Dünyamız, 1890’lı yıllarda başlayan ve 1903 yılına kadar devam eden bir sindirme, boyun eğdirme ve gütme politikalarının acı görüntülerine tanık olmuştur. Batılı güçler, bu operasyonlar için;
Coğrafyanın düşman kuvvetlerini tecrit edecek ve onları bölünmeye itecek şekilde idare edilebilir hale getirilmesini,
Yeterli sayıda birliğin hazır kıta konumuna getirilmesini ve bunları mobil ve bağımsız operasyonlar yapabilecek tarzda imkân ve kabiliyetlerle donatılmasını, Gerillalara verilen desteğin kırılması için nüfusun yerlerinden edilmesini, Halktan gelen eleştirileri savuşturmak ve çabaları devam ettirebilmek için güçlü siyasi iradenin desteğinin alınmasını ön koşullar olarak görmüşlerdir.
İspanya ve Küba’da tecrit
1890 yılından itibaren Küba üzerinde tahakkümünü sürdüren İspanya, Küba topraklarından aldığı şeker kamışıyla şeker endüstrisini ayakta tutuyordu. 15 Temmuz 1895’te devrimci milliyetçiler Küba Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan ettiler. Bu karışıklıkların amacı İspanyol şeker ihracatının değerini düşürmekti.
22 Ekim 1895-22 Ocak 1896 arasındaki dönemde İspanya’nın şeker ihracatı 62 milyon dolardan 13 milyon dolara düşmüştü. Küba Adası’na sahip olan İspanyollar, ayaklanan Kübalı isyancılara karşı operasyonlara başladılar. Ayaklanmalar, Ocak 1897’den Amerika Birleşik Devletleri’nin İspanya’ya savaş açtığı Nisan 1998’e kadar sürdü.
Çağdaş Amerikan gözlemcileri, Aralık 1896 itibariyle 400.000 gayrimuharip sivilin tehcir edildiğini ileri sürerken bazıları bu sayıyı 600.000’e kadar çıkarmışlardır. Yine bu rakamlardan 200.000 kişinin öldüğü iddia edilse de gerçek sayının 100.000 civarında olduğunu öne sürenler de olmuştur. Ayrıntıya girmek istemiyorum ama bir konu çok dikkat çekici geldi bana… Amerikan Ticaret Ataşesi Baker, Dışişleri Bakanlığına gönderdiği bir raporda;
“… Genç bir İspanyol subayının geldiğini ve kendisine ‘İlerle ve Kübalılara sempati beslediğine inandığın herkesi imha et. Bunu yapma yöntemlerini sakla’ şeklinde emirler verildiğini…” aktarmıştır.
ABD’nin Filipin İsyanı’nı bastırması
… İspanyollar, Küba’daki gibi Filipin Adalarında da isyanı bastırmak ve kontrolü ele geçirmek istiyorlardı. ABD de aynı hislerle Manila Körfezi’ne geldi. Nisan 1898’de İspanyol donanmasını ezmeye başladı. 10 Aralık 1898’de ise, Paris Antlaşması’nın imzalanmasıyla Filipinleri bir Amerikan kolonisi yapacak idari mekanizmayı kurdu.
Kasım 1899’dan Nisan 1900’e dek Amerikan ordusu 671 çarpışmaya girdi. 196 askerini kaybetti, 634 askeri de yaralandı. Ordu aynı süre içinde 3.200 kişiyi öldürdüğünü, 700 asiyi yaraladığını, 2.900 kişiyi de esir aldığını açıklıyordu.
Amerika’nın Filipinler’deki isyana karşı koyma politikalarının sert metotları yüzünden kötü nam kazanmaya başlaması 2’nci Tümen Komutanı Tümgeneral Mac Arthur’un komutası altında gerçekleşti. 200.000 Filipinli sivil tecrit ve mahrumiyetlerle birlikte gelen kolera salgını yüzünden hayatını kaybetti.
İngilizlerin Boer Harbi
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin kurulu olduğu topraklarda Birleşik Krallık ile Boerler arasında gerçekleştirilen askeri çatışmalara verilen isimdir. I. Boer Savaşı 1880-1881 yıllarında Büyük Britanya ile Transvaal Cumhuriyeti arasında, II. Boer Savaşı ise Büyük Britanya ile özgür Orange Devleti ve Transvaal Cumhuriyeti arasında cereyan etmiştir.
Güney Afrika’daki çatışma, Boerlerin 12 Ekim 1899’da Natal’ı ve bundan birkaç hafta sonra da Cape Colony’yi işgal etmeleriyle başlamıştır. Geniş bir alana gelişigüzel dağılmış olan İngiliz kuvvetleri acilen şehirlerin içindeki mevzilerine çekilirken İngilizler sahra kuvvetlerini harp nizamına sokmuşlardır..
Boer liderliği, 17 mart 1900 tarihinde ordunun taktiğini değiştirerek konvansiyonel muharebeden gerilla yöntemlerine başvurmuş ve İngilizlerin iletişim kanallarını akamete uğratmayı başarmıştır. Boer başkenti Pretoria’nın düşüşünü takiben Boer Başkomutanı General Louis Botha, İngiliz demiryollarının imhası emrini vermiştir. Komando birlikleri bir dizi saldırı gerçekleştirerek 100.000 sterlinin üzerinde hasara yol açmış ve Pretoria’yı tam bir hafta boyunca tecrit etmiştir.
Bu eylemler İngilizleri tehcir politikasını uygulamaya yöneltmiştir. 16 Haziran tarihli, demiryolu ve telgraf hatlarını imha eden, Boerlere yardım ve yataklık eden siviller hedef alınmaya başlanmıştır. Bu acımasız tedbirler arasında,
Boerlerin evlerinin yakılması, sivil mukimlerin harp esiri olarak alıkonulması,
Sivillere ceza amacıyla çiftliklerinin yakılması, zorla trenlere bindirilmesi,
Sivillere sıkıyönetim uygulanması sayılabilir.
Yaklaşık bir ayı bulan tarama ve süpürme faaliyetlerinde İngilizler, 7.000 at, 38.000 koyun (ki bunların 15.000 adedi nakledilemediği için boğazlanmıştır.) ve yaklaşık 6.000 baş kadar da sığır ele geçirdiler. Toplama Kampı ifadesi ilk defa bu dönemde telâffuz edildi.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.