16 Temmuz 2018 Pazartesi

FECİ TREN KAZASI

SOSYAL DEMOKRASİNİN TÜRKİYE GERÇEĞİ ve CHP

08 Ocak 2018, 16:18
Bu makale 473 kez okundu
SOSYAL DEMOKRASİNİN  TÜRKİYE GERÇEĞİ ve CHP
Poyraz Ülger

 Türkiye’de görünümde iki grup mevcuttur. Birincisi aydınlar ya da seçkinler olarak kendilerini tanımlayanlar, ikincisi halk olarak bilinenlerdir. Geçmişten günümüze seçkinler olarak kendini tanımlayanlar, ne yazık ki demokrasiyi tam olarak içlerine sindiremeyenlerdir. Onlarca demokrasi,  kendi statükolarına uygun bürokrasinin ve militarizmin varlığı ve sadece iktidardaki varlığın kendilerine uygun olma durumudur.

Gelişmiş Avrupa ülkelerinde, demokrasi içerisinde “Sağ-Sol” kavramı 1840 ‘lı yıllarda; Türkiye’de ise 1960 ‘lı yıllardan sonraları telaffuz edilmeye başlamıştır. 1960 Askeri darbe sonrası yapılan 1961 Anayasası ile demokrasi güvencesi gündeme gelmiştir. 
Nihayet 1965 ‘ den sonraları CHP kendini “Ortanın Solu” olarak tanımladı. Böylece halk kitleleri ile daha fazla kucaklaşma ve yaklaşım başladı ve CHP’nin oyları yüzde 42 ‘ye kadar yükseldiği bilinmektedir.. Bu başarı, o gün ki CHP’nin işçinin, memurun, köylünün yanında olması ve “Halk”a yönelmesinin sonucudur.
Zaman içerisinde, demokrasinin sancılarını yaşayın Türkiye’de, sağ sol çatışmasının yoğunlaşması, halkın tekrar unutulması, bir yandan zamanın iktidarlarının almadan ve üretmeden dağıtmaya kalkarak, gelecek kuşaklara borç yükleyen popülist uygulamaları,  bir yandan statükocu yöneticilerin çıkmazları, ağır ekonomik yıkıntıların yumağını oluşturdu. Böylece 1971 Askeri Muhtırası ve daha sonra 12 Eylul 1980 askeri darbesi, 28 Şubat militarizmin hatırlatılması geldi. Sol ‘un ve halkın yanında olanlar susturuldu.
Şimdi AB ülkelerinde solun gündeme getirdiği “Yeni Sosyal Avrupa” yaratma konularının başında; İnsanların refah düzeyleri, istihdam ve iş güvenliği konularıdır. Bu konuların gerçekleşmesinde, büyüme ve yatırım stratejilerinin izlenmesi, AB üyeleri arasında yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi öne çıkmaktadır.  İşyerlerindeki ücretlerde kadın-erkek, meslekler arası ve aile hayatındaki ayrımcılığın önlenmesi, kadın ve çocuklara karşı şiddetin ve cinsel istismarın önlenebilmesi, kamu hizmetlerinin kalitesi ve tüketici haklarının korunması, üye ülkelerin ekonomik ve sosyal uyumunun sağlanması ile Avrupa sosyal modelinin ve insan haklarının sağlamlaştırılması solun gündemini oluşturmaktadır 
Bir sosyal demokrat olarak, dinamik ve ilerici evrensel ve ulusal sol’u bilen, demokrasiye inanan, benim dışımdakilere tufan diyemeyen, sorunları çözümleriyle gündeme getiren solun yanındayım. Halkın yanında olan, işsizlik, sağlık, eğitim, yoksullukla mücadele konularında çağa yönelik, sosyal devlet anlayışını içine alan yeni projeleri ve söylemleri ile geleceğe yönelen solcuların, önümüzdeki seçimlerde başarılı olacaklarına inancım tamdır.
Atatürk 20 Mart 1923 tarihinde Konya’ya yaptığı bir gezisinde “aydın “ tarifini şöyle yapıyor: “Aydın sınıfı ile halkın anlayış ve hedefi arasında doğal bir uygunluk olması lazımdır. Yani aydın sınıfın, halka telkin edeceği fikirler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır”.
Solu demokrasiden kopan, halka güvensizlik içine giren bir ülkede, siyasetin bir ayağı topal hale gelir. Böylece demokrasi kökleşemez, olgunlaşamaz. Türkiye’de solun mutlaka demokratikleşme anlayışını benimsemesi ve halka yeniden güven kazandırması gerekiyor.
Demokrasi yoksa çoğulculuk da yoktur. Çoğulculuk yoksa laiklik de yoktur. Demokrasi, çoğulculuk ve laiklikten birinin yokluğu, diğerlerinin de yok olma sürecine sokar. Birlikte yaşama iradesi yok olur. Toplum çözülür.
