Öztrak gündemi değerlendirdi
banner57

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Merkez’de MYK gündemine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.
Öztrak düzenlediği toplantıda şu ifadeleri kullandı; ‘Merkez Yönetim Kurulu toplantımız devam ediyor. Bugün Kurulumuzun gündeminde; Erdoğan Şahsım Hükümetinin, ekonomiyi perişan eden politikaları sonucunda, milletimizi ezip geçen hayat pahalılığı, artan yoksulluk ve fukaralaşma, arşa çıkan ekonomideki riskler ve Türkiye’mizin çok önemli diğer sorunları vardı.
CHP’NİN ÖNERİLERİNİ KOPYALA-YAPIŞTIR YAPIYORLAR
Metal yorgunu Saray hükümeti, ülkemize yaşattığı büyük buhrandan, aspirin tedavisiyle, pansumanla, yamayla çıkmaya çabalıyor. Olmuyor; Cumhuriyet Halk Partisi’nin önerilerini, projelerini, kopyalayıp yapıştırarak, sandığa kadar dayanmaya çalışıyor bu sefer. Ama bilinen kuraldır; “Taklit aslına öykünürken, aslını büyütür.” Milletimiz, dertlerine kimin derman olacağını çok iyi biliyor. Artık derdini Erdoğan’a değil, Sayın Genel Başkanımıza anlatıyor. Milletimiz sesini duyanın, sıkıntılarını giderecek projeleri üretenin, Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu görüyor. Ancak Sayın Genel Başkanımız zorladığında, şahsım hükümetinin kımıldadığını biliyor. Milletimiz; kendisine sırt çevirenlere, sesini duymayanlara, halini görmeyenlere, kibirden sarhoş olmuşlara, sandıkta tasdiknamelerini vermeye hazırlanıyor.
GENEL BAŞKANIMIZ PROJELERİMİZİ PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEK
İşte dün Balıkesir’de, Kuvayımilliye Meydanı’nı dolduran halkımızın coşkulu, gür sesi, başta Genel Başkanımız olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve ortaklarının, “Çözümün adresi” olarak görüldüğünü ortaya koydu. Biz, milletimizin bu büyük teveccühüne layık olmak için, gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Genel Başkanımız, milletin derdine derman olacak projelerimizi paylaşmaya, milletin dertlerinin takipçisi olmaya devam edecek.
CUMHURİYETİN KURULUŞUNDA İKİ ÖNEMLİ KAVŞAK: ERZURUM VE LOZAN
Geçtiğimiz hafta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunda, iki önemli kavşağın, iki önemli dönüm noktasının yıl dönümlerini coşkuyla kutladık. Bunlardan ilki; 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’dir. Bu milli kongremizde, Kurtuluş Savaşı’nın yol haritası çizilmiş, “Hiçbir emperyalistin, manda ve himayesinin kabul edilmeyeceği” tüm dünyaya ilan edilmiştir. Yine Erzurum Kongresi’nde; “Kuvayımilliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır” denerek, Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyetimizin merkezine, milletimizin gücü ve tertemiz iradesi konmuştur. O tertemiz irade de Gazi Meclis’te vücut bulmuş, milletimiz kendi kaderine Gazi Meclis eliyle sahip çıkmıştır.  Cumhuriyetimize giden yolda, bir diğer önemli dönüm noktası ise, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’dır. Lozan Antlaşması, Büyük Önderimiz, Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet Halk Partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, “Türk ulusu aleyhine yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir.” Lozan Antlaşması, Siyasi bağımsızlığımızla beraber, adli ve iktisadi bağımsızlığımızı da tüm dünyaya kabul ettiren, çok önemli bir zaferdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir. Lozan Antlaşması’nı anlamak ve çocuklarımıza anlatmak, bugün artık en önemli görevlerden biri haline gelmiştir.
LOZAN’IN BAYRAM OLMASI İÇİN TEKLİF VERECEĞİZ
Genel Başkanımız, Cumartesi günü Lozan’ı anmak üzere, Bursa’da Rumeli ve Balkanlardan gelen soydaşlarımız, mübadiller ve onların çocuklarıyla, torunlarıyla bir araya geldi. Bu görkemli buluşmada da, TBMM açılır açılmaz, “Lozan Sulhunun, resmi bayram olarak kabul edilmesine dair” bir kanun teklifinin verilmesi talimatını bizlere verdi. Biz bu vesileyle, bir kez daha, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşımızın tüm aziz kahramanlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle, saygıyla anıyoruz. Hepsinin mekânı cennet olsun.
