Resmi raporlara dayalı bu alıntıları dikkate almayınız! Bu raporları yazanlar ve devamlı olarak söyleyenler aynı zamanda seyredenlerdir… “Unutulanlara İlâveler” başlığıyla kadına şiddet konusunda kaç kez yazı yazdım. Yeni kanunlar çıkarıldı. Değişen bir şey var mı? Yok…
Hop oturup hop kalktığımız olaylar bir değil beş, değil nereyse yüzlerce… Bir ülkeye kızıyoruz, elimize geçirsek boğazına yapışacak kadar tepki gösteriyoruz. Oysa aradan üç beş gün geçiyor, olan bitenleri unutuyoruz. O ülkeye karşı dostluk tazelemeye, gümrük vergilerini yeniden düzenlemeye, tarihi bağlar konusunda nutuk atmaya başlıyoruz.
*               *             *
İtalyanlara karşı boykotlar
Tunus Fransızlar tarafından 1881’de işgal edilmiştir. II. Abdülhamit, Trablugarb’ın da bir oldubittiye getirilmemesi için tedbir alır. Kendisinin altıncı defa sadaret makamına getirdiği Said Paşa’dan İtalyan hükümetinin Trablusgarp üzerindeki muhtemel kötü niyetlerini takip etmesini ister.
Tedbirler sonuç verir. Paşa, Sunusi ailesini silahlandırır, İtalyanlar sadece diplomatik yollarla değil, aldığı askeri tedbirlerle durdurmayı başarır. II. Abdülhamit’in tahttan uzaklaştırılması sonrasında Trablusgarp yine elden çıkmıştır.
Osmanlı basını, İtalya’nın 28 Eylül 1911 tarihli notasının Babıâli’ye ulaşmasından sonra İtalya’ya karşı alınacak tedbirlerin gözden geçirilmeye başlandığını yazar. Bunların arasında İtalyan mallarının boykot edilmesi ve İtalyanlara verilen kapitülasyonların lâğvedilmesi gibi tedbirlerin üzerinde durulmuştur. Bir diğer tedbir ise, İtalyan tebasının sınır dışı edilmesidir; ancak kısmen uygulanabilmiştir.
Almanların rolü
Osmanlı Devleti’ndeki İtalyan çıkarları Alman elçiliğince korunmaktadır. Babıâli, savaş halinde olduğu İtalya’ya karşı kapitülasyonlara dokunamamıştır.[i] Ticari bakımdan İtalya’nın Almanya’nın himayesinde olması, İtalyan tüccarlarının çoğunun büyük devletler uyruğunda bulunan kimselerle ortak iş yapmaları, herhangi bir resmi boykot durumunda Babıâli’yi bu devletlerin de baskı altına almasına yol açabilirdi.
Babıâli, muhtemel baskıyı göze alarak 12 Ekim 1911’de yayınladığı kanunla İtalya’dan gelen mallara %100 gümrük vergisi uygulanmasının kararlaştırıldığını ilan etmiştir. Memleketin çeşitli yerlerinde uygulanan örneklerden bazıları şöyledir:
Örnekler
Fransız uyruklu Kont de Kamonto ve İtalyan madam Elkasa, avukatları Leton Pirnev
aracılğıyla Dahiliye Nezaretine gönderdikleri 15 Ekim 1911 tarihli şikâyetnamede, ortakları Çakır Biraderler ile işlettikleri Çanakkale’nin Ayvacık nahiyesine bağlı Narlı köyündeki zeytinliklerde bulunan mahsullerini kaldırabilmek için, çalıştırdıkları amelelerin İttihat ve Terakki Kulüplerinin telkinleriyle çalışmadıklarını bildirmektedirler.
Dahiliye Nezareti bu hususu incelemesi için Çanakkale Mutasarrıfına görev vermiş. Mutasarrıf Ali Raşid, 25 Kasım 1911 tarihli tezkiresinde adı geçen tacirlerin mahsulüne uygulanan boykotun ahali tarafından yapıldığı, resmi kuruluşların yönlendirmesinin olmadığı açıklamasını yaptıktan sonra boykotun arkasında Çanakkale İttihat ve Terakki Kulübünün etkisinin olduğunu belirtmiştir.
Bir başka boykot örneğini Eskişehir’de görüyoruz. Bulgar uyruklu İsak Şapanof isimli
tüccarın İtalyan Salamon Kalaf’tan aldığı bir vagon dolusu yumurtanın taşınmasına ve vagonun hareketine Eskişehir Boykotaj Sandığı tarafından engel olunması, Bulgaristan sefaretiyle Osmanlı hükümetini karşı karşıya getirmiştir. Bulgar hükümeti İstanbul’daki büyükelçisi vasıtasıyla boykot edilen malların Osmanlı mahsulü olduğunu, bu nedenle Eskişehir’deki boykotu Osmanlı amelesinin Osmanlı mallarına uyguladığı bahanesiyle Babıâli’ye baskı yaparak tüccarlarının mallarını kurtarmaya çalışmıştır.
Aslında İtalyan mallarına uygulanan boykot o kadar etkili olmuştur ki, liman işçileri ve amele sandıklarınca Trablusgarp Harbi’nde tarafsız kalan devletlerin gemileriyle taşınan mallar arasında tek bir koli İtalyan malı bulunduğu takdirde bütün yükün karaya çıkarılacağı konusunda gemi işletme kumpanyalarına tebligatta bulunulmuştur.
Tekirdağ’da meydana gelen olan hayli ilgi çekicidir. İngiliz tebasından Mösyö Vitold,
Tekirdağ rıhtımında yüklü gemisine boykot uygulandığı gerekçesiyle büyükelçisi vasıtasıyla Hariciye Nezareti’ne şikâyette bulunmuştur. Yapılan tahkikatta gümrük müdürü ve hamalbaşının anlaşarak başlangıçta yükün taşınması için dört kat ücret istedikleri yönünde bir şikâyet ortaya çıkmıştır.
Tekirdağ valiliğince gümrük müdürlüğü ve yükün taşınması yönünde iki defa hamallara baskı yapılmasına rağmen hamallar, “… böyle bir emir validen de hükümetten de gelse infaz etmeyeceğiz…” şeklinde cevap vererek yükün taşınmasını engellemişlerdir.[ii]
[i] İsrafil Kurtcebe, “Türk-İtalyan İlişkileri 1911-1916”, Ankara-1995, s: 147,148
[ii] BOA DH-SYS, 75-8 / 1-3 / 28-2; 75-8 / 1-3 / 29

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.