Demokrasi hukukun üstünlüğünü de içeren kapsayıcı ve kavrayıcı bir üst kavramdır. Burada unutulmaması gereken, “Hukuk akıl bilimidir. Akıl ahlakın, ahlak faziletin, fazilet adaletin, adalet vicdanın varlığını yansıtır”. 
Tabii ki gerçek olan toplumların egemen eğilimleridir. Bu eğilime kulak vermek gerekir. Siyasi otoritenin de görevi burada başlar. Çağı yakalamada toplumların egemen eğilimleri, genellikle evrensel ahlakın, hukukun, yerleşik değer ölçülerinin çizgileri doğrultusunda oluşur. Demokratlık, barışçılık, sivillik, hoşgörü, uzlaşma kültürü, sevgi, saygı, kanunlar önünde eşitlik, inançlara saygılı olmak, bilgiye özgürce ulaşmak, devletin güçlülüğü, iç ve dış güvenliğin sağlanması, ülkenin bütünlüğünün korunması, gelişmek ve çağın beklentisi olan refah düzeyine ulaşmak toplumların ana beklentileridir.
Bence, ülkemdeki solun temsilcisi olarak kendini gören CHP, eğer sosyal demokrat bir parti olmak istiyorsa, öncelikle içindeki solu söylemlerine bile konu etmeyenlerden bir an önce temizlenmelidir. Kendisini çağa yönelik, cumhuriyetimizin değerlerine ve gerçek Kemalizm’e sahip çıkacak düzeyde yenilemelidir. Kimse yeni CHP demekten korkmasın. Yenileşme demokrasinin doğasında vardır. Önemli olan ekonomi ile ilgili kendi programlarını kısa sürede kamuoyuna sunabilmelidir. İktidarı kötülemenin, ardı astarı olmayan kutu açma, hesap kapatma, para transferi ile uğraşmanın, boş laflarla toplumu oyalamanın zamanı değil. Bu ülke artık, temelinde Kemalizm olan sosyal demokrat bir iktidar bekliyor. Toplumu kucaklamanın yanında, işsizlik, aş ve iş olanakları, tarım, eğitim, sağlık, emeklilerin durumu, özürlülerin durumu, çalışanların durumu, seçim barajının kaldırılması, yolsuzluklar, hırsızlıklar ve soygunların önlenmesi ile yapacaklarını topluma sunulmalıdır. Yenilik laftan kalmamalıdır.
Şu anda CHP’nin Parti Meclisinden tutun, mevcut millet vekillerinden, parti örgütlerinin hatta kilit noktalarında, solu ağzına bile almaktan korkan bir sürü insan var.. Bunlar Genel başkanın etrafını sarmalamış, okkalı laf üretiyorlar. Ancak sayın genel başkanın eteklerini temizlemesi lazım. Partinin başında söylemleriyle ve uygulamalarıyla lider olmak öyle kolay değil. Unutulmaması gereken CHP Atatürk’ün partisidir. Hamuru ve mayası Kemalizm’dir. Bu gün CHP’ye gelen Kemalist oylar, Atatürk’ün partisi olduğu içindir.
Önümüzde üç ayrı seçim var. Mahalli seçimler, milletvekili seçimi ve cumhurbaşkanlığı seçimi. CHP içinde ve dışında, kendini sosyal demokrat olarak gören değil de, sosyal demokrasiyi bilenlerle yeni bir kadro oluşturması gerekir. Ülkenin boş ve yalan dolan laflara gereksinimi yok. Çağdaşlığı, özgürlüğü ve bunların mayası olan Kemaliz mi içine sindiren, dersine çalışarak söz söyleme alışkanlığı olanlara gereksinimi var. Ülke yönetmeye hevesli değil de, yönetmeyi ve dünya gerçeklerini bilenlere gereksinimi var.
Emekli bir akademisyen ve sosyal demokrasiyi bilen birisi olarak benden söylemesi. TBMM’de tüm 2017 bütçe maratonunu uykusuz kalarak izledim. Maalesef bir CHP’li konuşmacıda ekonomi konusunda ve bütçe uygulamasında, beni tatmin eden bir sunum görmedim. Benim gibi düşünen tüm sosyal demokratların, artık CHP’yi bu umutsuzluktan ve bu dersini çalışmada, bağırmanın ve saçma sapan şeylerle ille de konuşma yapmak isteyenlerden kurtarması gerekir. 
03 Şubat 2018 tarihinde yapılacak olan 36’ıncı CHP olağan genel kurultayı, Kemalizm’i içine sindiremeyenlerin temizlenmesinin tam zamanıdır. Eğer CHP geleceğin umudu olmak istiyorsa bu kurultay önemli bir fırsattır.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV