banner58

Atina ve Akropolis kırımları
“… Uzun bir süreden beri Atina’nın Akropolis semtinde kuşatılmış bulunan ve susuzluk çeken birçok Müslüman, piskoposların, papazların ve âsi önderlerin verdikleri canlarına kıyılmayacağı sözü üzerine, 21 Haziran 1822’de teslim oluyor; ama yabancı konsoloslarca ve büyük güçlükler içinde kurtarılmış olan birkaç kişi dışında hepsi de acımasızca öldürülüyorlardı.

Atina kentinin savunmasız 400 Müslüman sakini sokaklarda parçalanıyordu. Grek âsiler Modon’a saldırırken, surlar dışında yakaladıkları bir Türk’ün kafasını kesiyor; kazık üzerine takarak Navarin’e götürüyor ve sokakta top gibi tekmeliyorlardı. İngiliz gemicilerin anlattıklarına göre, âsiler, denizde yakaladıkları Türklere çok işkence yapıyorlardı. Hollandalı Anemat’a göre, âsiler, denizden baygın halde kurtarılan Türk denizcileri ayıltıyor, sonra da onları işkencelerle öldürerek cesetlerini parçalıyorlardı. Hollandalılar, Grekleri, ‘korkak ve barbar’ olarak nitelendiriyorlardı.”
Kasdi kırımlar devam ettiriliyor
… Tesalya, Makedonya ve Halkidiki’de ayaklanmaya katılan Grekler Türklere acımasızca saldırıyorlardı. Bazı bölgelerde âsi önderler, Greklerin ayaklanmaya katılmalarını sağlamak maksadıyla Türkleri kasten kırımdan geçiriyorlardı. Türk komşularını gaddarca öldüren alelâde Grek köylüler, bu ayaklanmayı dinsel yok etme olarak görüyor; onlara önderlik eden piskoposlarla papazlar da aynı görüş ve duyguları paylaşıyorlardı.
Mora’da Türk valinin ikâmet ettiği ve 35.000 Türk, Arnavut, Musevi ve öteki sakinlerden oluşan Tripolitsa kentinde, 5 Ekim 1821’de yapılan ve iki gün süren kırım sonunda 10.000 kişi öldürülüyor, çoğunun kafası kesilerek vücutları parçalanıyordu. Paralarını gizledikleri sanılan Müslümanlara işkence yapılıyordu.
İngiliz yazarlar St. Clair ve Howarth, İngiliz Sömürgeler Bakanlığı ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı raporlarına göre, “Türkler kollarıyla ayakları kesildikten sonra ateşte yavaşça yakılıyordu.  Hâmile kadınlara neler yapıldığını tahmin edebilirsiniz” deniliyordu. Çoğu kadınlardan oluşan 2.000’e yakın tutsak, büsbütün soyularak, kentin dışındaki bir vadiye sürülüyor ve orada öldürülüyordu.
Tripolitsa katliamı sonrasında
Bu olaydan sonra, haftalarca açlık içinde kıvranan Müslüman çocuklar, ümitsizlik içinde şuraya buraya koşuyor; coşku içinde olan ve ağızları köpüren Grek âsiler tarafından boğazlanıyor veya vurularak öldürülüyordu. Yunan tarihinin sözde “kahramanları” arasında yer alan baş çapulcu Thedoros Kolokotronis de, bu korkunç kırım ve yağmalara zevkle katılıyordu.
Tripolitsa kırımı sırasında kentte bulunan ve aralarında İskoçyalı Albay Thomas Gordon’un da bulunduğu Avrupalı subaylar, oradaki tüyler ürpertici sahnelere şahit oluyor ve bazıları daha sonra bu olayları bütün çirkinlikleriyle anlatıyorlardı.
Albay Gordon, bu Helen/Grek/Yunan/Rum barbarlıklarından tiksindiği için Greklerin hizmetinden çekiliyordu. Bu sahnelere dayanamayan Helen dostu genç Alman Doktor Wilhelm Boldemann, zehir içerek intihar ediyordu. Hayal kırıklığına uğrayan Helen yandaşı öteki kimi Avrupalılar da intihar ediyorlardı.
Akrokorint kırımı
Akrokorinth kırımı 1822 yılı Ocak ayının sonuna doğru, Akrokorinth kentinde 1.500’den çok Müslüman’ın âsilere teslim olmasına rağmen Kolokotronis isimli ekıyabaşının ve öteki âsi önderlerin adamları tarafından korkunç bir şekilde öldürülüyordu. Bu kanlı olaylar, daha sonra bir Alman subay tarafından şöyle anlatılıyordu:
“Güzel Müslüman kadınların canları bağışlanıyor, ama köle olarak satılıyorlardı. Bu satışlardan sağlanan paralar, Mavrokordatos gibi âsi elebaşların ceplerine akıyordu. Mavrokordatos, kadınları, bir İngiliz gemisinin kaptanına satıyordu. Türk kadınlar, yaşa ve güzelliğe göre, 30 ile 40 kuruş arasında satılıyordu…”
Sevgili okuyucularım, bu anlatımlar devam edip gidiyor. Tarih iyi incelenirse kimin barbar kimin kasap olduğu ortaya çıkacaktır. İyi ki, bunları yazanlar yabancılar. Osmanlı yazarları olsaydı taraflı davranılıyor, denilebilirdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.