DOÇEK Trakya Turu’na çıkıyor
banner57

Keşan DOÇEK Bisikletçilerinin bir bölümü  01-08 Temmuz tarihleri arasında Trakya’yı turlarken bir diğer bölümü de yaklaşık bir ay sürecek Karadeniz ve Batum üzerinden devam edecekleri turlarında, Kars-Ankara ve Antalya güzergahında olacaklar. 
01 Temmuz Çarşamba günü Keşan’dan başlayacak olan Trakya Turunda 500 km. pedal çevrilecek.
“Keşan-Uzunköprü-Edirne-Süloğlu-Kırklareli-Lüleburgaz-Velimeşe-Çorlu-Muratlı-Tekirdağ-Uçmakdere-Şarköy-Kavak-Keşan” güzergahında pedal çevirecek olan bisikletçiler aynı zamanda Trakya’nın lezzet noktalarında mola verecekler.
Keşan DOÇEK Başkanı Hakan EŞME yaptığı açıklamada:
"01 Temmuz 2020 Çarşamba gün doğumunda üç buçuk yanı sularla çevrili şirin coğrafyamız olan Trakya topraklarında pedal çevirmek üzere yola çıkacağız, bu yüzden denizlerimiz için anlamlı bir gün olan Kabotaj Bayramını seçtik.
Ege, Marmara ve Karadeniz’in ortasında, bir ucu da Meriç Nehri ile akıp giden, yaşadığımız coğrafyayı saat yönünde turlayacağız.
Yolumuz üzerindeki Trakya’nın kendine özgü lezzet duraklarına uğrayacağız.
Keşan’ın Satır Eti, Edirne’nin Tava Ciğeri, Kırklareli’nin köfte ve sucuğu, Velimeşe’nin Bozası, Tekirdağ’ın Köftesi bu yöresel lezzetlerin sadece bir kısmı.
7 gün, 500 km. sürecek bu faaliyette Demir Atlarımız bizi Trakya’nın dağına, tepesine, ovasına götürecek ve bölgemiz coğrafyasından öyküler toplayacağız.
Bazı öykülerin acı olduğunu biliyor ve bunları her an bire bir yaşıyoruz.
Amacımız performans yapmak değil, yolda olmak.
Bizleri besleyen, doyuran doğa harikası bu topraklar ve sular ne yazık ki son zamanlarda yoğun tehdit ve baskılar altında. “Saros Körfezine bir FSRU Limanı yapmak istiyorlar, Ergene’nin hali yılların kanayan yarası, nehir değil zehir akıyor Trakya’nın bağrında. İğneada ise sanki doğal güzelliğinin diyetini ödetmek istercesine Nükleer ve Termik santrallerin gölgesinde, Istranca dereleri kaynağını ve temizliğini yitirmekte, Trakya kayaları taş ve maden ocaklarının iştahını kabartmakta”
Bu coğrafyanın doğal güzelliklerine yakılan ağıtların eşliğinde dönecek pedallarımız.
Keşan DOÇEK olarak bizler özü itibariyle Dağ Bisikletçisiyiz. Dere çatakları, patikalar, taşlı, tozlu, topraklı yollardır pedal çevirdiğimiz yerler fakat bu kez Demir Atlarımız kara asfaltın üzerinde taşıyacak bizleri.
Atlarımızın kuyruğunu bağlıyor ve yollara düşüyoruz.
Turumuzun ismini de kadim Türk geleneklerimizden aldık. Bilindiği üzere eski geleneklerimiz içinde sefere çıkan kişiler bir nişane olarak atlarının kuyruğunu bağlardı.
Biz de günümüzde Demir Atlara biniyoruz ve simgesel olarak at kılından elde yaptığımız at kuyruklarını geçmiş ve unutulan değerlerimize bir atıfta bulunmak üzere bisikletlerimize takıp yollara düşeceğiz” dedi
Trakya turu haricinde aynı günlerde bir diğer ekibin de Karadeniz sahil hattı üzerinden Batum'a gidecekleri, oradan da Kars, Ankara ve Antalya hattını kullanarak Türkiye'nin büyük bir bölümünü pedallayacakları öğrenildi. 
Bu uzun soluklu Türkiye turunun 1 aydan fazla sürmesi planlanıyor ve uluslararası boyutta hazırlanan yeni bir çalışma için bir ön prova niteliğinde olduğu belirtiliyor.
* Atın Kuyruğunu Bağlamak: Kadim bir Türk geleneğidir. Orta-Asya’dan Anadolu’ya dek sefere çıkmadan önce atların kuyrukları bağlanır. Böylece sahibinin sefere çıkacağı duyurulmuş olurdu. Atın kuyruğunu bağlamak sefere çıkmanın bir nişanesiydi.
At kuyruğu kesmek ya da bağlamak yüzyıllarca yıl boyunca Türk Toplumları arasında farklı anlamlarda ve farklı şekillerde yaşamıştır. Mitolojik, dini ve sembolik anlamları Türk Sanatının bütün devirlerinde karşımıza çıkmaktadır.
Bunun en eski örneği olan Pazırık Halılarındaki at figürlerinde görülebilir.
Kaşgarlı Mahmud Divanında da şöyle dizeler vardır:
Kudruk katı tüğdümüz / Kuyruğu sıkıca düğümledik
Tenriğ öküş öğdümüz / Ulu tanrıya övdük
Kemşip atı teğdimiz / Dizginleri çektik
Aldap yana kaçtımız / Dört nala gidermiş gibi yaptık.
Harezmşahlar döneminde yazılmış Türkçe sözlüklerde “tügdi atnın kuyrugın” (Atının kuyruğunu bağlamak) şeklinde deyimlere rastlanır. Özbek destanlarında da at kuyruğu bağlamaktan söz edilmektedir. Örneğin ; ''Melle Sevdagar'' adlı Özbek halk destanında : '' İşte o zaman Avazhan külahını giymiş , atının kuyruğunu bağlamış, üzengiye ayağını basarak, türkü söylemeye başlıyordu'' ''Alpamış'' destanında da ''Atını koşturan, yelesini ve kuyruğunu örer'' denilmektedir.
4Hilal Baran

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.