20 Ağustos 2017 Pazar

Vefa duygularımızı niçin hapsediyoruz?

03 Ağustos 2015, 13:48
Bu makale 2829 kez okundu
Vefa duygularımızı niçin hapsediyoruz?
Hikmet AKSOY

 Mart ayı çoktan geçti. Hem de çok soğuklar yaşamadan… “Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır” durumuna düşürmeden… 

      Ama,  kediler  hala damdan bir türlü aşağıya inmiyor. Sıcaklar bastırdı, onlar hala orada birbirlerini tırmalamak ve arada bir  -kimi zaman-  öfkeyle  miyavlamalarını çeşitli makamlardan  seslendiriyorlar.

      “-Miyaaavvv!..  Miyaaaaaavvvvv!..”

      “-Miyavvv!.. Fıı.. Fııııvttt!  Hııvf!.. Miyaaauuu!..”

      Öfkenin kedicesi…  Bayağı da canhıraş çıkarılan bir öfke sesi…

     “Paylaşmak kavgası”ndan doğan bir öfke… Sıra kapma sorunu…

      Herkes gibi ben de bu kedi öfkesinin zamanlı, mevsimlik olduğunu biliyorum, ama bu kedilere ne oldu böyle?  Mart ayının üzerinden nerede ise dört ay geçiyor, hala damda miyavlıyorlar.

      Kavgayı bıraksalar  -kim bilir- ne de güzel yumak gibi yavruları doğacak, oysa…

      Kediler gibi kimi insanoğlu da huy değiştirir oldu ne yazık ki…

                                                                 X    x   x

      CAŞ adlı bir köpeğim vardı, Kangal cinsi… Çok sevdiğim hayvanlar dünyasına kapım onunla açılırdı. Günüm onunla başlar,  yaşama heyecanıma CAŞ’ımın sevgi gösterileriyle başlangıç yapardım.

      Yemeğini hazırlamak, kulübesini düzeltmek, onu gezdirmek yaşamıma renk katıyor, CAŞ üzerinden hayvanları az-çok tanımaya çalışıyordum. Tabii ki köpeklerin farklı, kedilerin, ineklerin vd…  hayvanların farklı dünyaları var, bunu bilmek gerek…  Yüce Allah, her bir hayvan cinsini farklı algılarla insanoğlunun hizmetine vermiş… Yeter ki, bu  “hizmet alanı”nı keşfedebilelim… 

      CAŞ, evimim bahçe sınırlarını kendi akıl ölçülerine göre bellemiş, içeri girenleri  -insan olsun, hayvan olsun-  önce haylayarak uyarır, olmazsa üzerine gider, tel ögülerle sarılı alanın içine sokmazdı.

      Sadık bir bekçiydi… Koruyucusuydu ailemin…

      Kendisini sahipleneni sahiplenme, koruma duygusundan doğan bir bağlılık/sadakatti CAŞ’ın dünyası…

      Sahibi ile vardı, sevgisini o önce sahiplenip sergilerdi sevenine karşı… Bir sabah kalktım köpeğim yok. Belki bahçenin bir köşesinde uyuyordur” diye düşündüm. Akşam eve dönünce sordum,  “-CAŞ geldi i?” diye… Hayır yanıtını alınca  “Bu hayvan böyle yapmazdı. Bir şey mi oldu?”  kurdu düştü içime… Sabahleyin belediye temizlik işçilerine sordum, canlı-ölü görüp/görmediklerini… Sormaz olaydım;  bir işçi  “- Abi, onu zehirlenmiş olarak çeşmenin yanında bulduk…” demesin mi? ÇAŞ’ımın zehirlenme sonrası duyduğu susamışlıkla çeşmeye koşması gibi bir duygu sardı benliğimi… Kendimi tutamadım. Sonrasını anımsamıyorum. Şimdi bir yalnızım ki…

                                                          X      x     x


      Evcil hayvanlar dışındakileri de ehlileştiren insanoğlunun hayvanlardan gördüğü sadakati/sevgiyi niçin birbirinden esirgiyor  anlayamıyorum?

      Niçin vefa duygularımızı kaprislerimizin dehlizlerine hapsediyoruz? 


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV