19 Ekim 2017 Perşembe

Sokak ortasında dehşet saçtı

ÜNİVERSİTELERİMİZ NEREYE GİDİYOR

29 Ağustos 2017, 14:38
Bu makale 2465 kez okundu
ÜNİVERSİTELERİMİZ  NEREYE GİDİYOR
Poyraz Ülger

 Toplumsal anlamda, insanların hem birey ve hem de toplum olarak, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için, yaşadığı çağa sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan uyabilmeleri ve bu konularda sorunlarını çözmüş olmaları zorunludur. Burada çağa uyumun ve ekonomik kalkınmanın sağlanmasında en önemli etken, bence eğitim ve öğretimdir. Eğitim ve öğretimin, üretim ve hayat standardı açısından ne kadar önemli bir yatırım olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekir.

Toplumsal çağdaşlaşmanın ve gelişmenin temelinde bilgili olmak esastır. Bunun için de, en önemli görev üniversitelere düşer. Yükseköğretimde çeşitlilik, rekabet ve hareketlilik çağı yakalamayı getirir. Ayrıca üniversitelerin etkileşim ile edinilen deneyimlerin, yeni bilgi üretimini de tetiklediği bir gerçektir.
Türkiye’de genç nüfus iş beklemektedir. Bunun yanında çağı yakalamayı ve dünya standartlarına yaklaşımı istemektedir. Burada üniversitelere çok önemli görev düşüyor. Ülkemizin hızlı bir biçimde gelişmesi ve kalkınması için, nitelikli insan kaynağını sağlayan yükseköğretimin önemsenmesi gerekir. Çünkü çağdaş bir yükseköğretim, ekonomik sektörlerin bilgiye dayalı gelişme ve yüksek katma değer yaratabilme özelliklerini dikkate alır ve onun gelişimini hızlandırır. Bilindiği gibi, Yükseköğretimi üstlenen Üniversitelerin, öğretim ve araştırma olmak üzere iki temel görevi ile birlikte; gerekli bilgileri öğretim ve kültür yoluyla genç kuşaklara aktarmak, bilgileri geliştirmek ve yaymak, bilim ve yeni teknolojiler üretmek, nitelikli insan gücü yetiştirmek, gelişen ve çoğalan bilim dallarındaki bütünleşmeyi sağlamaktır.
Üniversitelerin kurulduğu günden bu yana, evreni ve evrendeki varlıkları anlamaya, çözmeye çalışmak, günümüzün çağdaş yaşamının oluşturulması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesinde önemli katkıları oldu. Üniversiteler var olduğu günden bu güne toplumsal eğitim, öğretim, araştırma, geliştirme, planlama, idari faaliyetler, kamu hizmetleri, ulaşım, yenileme, tasarım ve uygulama gibi alanlarda katkı sağladılar. 
Günümüzde üniversiteleri en çok düşündüren konu, küreselleşmenin getirdiği bazı zorlukların yanında, endüstrileşmiş dünya ile gelişmekte olen dünya arasındaki eşitsizliğin nasıl giderileceğidir.
Ülkemizde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile Üniversitelerimizde “özgün düşünce ve eserlerin kutsallığı” ve dolayısıyla korunması zorunluluğu getirildi. Daha sonraları yapılan tüm Yüksek Öğretim Yasalarında, bilimsel özgünlük tanımı, yasayı yapanlara göre tanımlandı. Yapılan Yüksek Öğretim Yasalarında “özgün düşünce ve bilim” ön plana alınmadan, bilimsel özgürlük ön plana çıkarıldı. Böylece, daha çok bilimsel etik kurallarına bağlı kalma koşulu ile araştırma yapma gerekliliği getirildi. Bundun dolayı da 1950 ‘li yıllardan sonraları yapılan her yeni Yüksek Öğretim Yasasında Üniversiteler, “ düşünce ve bilgi üreten kurum”  olmaktan uzaklaştırıldı. 
Üniversite toplumsal yaşam kalitesini yükseltmede sürdürebilirlik görevini üstlenirken, kendi yapısında da birçok evreyi oluşturur. Öncelikle ürün, malzeme ya da örneklerin alternatiflerini kullanmak, kullanımı azaltmak, verimliliği artırmak ve yeniden kullanılabilir malzemeleri kullanması gerekir. Bunu izleyen evrede, araştırma ve eğitim –öğretime odaklanır. 
21. Yüzyıldaki üniversitelerin temel anlayışları, günümüz modern yaşamın oluşturulması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi üzerine yönelmelidir.  Bu gün başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok üniversitesi “Sürdürülebilir Üniversite” olma çabası ve dünyada ilk beş yüz üniversiteye girme çabası içindedir.
Üniversitelerimizin çağı yakalama ve dünya üniversiteleri sıralamasında üst sıralara ulaşma çabaları ve sürdürülebilirlik yaklaşımları,  ülkemizin daha sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek toplumunu yaratacaktır.
Türkiye Üniversiteleri bu gün bir çıkmazın içindedir. Üzerlerine ölü toprağı atılmış gibi, sessizleştirilmiştir. Eğitim-öğretim ve araştırma bir tarafa atılmış, her kesimde bir siyasileşme olgusu hâkim. Bir planlama olmadan önüne gelen üniversiteye tepeden üretime dönük olmayan bir sürü gereksiz fakülte açılmıştır. Neredeyse her üniversiteye gerekli olan bir mühendislik fakültesini yanına bir de ilahiyat fakültesi elzem görülmüştür.
Devasa yatırımlar, devasa akademisyen kalabalığı olan bir sürü üniversitemiz var. Son verilere göre 2016-2017 akademik yılında, her ilde en az bir tene olmak üzere iki yüze yakın üniversitemiz var. Ama gel gör ki yeni yayınlanan Londra merkezli üniversite derecelendirme kuruluşu “Quacquarelli Symonds(QS): Dünya Üniversiteler Sıralaması 2016-2017 sıralaması” öyle içi açıcı değil. Dünyada ilk beş yüz üniversite sıralamasında sadece altı üniversitemiz yer alıyor. Bunlardan Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Atılım Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi Vakıf üniversiteleri; devlet üniversitesi olarak sadece Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Üniversitesi var. Bu sıralamada Bilkent, Koç, ODTÜ, Boğaziçi geçen yıla göre sıralamada düşüş göstermişlerdir.
Şimdi bu üniversiteleri yönlendiren YÖK o devasa binalarında ne yapıyor diye sormak, insanın aklına gelmez mi? Yazık oluyor bu ülkenin gençliğine sayın üniversite yöneticileri. Bendeniz elli yılını üniversitede akademisyen olarak çalışan emekli bir akademisyen olarak, üzülmeyeyim de kimler üzülsün. 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV