin vefayı bir semt adı olmaktan nasıl kurtaracağız ne yapmalıyız kımetli büyüklerimiz bunun için neler demişler bir göz atalım. Anadolu coğrafyasının gönül adamlarından Mevlana Sultan ”Yaşam gülmeyi ,sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir.”demiş bizde bu sözlere yine gönül adamının sözleri ile parantez açalım,”Verdiğin sözde vefa edersen, Allah’ta senin ahdini korur. Ahde vefa eden, ahde vefa bulur. Kime niçin söz verdiğini bilen ve sözünü yerine getiren, tenini iplik haline kor, o sözün etrafında dolanır ve ahdini örer durur. Ahde vefa etmek, (verdiği sözde durmak) gönülle olur. Çünkü gönül, ahdini (sözünü) hatırlatır, gönül unutkanlık perdesini yırtar. Sözünü yerine getirmemek ahmaklıktandır. Verdiği sözde durmak, temiz insanların işidir. Yalancı dolancı adam, dinde de vefakar olmadığından her an sözünü, yeminini bozar. Şükür ehlinin ve vefa sahiplerinin elde ettikleri hiçbir zaman kaybolmaz. Çünkü talih onların daima peşinden gelir. İnsan bir ağaca benzer, sözü de ağacın köküne. Kökün iyileşmesine, sağlamlaşmasına çalışmak gerek. Bozuk düzen ahidve vefa duygusu, çürümüş kök gibidir. Kökü çürümüş ağaç meyve vermez. Şeytan gibi hasetçi değilsen dava kapısını bırak da vefa kapısına gel. Köpeğe bir kapıdan, bir lokma ekmek verilse o kapıya bağlanır, hizmetkar olur. Kapıya bekçi kesilir. Ona eziyet edilse, yiyeceği layıkıyla verilmese bile o kapıyı asla bırakmaz. Bizlerde  gönül ehlinin kapısından ab-ı hayat içelim, gözlerimiz açılsın ve  unutmayalım.” 
”Dostlarını daima vefa ile hatırla can !
Arayan sen ol, bulan sen ;
Tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen.
Kula vefası olmayanın Hakk’a vefası olmaz..! 
      Mevlana sultan ne güzle tarif etmiş vefayı evet arayan biz olacağız sözünde duran yine biz ve biz vefasızlara benzemiyeceğiz.İstikbali için vefasızlık yapanlarada yolunuz açık olsun diyeceğiz bir yerimizdeyiz lakin siz yuvaya artık dönecek yüze sahip değilsiniz.
  Vefa,sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişanesidir, dostluk borcudur. Vefa, sözünün eri olmaktır, hatırlamaktır, iyiliği unutmamaktır, kendi sorumluluğunu hissetmektir. Vefa, Müslüman Türkün en belirgin özelliğidir. Allah insanı, iman ve amel noktasında sözünü tutacak fıtratta yaratmıştır. Vefasızlık bu anlamda fıtrata ters düşmektedir.Sevgimizi sürdürmemize ve dostluğumuzu arttırmamıza vesile olan vefa duygusudur.
     Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz’in hayatı, baştanbaşa vefâ tezâhürleriyle doludur. Allah Resûlü Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem  Efendimiz, “ vefâ”ya ayrı bir ehemmiyet vermiştir.
Nitekim bir defasında uzun bir yolculuğun ardından kendisiyle birlikte cihâda katılmak maksadıyla yanına gelen ve;
“‒Anne babamı ardımdan ağlar bırakıp Sana geldim yâ Resûlâllah!”diyen bir gence;
“‒Onların yanına geri dön ve ikisini de nasıl ağlattıysan öylece güldür!”buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Cihâd, 31; Nesâî, Biat, 10; İbn-i Mâce, Cihâd, 12)
Bir keresinde Abdullah bin Ömer radıyallâhu anhumâ, Mekke yolunda bir bedevî ile karşılaşır. Ona selâm verir, binmekte olduğu merkebe onu bindirir, başındaki sarığı da ona giydirir.
Bu manzaraya şahit olan Abdullah bin Dînar, İbn-i Ömer’e;
“‒Allah hayrını versin, bunlar bedevîdir. Basit şeyler onları mutlu eder.”der. Abdullah bin Ömer ona şu şekilde cevap verir:
“‒Bunun babası, babam Ömer bin Hattâb’ın dostu idi. Ben Rasûlullâh’ın şöyle dediğini işittim:
«İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun âilesini kollayıp gözetmesidir.»” (Müslim, Birr ve Sıla, 11-13)
 Onun Yaşantısıdnaki vefa örneklerini saymak ile bitiremeyiz lakin bizlerinde bu kıssalardan ve hadislerden bir pay bir hisse sahibi olması gereklimdir evet gereklidir derim.yine peydamberimiz Kuşkusuz ahde güzel bir şekilde vefâ göstermek îmandandır.”buyurur. (Hâkim, Müstedrek, I, 20) 
Mehmet Akiften bir nakil ile noktalamak istiyorum bu haftaki muhabbetimizi:
    Mehmed Âkif, kızının nikâh akdine çok sevdiği ahbâbından olan Bosnalı Ali Şevki Efendi’yi dâvet etmiş. Yaşlı hocaefendi bu dâvete biraz geç gelmiş ve gecikme sebebi olarak da Vefâ Yokuşu’ndan çıkışının biraz vakit aldığını söylemiş. Merhum Âkif de bu yerinde mâzereti, yerinde bir hakîkatle mezcederek mütebessim ve mânidar şekilde şöyle cevaplamış:
“–Hangi Vefâ Yokuşu’ndan bahsediyorsun hocaefendi? Şimdiki nesil, o yokuşu çoktan düzledi.”
 selam ve dua ile....
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

jokerbet

tempobet

youwin

hepsibahis

grandpashabet

buca escort