banner56

‘Millete sırtlarını döndüler’

 CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında “Millete, verin şu kardeşinize oyu, faizi de dövizi de halledeyim diyenler, şimdi millete sırtını döndüler.” dedi.

Öztrak gerçekleşen basın toplantısında şunları söyledi:
Türkiye, çok derin bir ekonomik kriz yaşıyor. Cüzdanlar boş, tencere boş, mutfakta büyük bir yangın var. İşsizlik rekorlar kırıyor, ödenmeyen çekler, senetler, borçlar; ailelerimizi, çiftçimizi, esnafımızı, sanayicimizi perişan ediyor. Herkese güven verecek, ufuk sunacak, derli toplu bir plana, programa duyulan ihtiyaç her geçen gün biraz daha artıyor. Ama ülkeyi yöneten saray ve şürekâsı milletin ufkunu karartmaya, umutlarını yok etmeye devam ediyor. Milletimizin hali nicedir, ne yer, ne içer, ne bekler hiç haberdar değiller. Sordukları da yok zaten. Daha bir yıl önce millete, verin şu kardeşinize oyu, faizi de dövizi de halledeyim diyenler, şimdi millete sırtını döndüler.
Ucube tek adam parti devleti rejimi, devletin kurumsal hafızasını yok ediyor, kurumlarını çökertiyor. “Devlet hızlı karar alacak, çabuk çözüm üretecek” diyenler, şimdi devleti felç ettiler. İş çıkmıyor. Devlet, millete değil yandaşa ve mutlu bir azınlığa çalışıyor. Saray, meclise geçtiğimiz yıl gelmesi gereken 11. Kalkınma Planı’nı daha yeni getirebildi. Plan deyince öncelikle şu hususu belirtmek istiyorum: Sayın Genel Başkanımız dün 2014-2018 dönemini kapsayan ve ömrü geçen yıl tamamlanan, 10. Beş yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde iktidarın performansını kamuoyuyla paylaştı. İktidar büyümeden işsizliğe, kişi başına gelirden milli gelire Plan’ın tek bir hedefini dahi tutturamamış. Tekrarlıyorum, büyümeden işsizliğe, kişi başına gelirden milli gelire iktidar Plan’ın tek bir hedefini dahi tutturamamış.
2019-2023 dönemini kapsayan 11. Plan, 8 Temmuz 2019’da Meclis’e sunuldu. Dün de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tanıtımı yapıldı. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolü Kanunu, bütçenin nasıl yapılacağını, nelere uygun olarak yapılacağını düzenler. Bu Kanun’un 13. maddesinde bütçe, Kalkınma Planı ve programlarda yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun bir şekilde hazırlanır ve o çerçevede uygulanır diyor. Yine aynı Kanunun 16. maddesi bütçe sürecini başlatan Orta Vadeli Program da, Orta Vadeli Mali Plan da Kalkınma Planlarıyla uyumlu olmak zorundadır diyor. Şimdi 2019 ekonomik programı ve bütçesi geçtiğimiz yıl Meclis’ten geçmiş ve bütçeyi 7 aydır uyguluyoruz. Oysa kendisine o bütçenin ona uygun olarak hazırlanması gereken 11. Kalkınma Planı daha Meclis’e evvelki gün geliyor. Yani Saray doğmamış çocuğa don biçmiş.
Yaklaşık 7 aylık uygulama sonucunda, 2019 Programının ve Bütçesinin hedeflerine ulaşılamayacağı ortaya çıktı. Bu nedenle, bu hedefleri içeren 11. Plan’ın hedeflerine de ulaşmak mümkün olmayacak. Daha mürekkebi kurumadan planın hedefleri kadük olmuş durumda. Daha doğmadan ölen bir plan, kimseye güven veremez, ufuk sunamaz.
Ekonomik krizi hala idrak etmekte zorluk çeken Sarayın getirdiği bu Plan, milletin yaşadığı krizi görmüyor. Bu nedenle de krizi çözecek kendi içinde tutarlı politikaları da getirmiyor. Ama Sarayın kibir abidesinin bu ülkeyi krize sokan, kerameti kendinden menkul ekonomi teorisi Kalkınma Planı’nda yerini almış. Plan’ın 288. Maddesinde “Yüksek faizin yüksek enflasyona neden olduğu, faizin düşürülmesine yönelik adımlarla enflasyonun da düşeceği” ifade ediliyor.
Oysa Türkiye gibi sermaye hareketlerinin serbest olduğu dışa açık bir ekonomide faizlerin düşmesini istiyorsanız, iki şeyi birlikte yapma becerisini göstermeniz lazım. Birincisi, politikalarınıza güveni sağlayıp faizin içerdiği risk primini düşüreceksiniz. İkincisi de hem makro dengelerinizi, hem de yapısal dönüşüm politikalarınızı enflasyonist baskıları ortadan kaldıracak biçimde tespit edeceksiniz, yani enflasyonu düşüreceksiniz ki faiz düşsün. Ancak bu suretle kısır döngüyü kırabilir, “sağlıklı bir döngüye” dönüştürebilirsiniz, yatırımı, üretimi, refahı artırırsınız. Milletin yüzünü ancak böyle güldürebilirsiniz.
İşe, Merkez Bankası’na faizleri düşürterek başlamaya kalkarsanız buradan tam tersi sonuçlar alabilirsiniz. Enflasyonun sorumluluğunu sadece Merkez Bankası’na yıkarak, bu işin içinden çıkamazsınız. 
2013 yılında bu ülkede kişi başına düşen gelir 12 bin 480 dolardı. Peki şimdi plan ne diyor? 10 yıl sonra 2023 yılında ülkede kişi başına düşen gelir 12 bin 484 dolar olacak diyor. Yani 4 dolar artış var. Koskoca bir 10 yıl boşa kürek çekmişiz. “Ülkeyi uçuracak” diye milletimize OHAL şartlarında dayatılan ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, getirdiği planla millete 10 yıl öncesinin gelir seviyesini taahhüt edebiliyor.
Diğer gayriciddi bir taahhüt de işsizlik oranı. 2023’te işsizliğin yüzde 9,9 olacağı söyleniyor. Bu, 2014 yılındaki işsizlik oranıyla aynı. Yani işsizlik oranı 9 yıl boyunca aynı kalıyor hiç değişmiyor. Ama burada bir şeyi daha belirtmemiz gerekiyor. Erdoğan, başbakanken getirmiş olduğu 10. Kalkınma Planı’nda 2023 yılında işsizliğin yüzde 5’e düşürüleceğine dair bir cümle var. Tek adam oldu, başkanlığı bıraktı. Şimdi tek adam olarak millete diyor ki başbakanken yüzde 5 dedim ama işsizlik 2023’te yüzde 9,9 olacak. İşte tek adam rejiminin ülkeyi ne hale getirmekte olduğu buradan da açık seçik ortaya çıkıyor.
Şimdi Erdoğan Başbakanken, “2023’te kişi başına gelirimiz burada 25 bin 76 dolar olacak” diyordu. Şimdi ne diyor 2023 yılında ne olacak kişi başına gelirimiz? 12 bin 484 dolar. İşte başbakanlıktan tek adam rejimine geçmenin maliyeti. Peki bu 12 bin 484 inandırıcı mı? 
2011’de Başbakanken “Milli Gelirimizi 2023’de 2 trilyon 64 milyar dolara çıkaracağız” diyordu. Geçen senenin 24 Haziran’ında tek adam oldu. Şimdi yeni planı getirdi 2023 yılında diyor ki, “Öyle söylediğim gibi olmayacak. Milli Gelir 1 trilyon 80 milyar dolar olacak” diyor. Hedeften sapma ne kadar arkadaşlar? Yüzde 48. Ama bu bile gerçeği yansıtmıyor. Bakın, 2011’de 2023 hedefini eski Milli Gelire göre koymuştu. Sonra biliyorsunuz büyük alayişle, valayişte Milli Geliri revize ettik ve o revizeden sonrada bir gecede Milli Gelirimiz yüzde 20 arttı. Şimdi geçen 2011’de verdiği hedef eski Milli Gelire göre. Bugün 2023’te bahsettiği hedef yeni Milli Gelire göre. Yani bu makyajlanmış milli gelir. Bu makyaj olmasaydı aslında hedef yüzde 20 daha düşük olacaktı. O zaman baktığınız zaman Başbakanken vaat ettiği hedeften tek adam bugün yüzde 70 damping yapmış gözüküyor Milli Gelir hedefinden.
Yine, 2011’de Başbakanken “2023’te ihracatımız 500 milyar dolar olacak” diyordu. Her yerde 500 milyar dolar ihracatla övünüyordu. Odalar Birliği, TİM. Hepsi de bu hedefin peşine takılmış gidiyorlardı. Tek adam oldu, şimdi ihracat hedefi birden bire 227 milyar dolara düştü. Damping ne kadar? Yüzde 55. Burada da tek adam Başbakanken vaat ettiği ihracat hedefinde yüzde 55 damping yapmış.
En önemlisi, 2011’de Başbakanken şöyle bir şey söylemişti, birde hesap vardı. “Milli Gelirimizi 2 trilyon 64 milyar dolara çıkaracağız ve Türkiye’yi, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapacağız”. En parıltılı hedeflerden biri de buydu. Tek adam oldu yine bu vaat de unutulmuş gözüküyor. Plandaki iyimser hedefler tutarsa, Türkiye 2023’te dünyanın en büyük ekonomileri liginde 17’nci sırada kalacak. Bırakın ilk 10’u falan 17’nci sırada kalacak. Neye göre kalacak? Bu yıl daha meclisten çıkmadan kadük olacağı belli olan plana göre. Aslında Milli Gelir çok daha düşük olacak. 
Bu plan, ülkemizin, ekonomimizin içsel dayanıklılığını artırmak yerine, ülkemiz ekonomisini dış müdahalelere karşı çok daha dayanıksız hale getirmektedir. Bu planla; ülkemizin ayakları yere basan,  tutarlı, güven verecek, ufuk sunacak, herkese umut verecek bir programa olan ihtiyacı maalesef giderilememiştir. Aksine bu ihtiyaç bugün çok daha fazlasıyla hissedilmektedir. 
Ama şunu ben buradan söylemek istiyorum. Umutsuzluğa yer yoktur. Ülkemizin bundan çok daha iyisini yapabilecek potansiyeli ve kadroları mevcuttur. Yaşadığımız geçici bir fetret dönemidir bu da atlatılacaktır. 4Abdullah Yalçın

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.