Etrafı binalarla çevrili, haftanın belirli günlerinde pazarların kurulduğu, ama aynı zamanda çevresinde bulunan kafe ve restoranlarda kent halkının vakit geçirdiği, sosyalleştiği meydanlar daha çok ortaçağ Batı kentlerine özgüdür. Eski bir ortaçağ kenti olan Venedik’in meşhur San Marco meydanı bunun iyi örneklerinden birini oluşturur. Meydanlar diğer açıdan Roma kentlerinin başlıca mekanlarından olan agoraların devamıdır. Agoralar da hem birer pazar yeri, hem sosyal etkileşimlerin yoğun yaşandığı kamusal alanlar, hem de birer gösteri alanlardır. İslam ve Osmanlı kentlerinde ise boş ve geniş meydanlar yerine, kentin merkezinde bulunan bir (ulu) cami, bu caminin etrafında inşa edilmiş ve daha çok vakıf olan han, bedesten, kapalı çarşı ve diğer imaratlar bulunur.  Bu sebepledir ki, dilimizde yer alan “çarşıya inme” terimi halen kent merkezine gitmeyi ifade etmek için kullanılır. 
Kent sosyolojisine dair bu kısa bilgi, birkaç yıldır Tekirdağ kent merkezinde gerçekleştirilen dönüşüm projesinin sosyal boyutuna dair ortaya konacak düşüncelerin daha iyi anlaşılması içindi. Proje kapsamında kent merkezinde bulunan betonarme yapılar yıkılıp, tarihi değer taşıyan binaların görünürlükleri arttırıldı. Proje tamamlandığında Tekirdağ kent merkezi geniş bir meydana kavuşmuş olacak. Proje kapsamında ayrıca bir yer altı otoparkı inşa edildi. Ancak bu inşaat için alanda büyük bir kazı yapıldı ve haliyle alanda bulunan ağaçlar söküldü, park yıkıldı. İnşaat sonunda alan büyük ölçüde betonlaştırıldı. Betonun tekdüze, soluk, gri rengini bertaraf etmek için ise saksılarda ağaçlar yerleştirildi. Fakat kanaatimce en kötüsü ve çirkini otoparkın asansörleri için inşa edilen kara küpler oldu. Zannımca bir mimara çirkinliğin planını çiz dense, ancak bu kadar başarılı bir sonuç ortaya çıkardı. ‘Otopark için tek bir asansör yetmiyor muydu ki meydana üç tane çirkin küp konduruldu’ sorusu akla geliyor. 
Küplere karşı bu hisler başkaları tarafından da paylaşılmış olmalı ki, küplerden biri bugünlerde sökülmeye başlandı. Bu durumda birçok insanın aklına gelmiş ilk söz “kervan yolda düzülür” olmalı. Hatalar sonradan fark edilir ve böylece düzeltilir. Türkiye’de kent planlamalarında maalesef bu durumun birçok örneği bulunuyor. Bu defa, ‘zararın neresinden dönülse kardır’ sözü karşılıyor bu durumu.  Bir asansör küpünün sökülmesi, yetkili olan insanların kent merkezinin estetiğine dair belirli bir kanaat ve estetik kaygısı taşıdığını göstermesi açısından önemli bir husus olarak nitelendirilmeli. Bu süreç umulur ki, kent merkezinin tıpkı eski günlerinde olduğu gibi, insanların yoğun şekilde kullandığı, vakit geçirdiği, özellikle ev kadınlarının Zübeyde Hanım Parkında geliştirdikleri sosyalliği yeniden kurabilecekleri canlı, yaşayan bir kamusal alana dönüştürülmesi sürecini başlatır. Elbette Covid-19 salgını sebebiyle bugün dünyada kamusal alanlar zorunlu haller sebebiyle boşaldı. Ancak salgın olmasaydı bile bu haliyle Tekirdağ kent merkezinin insanların vakit geçirmesi, sosyalleşmesi, buluşup sohbet etmesi için gerekli imkanı sağlamaktan uzak. Avrupa kentlerinin birer özelliği olan büyük geniş meydanların, bu toplumun kentsel ve kültürel alışkanlıklarına yabancı olduğu ifade edilebilir. Yeşil bir park ve bu parkta hizmet veren bir çay bahçesi, gölgenin olmadığı beton bir meydandan daha işlevseldir, daha estetiktir oysaki. 
Nitekim, kent merkezleri kentin en önemli göstergesini oluşturur. Hatta bir yönüyle kent demek, onun genelde en eski yerleşim yerini oluşturan kent merkezi demektir. Yabancı için gezilecek ilk yerlerden biridir. Bu sebeple, bu alanın estetiğinin yanında, çok sayıda işlevinin de olması, yani kent halkı ve ziyaretçilerini rahat ettiren, keyifli vakit geçirmelerine imkan tanıyan bir mekan olması önemli bir hususu teşkil eder. Bu bağlamda, bir kenti güzel kılan özelliklerden birinin, onun yürünebilir, yaya dostu cadde-sokak dokusunun yaygınlığıyla ilişkili olduğu söylenebilir. Bu da kent merkezini otomobile kurban etmeyecek bilinçli politikaların yürütülmesiyle yakından bağlantılıdır. Kent merkezi ticaretin olduğu kadar, sosyalin de alanıdır. İnsanların sosyalleştiği, vakit geçirmekten keyif aldığı bir yerdir. Bu hususlar dikkate alındığı vakit, kent merkezi projelerinin yalnızca fen işlerinin değil, aynı zamanda sosyal bilimcilerin de faaliyet alanına girdiği ifade edilebilir. Bu hafta içerisinde asansör küpünün sökülmesi olayının bu bağlamda kent merkezinin iyileştirilmesi, Tekirdağ halkının daha fazla kullanımına imkan tanıyacak ve bunda şehir plancıları, sosyolog ve psikologların da fikirlerinin sorulduğu yeni bir tadilat sürecini başlatacağını umuyorum.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.