SSCB’de Antisemitizm, 1948 yılında “köksüz kozmopolit”lere karşı yürütülen ve çok sayıda Yiddiş dilinde yazan şair, yazar, ressam ve heykeltraşın öldürüldüğü kampanya sırasında daha da büyük boyutlara ulaşmış, bunu “Doktorlar Komplosu”[1] takip etmiştir. Polonya’da, benzer Yahudi karşıtı propaganda Polonyalı Yahudilerin ülkeden kaçmasıyla sonuçlanmıştır. Savaşın ardından, Avrupa’daki antisemitik olaylar arasında komünist Polonya’daki “Kielce pogromu” [2] ve “1968 Çekoslovakya’nın işgali”[3] olayları vardı.
Devamlı talimat
Putin, hukuk eğitimi görmüş olmasına rağmen hukukun üstünlüğüne değil, oligarşik yapının önderliğine inanmaktadır. Holodomor[4] gibi bir belâyı Putin’in bilmemesi mümkün değildir.
Duma’nın 1995 yılından bu yana her 10 yılda bir tek yanlı Ermeni iddialarını destekleyen siyasî açıklamalar yapma alışkanlığı malumdur. Bu geleneği bozmayan Duma, 24 Nisan 2015 günü eski kararları doğrultusunda yeni bir açıklama daha yapmıştır. Onlar için sıradan veya “devamlı talimat” halini almış bir görevdir.
Dolayısıyla Putin, Kırım’ın ilhakı[5] konusunda kararlılıkla karşısına dikilen Türkiye’ye ders vermek düşüncesiyle ve Ermeni diasporasının dürtmesiyle hoş olmayan bir demeç vermiş olabilir. Diğer yandan da Batı’dan tamamen kopmadığını göstermek ve Duma’nın hışmına uğramamak için devamlı talimatın bir maddesini uygulamış ve -belki de ağzından kaçırdı- 1915 Tehcirini soykırım olarak telâffuz etmiş olabilir.
Devlet terörü
Rusya’nın emperyalist emeller peşinde koştuğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir. ABD’ye karşı dünya egemenliğinde söz sahibi olduğunu hissettirmek istemektedir. Küba Krizi’nin yaşanmasında, Afganistan’ın işgalinde, Gürcistan’nın Batı’ya yönelmesinde, Mısır ve Suriye’nin desteklenmesinde, PKK’ya Moskova’da büro açtırmasında (halen kapatılmamıştır), BM’de veto hakkını insanlık için değil kendi emelleri uğruna kullanmasında bu tavrını hep ortaya koymuştur.
Rusya federasyonu, Ukrayna’yı Avrupa’ya kaptırmamak için dünya kamuoyunun gözleri önünde yine yüzlerce insanın kanına girmiştir. Ukrayna’nın Rus yanlısı olan oligarkları, Batı yanlısı olanlara iktidarı kaptırmak istememişlerdir. Rus baskısından kurtulmak isteyen Ukrayna, Batı camiasına dahil olmak istemiş; ancak kendisinin AB’ye girmesinin iyi olup olmayacağını değil, bugünün Avrupa’sının Ukraynalıların özlemlerini karşılayıp karşılayamayacağını düşünmüştür. Bu tereddüt, sürecin uzamasına ve Rusya’nın mevcut durumdan istifade ederek müdahalesine neden olmuştur.
Ukrayna’nın Avrupalılaşması
Oysa Rusya’nın kontrol altında yürüttüğü bir tür etnik köktencilik ile liberal kapitalizm karışımı çabalar, bugün ancak Rusya veya Macaristan kadar Ukrayna’yı Avrupalı yapabilir.   Rusya da uluslararası hukuku çoğu kez göz ardı etmiş ve zayıf devletlerin üzerine çullanmıştır. Terörün her türlüsüne karşı çıkmak gerektiğini söyleyen Putin’e sormak gerekir: Bunlara da devlet terörü demek doğru değil mi?
Gerek Astana’daki gerekse Soçi’de görüşmelerde terör örgütü temsilcilerinin de toplantılarda bulunmasını Putin istemiştir. Üstelik bu görüşmelere ABD’den bir temsilcinin bile çağırılmamış olması çok vahimdir. Orta Doğu’da kara ve hava unsurlarını konuşlandırarak yeni havaalanları bile yapmış ve pek de gidici olmayan bir ABD söz konusuyken onu görüşmelerin dışında tutmak da ne kadar sağlıklı ve barışa hizmet eder nitelikte görülebilir?
[1] Doktorlar komplosu, 13 Ocak 1953’te Pravda ve İzvestiya gazeteleri, önde gelen Sovyet önderlerine bakan dokuz doktorun tutuklandığını, doktorların Merkez Komitesi Sekreteri Andrey A. Jdanov’un ve Sovyet Ordusu Ana Siyasi Kurul başkanı Aleksandr Şçerbakov’un zehirlenmesinde ayrıca Sovyet ordusunun birçok mareşalinin öldürülmesi girişiminde bulunmakla suçlandığını bildirmişti. En az altısı Yahudi olan doktorlara yüklenmek istenen suçlar arasında Amerikan ve Britanya gizli servisleri hesabına çalışmak ve uluslararası Siyonizmin çıkarlarına hizmet etmek de bulunuyordu.
[2] “Kielce Pogromu” 4 Temmuz 1946’da Polonya’nın güneydoğusunda bulunan Kielce kasabasında Yahudilere karşı gerçekleştirilen katliamdır. Kielce olayı sırasında bir grup Polonyalı asker, polis yetkilisi ve sivil, en az 42 Yahudiyi öldürmüş ve 40’tan fazlasını da yaralamıştır. Kielce Pogromu, Polonya’da savaştan sonra gerçekleşen en büyük Yahudi karşıtı olaydır.
[3]Çekoslovakya’nın işgali 1968 Haziran sonlarına doğru başlayan müzakereler uzayıp sonuç alınamayınca Sovyet ve Varşova Paktı’na bağlı müttefik devlet askerleri, 20-21 Ağustos tarihlerinde Çekoslovakya’yı işgal etmişti. İşgal sırasında 72 Çekoslovakyalı ölmüş, yüzlercesi de yaralanmıştı. Yaklaşık 300.000 civarında insan Batı ülkelerine göç etmek zorunda kalmıştı.
[4] Holodomor ya da Ukrayna Kırımı, 1932–1933 arası Sovyetler Birliği’nde şimdiki Ukrayna ve Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 8 milyon insanın telef olduğu olay. Olayların soykırım özeliğinde olup olmadığı tartışılsa da, Ukrayna’nın uluslararası alanda Holodomor’un soykırım olarak tanınması yönündeki taleplerine, Rusya Federasyonu şiddetle karşı çıkmaktadır. Bugün için 26 ülke soykırım olarak tanımaktadır.
[5]Kırım’ın ilhakı 18 Mart 2014’te gerçekleştirilmiştir. Tek taraflı olarak yapılan bu işlem hakkında kendisine sorulan sorulara Putin, 27 Nisan 2015 günü verdiği bir demeçte “Ben doğru yaptığımızı düşünüyorum, pişman değilim” demiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.