20 YIL SONRA HALA “SABREDİN” DEMELERİ İFLASIN İLANI
20 yıldır iş başında olan bir hükümet, bugün vatandaşlarına çıkıp, “Sabredin” diyebiliyorsa, o hükümete sadece metal yorgunu denmez. Aynı zamanda, o hükümetin beyin ölümü de gerçekleşmiştir. 20 yıl hem devletlerin, hem de insanların hayatında oldukça uzun bir zamandır. Verilen sözlerin, vaatlerin yerine getirilmesi için, haydi, haydi yetecek bir süredir. Ama 20 yılın sonunda, sözlerini tutmayan, millete zulmeden bir hükümet, hala sıkılmadan çıkıp milletten sabır istiyorsa bu, siyasi aczin ve iflasın ilanıdır. Milletimiz, kendisine zulmedenlere sabretmez. Zulme karşı durmayıp, sessizce sabretmenin, zulme rıza göstermek olduğunu, zulme rıza gösterenin de, zulme ortak olduğunu bilir. Milletimiz kendisine zulmedenleri de çok iyi tanır.
ZULMÜNÜZ ATEŞTEN SICAK
Hazreti Ali; “Dürüst insana iftira atmak, gökten ağırdır. Hak, yeryüzünden geniştir. Kanaatkârın kalbi, denizden zengindir. Münafığın kalbi, taştan katıdır. Zalim idareci, ateşten sıcaktır. Sabretmek, zehirden acıdır” demiş. Ülkeyi 20 yıldır yönetenlere sormak lazım. Bu millet ateşten daha sıcak zulmünüze, daha ne kadar sabredecek?
MİLLETE VERDİKLERİ SÖZÜ TUTMADILAR
2011 seçimlerinden hemen önce, “Türkiye 2023’te, dünyada ilk 10 ekonomi arasına girecek” diye, millete söz veren kim? Bu vaadi devletin kalkınma planına yazdırıp, Meclis’te onaylatan, sonra da Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatan kim? Tabii ki Erdoğan… Ama 2023’e bir yıl kala, bıraktık ilk 10’u, Türkiye’yi en büyük 20 ekonomi liginden düşüren kim? O da Erdoğan… Güzel ülkemizi, 1990’dan beri içinde olduğu, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasından, 23. sıraya düşürdüler. Millete verdiği sözü tutmayan, taahhüdünü yerine getirmeyen kim? Tabi ki Erdoğan… Bugün Türkiye’nin küresel kredi notu, Brezilya’nın, Meksika’nın, Güney Afrika’nın bile çok gerisindeyse, artık adımız, Papua Yeni Gine, Ruanda, Kenya, Kamerun, Bolivya, Kosta Rika’yla beraber anılıyorsa, bunun sorumlusu kim? Tabii ki Erdoğan… Allah aşkına! Milletimiz, Erdoğan ve onun şahsım hükümetlerinin, ülkemizi düşürdüğü bu hale daha ne kadar sabredecek?
FAİZLE NASIL UĞRAŞILIR GÖRÜN DEDİ, BANKALARIN FAİZ GELİRİ DÖRDE KATLANDI
2018’de 24 Haziran seçimlerine giderken, “Bu kardeşinize yetkiyi verin, ha ondan sonra bu faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır görün” deyip, milletten oy isteyen kim? Yine Erdoğan… Faizle nasıl uğraştığını hep beraber gördük. Bundan dört yıl önce, bankaların faiz geliri 124 milyar 467 milyon liraydı. Bugün neredeyse dörde katlandı. 420 milyar 840 milyon lira oldu. Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, iç borç için ödenecek faiz, borcun anaparasını bu hükümet döneminde aştı. Bunun sorumlusu kim? Tabii ki Erdoğan…
ÜLKE, “YA BENİMSİN YA KARA TOPRAĞIN” DİYEN BİR ZİHNİYETİN ELİNDE
Yine Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, özel bankaların ödeyeceği faize, Devlet Hazinesini kefil yapan kim? Erdoğan… “Devletin kasasından bir kuruş çıkmayacak” dedikten sonra, daha yılın ilk altı ayında, Kur Korumalı Mevduat dedikleri, ucube uygulama için, bütçeden, yani milletimizin kesesinden, 37 milyar lira ödeyen kim? Erdoğan ve onun Şahsım Hükümeti… Anlaşılan yolun sonuna geldiğini artık idrak eden Erdoğan, seçime kadar Kur Korumalı Mevduatla idare etmeyi, sonra da bu ateşten topu, bizim kucağımıza bırakmayı düşünüyor. Bu, korkunç bir sorumsuzluk. 85 milyonluk koskoca ülke, “Ya benimsin, ya kara toprağın” diyen bir zihniyetin elinde… Milletimiz, kendisini faiz lobilerine ezim ezim ezdiren Erdoğan’a, ülkeye, “Ya benimsin, ya kara toprağın” diyen kifayetsizlere, daha ne kadar sabredecek?’ 4Abdullah Yalçın

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.