23 Temmuz 2019 Salı

Sitespora 4 yeni oyuncu

TÜRKİYE-ABD KRİZİ-II

11 Temmuz 2019, 17:44
Bu makale 243 kez okundu
TÜRKİYE-ABD KRİZİ-II
Cengiz Baysu

 Türkiye-ABD krizine İsrail’in bakışı

(Bölüm II)
Bölüm I2deki açıklamalara baktığımızda 2018 yılının oldukça Türkiye aleyhinde görüş ve demeçlerle dolu olduğunu görüyoruz. NATO pek de üzülmüşe benzemiyor ve Eurosam’la da anlaşma imzalayan Türkiye’nin S-400 alımının geçici bir önlem olabileceğini, kısa bir süre sonra düzelme görüleceğini belirtiyor.
NATO yetkilileri Türkiye’nin Kâbil Havaalanının korunması gibi görevlerle ittifak içi yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek Ankara’nın NATO-AB Güvenlik Anlaşması’nı engellemediğine dikkat çekiyorlar. Tabii bir de vaz geçemedikleri (!) konu var: Türkiye’nin terörizm konusundaki, kırılganlığını anlayışla karşılıyorlar ve mülteci yükünü omuzlamasını övüyorlar.
Yine Economist’teki yazının devamında Türkiye’nin jeopolitik önemine vurgu yapılarak “… bir ülkenin NATO üyeliğinin askıya alınması ya da ittifaktan ihraç edilmesine yönelik bir mekanizma olmadığı…” kaydediliyor.
Gelelim İsrail’in bu krize bakışına
22 Mayıs 2018 günü İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı, aralarında ABD ve Türkiye’nin de bulunduğu dokuz ülke tarafından geliştirilen F-35 savaş uçaklarını muharebede kullanan ilk ülkenin kendileri olduğunu açıklamıştı.
İsrail basını, İsrail’de buluşan 20 ülkenin hava kuvvetleri komutanlarına yönelik konuşmasında İsrailli komutanın “F-35’leri Orta Doğu’nun her yerinde uçuruyoruz ve iki ayrı cephede şimdiden kullandık” dediğini yazmıştı. İşin gerçeği ise İsrail’in ABD’nin ardından F-35’lere kavuşan ikinci ülke olması ve bu uçakları Suriye’deki İran kamplarına ve Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik olarak kullanmış olmasıydı.
İsrail Hava Kuvvetlerinin Mısır’daki Sina Yarımadası’nda bulunan İslamcılara ve Sudan’da Hamas için silah kaçakçılığı yapan kişilere de hava saldırıları düzenlemiş olabileceği ihtimal dahilindedir.
Aralık 2018’de ilk iki F-35 uçağını teslim alan İsrail’in elinde 50 civarında uçak bulunduğu değerlendirilmektedir. 2018 yılı ortalarından itibaren bazı ABD’li senatörler, Türkiye’ye F-35 satışının engellenmesini talep ediyor. Bugün için elinde nükleer güç bulunduran İsrail, F-35 uçaklarına da sahip olmakla bölgesel bir güç olduğunu hatta Türkiye’nin önüne geçtiğini ima etmektedir.
Bu üstünlüğünü, ABD’nin bir süre daha pohpohlamasıyla devam ettireceği değerlendirilebilir. Doğu Akdeniz’de petrol aramaları başladığından beri İsrail baş aktör olarak senaryodaki yerini almıştır. Türkiye Deniz Kuvvetleriyle bu üstünlüğü kıracak güçtedir.
Haziran 2019’da son gelişmeler
Amerikan merkezli basın kuruluşu Bloomberg, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı arasında görüşmeler yapıldığını, sürdüğü, Türkiye’ye uygulanacak en sert yaptırım paketinin ne olabileceği veya Türk ekonomisinin ağır şekilde tahrip edileceği yöntemler üzerinde çalıştığı haberlerine yer vermektedir.
En çok öne çıkan seçeneğin ise, Türkiye’nin stratejik savunma sanayi şirketlerinin “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” (CAATSA) kapsamında yaptırıma tabi tutulması olduğu şekliyle ortaya çıkmış olmasıdır.
CAATSA nedir?
CAATSA, “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası”nın İngilizce kısaltmasıdır. 2017’de Kongre’nin onayladığı yasa Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye son dönemlerde uygulanan yaptırımların yolunu açmıştır.
Eylül 2018’de ise ilk kez Çin’in Merkezi Askeri Komisyonunun Cihaz Geliştirme Departmanına karşı CAATSA altında dolaylı yaptırım uygulanmıştır.
Savunma sanayi şirketlerine yönelik CAATSA yaptırımlarının devreye girmesi durumunda bu şirketlerin ABD finans sistemine erişimi engellenebilecek ya da şirketlerin ABD’li firmalarla iş yapması, ABD’den ara malı, parça alması önlenebilecektir.
Son olarak ABD’nin görevden ayrılacağını açıklayan Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a bir mektup yazmış ve S-400’lerin teslim alınması durumunda yaptırım konusunun gündeme geleceği uyarısında bulunmuştu. Türkiye’den bu mektuba verilen yanıtta, kullanılan dilin müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığı belirtilmişti.
Ekonomik kararlar
Türkiye, ABD’nin en eski ve büyük ticaret programı olan GSP’den de çıkarılmıştı. Bu programda 120 ülke yer alıyor ve program, faydalanan ülkelerde ve bölgelerde ekonomik kalkınmayı teşvik etmeyi amaçlıyor.
ABD, GSP kapsamında Türkiye’den 1,66 milyar dolarlık ithalat yaptı ve bu rakam toplam ithalatın yüzde 17,7’sini oluşturuyor. GSP kapsamında alınan başlıca ürünler otomobil, otomobil parçaları, mücevher, değerli metaller ve taşlardır. ABD’nin aldığı bir diğer karar ise, casuslukla suçlanan Pastör Andrew Brunson’ın salıverilmesini sağlamak adına ekonomik baskı yapmak için Türk çelik ve alüminyum ürünlerine getirilen ek gümrük vergisinin tekrar yüzde 25’e çekilmesi olmuştur.

Şirket mi yönetiliyor, bakkal defteri mi düzenleniyor, belli değil… Canım istedi böyle yapacağım, canım istedi şöyle yapacağım… Kasada para biterse Arabistan için yeni tehdit senaryosu yazacak ve silah satarak hazineyi dolduracağım. Gelecek seçim için Yahudi ve Ermenilerden de destek alarak saltanatımı daim edeceğim. (İmza Başkan Trump)

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV