Türk Amerikan ilişkileri son birkaç yıldan beri dibe vurmuş durumda… 1974 Kıbrıs Harekâtı’nın 10 yıl sonrasında İskenderun’da görev yapmıştım. Kıbrıs’a gönderilmesi planlanan birlik olarak benim birliğim seçilmişti. Sıralı komutanlarca her hafta denetleniyordum.
Sıkıntısını en çok çektiğim malzeme muhabere malzemeleriydi. AN/PRC-10 telsizleri teknik olarak çok geride, muhabere mesafesi nerdeyse 20-30 m, kalibrasyonu sabitlense bile sık sık kayan, pil veya batarya ikmali yapılamayan malzemelerdi. Bunun acısını çok yaşamıştım. Konuya dönmek gerekirse Türk-Amerikan ilişkilerinin bozulmasında milât olarak Kıbrıs Barış Harekâtı’nı göstermek daha doğru olacaktır.
İlişkilerin bozulmasında diğer faktörler
Türk-Amerikan ilişkilerinin bozulmasında Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füzeleri, Fethullah Gülen’in iade talebi, dilimizde tüyler bitiren Amerika’nın YPG’ye desteği, Kongre’deki Türkiye karşıtı girişimler, Türkiye’de hapiste bulunan Amerikan vatandaşları ve şimdilik biraz rahatlamış görünen rahip Andrew Brunson sorunu gibi açmazlar liste başında yerini almıştı.
Rahip Brunson’un serbest bırakılmamasına tepki olarak ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması ve Türk yetkililerin yaptığı sert açıklamalar derin bir krizin ortaya çıkmasına yol açmıştı. Aslında krizi derinleştiren bir başka önemli neden de NATO ülkesi olan Türkiye’nin İran, Rusya ve Çin gibi ülkelerle yakınlaşması ve NATO ittifakından uzaklaşması olmuştur.
Aslında geçmişte de iki ülke arasında ilişkilerde gerginlik yaşanmış; ama fazla tırmanış göstermeden çözülebilmişti. Şimdi çözüm sağlanamıyorsa inatçı tavrıyla Trump’ın direnişinden kaynaklanmaktadır.
Darbe girişiminin etkisi
Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini yaşamıştı. Devleti içten ele geçirmeye çalışan bir grup, çabuk fark edilerek etkin müdahale sonucu devre dışı bırakılmıştı. Zaman içinde yapılan sorgulamalarla devletin her biriminde yuvalanmış örgüt mensupları ayıklanmıştı.
Ne var ki, gerek Türk halkının gerekse Türk hükümetinin olayların arkasında ABD’nin olduğuna dair kuvvetli kuşkuları vardı. Üstü kapalı şekilde Türkiye’ye karşı sert uyarılar yapan Trump, ABD’nin suçluluğunu kapatmak istiyor şeklinde algılanıyordu. ABD tarafında ise dozu giderek artan milliyetçi söylemlerin, dış ülkeleri tehdit gösterme çabalarının ve faiz lobileri söylemlerinin Erdoğan’ın işine geldiği şeklinde bir algı oluşuyordu.
Sorunun temelinde yatan başka nedenler
ABD’nin 36’ncı Başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964’te dönemin başbakanı
İsmet İnönü’ye ilettiği mektubunda Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri harekât düzenleyeceğinden endişe duyduğunu, ABD ile istişarede bulunması gerektiği, aksi takdirde NATO Konseyi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acele toplantıya çağrılmasını istemek mecburiyetinde kalacağını belirtmişti. Bu istekler, İsmet İnönü’nün “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır” sözleriyle karşılık bulmuştu.
Çoğumuz “68 kuşağı” deyimin duymuşuzdur. 8 Temmuz 1968 günü İstanbul’da sadece
Türkiye tarihinde değil, dünya tarihinde önemli bir olay yaşanmıştı. Dolmabahçe rıhtımına yanaşan Amerikan 6’ncı filosunun askerleri Deniz Gezmiş’in başında bulunduğu gençler tarafından denize dökülmüştü.
1971’de haşhaş ekimini tamamen yasaklayan Türkiye’nin 1974’te yani yasaktan üç yıl
sonra aksi bir karar alması Washington’la ilişkilerde gerginlik yaratmış, ABD, 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrası Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya karar vermişti. Türkiye de ülke kendi toprakları üzerinde bulunan ABD’nin kullanımındaki İncirlik üssü ve diğer üslerin kullanımını askıya alarak kontrolü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) devretmişti.
ABD’nin Irak’ı işgal sürecinde Türk askerlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve
yabancı silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına ilişkin tezkere, 1 Mart 2003 günü ABD’nin beklentisine rağmen TBMM’den geçmemiş, tezkere kapsamında İskenderun’a konuşlandırılacak askerler, araçlar ve gemilerin ıslah çalışmaları için yaklaşık 200 milyon dolar ayrılmıştı. 4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri, Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı subayların bulunduğu karargâha baskın düzenlemiş, buradaki Türk askerlerini başlarına çuval geçirerek sorgulamak üzere Bağdat’a götürmüştü.
2017 Vize Krizi ve Rahip Brunson olayı bardağı taşıran damlalardan birisidir.
İlişikleri düzelmesi kısa ve orta vadede mümkün görülmemektedir. Ancak Türkiye, NATO ittifakı içinde kalmayı düşünüyorsa –ki kalmalıdır- ABD ile ilişkilerini düzeltmek zorundadır. Tabii ki, burada Türk-Amerikan derneklerine de büyük iş düşmektedir. Tırmandırıcı sözlerden kaçınmak da siyasetin uyması gereken yöntem olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.