“İdam mutlaka olmalı”
Eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasından, Hrant Dink cinayetine, Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölümünden, cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzatılmasına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunan MHP İl Başkanı Meral; “Ben, 7 idamla yargılanmış bir Yunus Meral olarak açık söylüyorum. İdam olmalı mı? Mutlaka olmalı” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tekirdağ İl Başkanı Yunus Meral, Tekirdağ Basın Mensupları Derneği Başkanı Naci Akyazı’yı ziyaret etti. Ziyarette ülke gündemini değerlendiren MHP İl Başkanı Meral; Eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanmasından, Hrant Dink cinayetine, Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Dentaş’ın ölümünden, cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzatılmasına kadar bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
-BAŞBUĞ’UN TUTUKLANMASI-
Eski Genel Kurmayı İlker Başbuğ’un tutuklanmasının Türkiye’ye yakışmayan bir manzara olduğunu belirten Meral, bu tutuklamanın; ülke menfaatlerini ve çıkarlarını, ayrıca ülkenin göz bebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) şahsiyetini küçültmek olduğunu ileri sürdü.
“BEN BUNA GÜLÜYORUM”
Meral; “Başbuğ’un tutuklanmasının kabul edemediğim tarafı şudur: tek başına iktidar olan partiyle iki dönem, neredeyse rütbesinin arttığı iktidar dönemi de gene AK Parti dönemidir. Yani Başbakanlık ile, hükümetle uzun süre görev yapan TSK’nın en üst düzeydeki rütbelisi, genel kurmay başkanı olan bir insanın tutuklanmasını doğru bulmuyorum. Şunun için doğru bulmuyorum. Bu insanların kaçma şansı yok. Ayrıca ‘silahlı örgüt kurmak’ diye bir şey atılıyor ortaya, ben buna gülüyorum.
“DÜNYANIN 4. BÜYÜK GÜCÜ: TSK”
Zaten dünyanın 4. büyük gücünün (TSK) başındaki bir insanın, silahlı örgüt kurmak gibi mantıksız bir şey ile suçlanmasını aklım almıyor. Böyle bir şey olamaz. Siz, böyle bir gücü, silahlı mensupları olan bir yeri yöneten bir insana ‘silahlı örgüt kurdu’ diyorsunuz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’nın vermiş olduğu yetki çerçevesi içerisindeyse, kimseyi burada suçlayamazsınız. Zaten burası silahlı bir birim” dedi.
TSK’nın dünyanın 4. Büyük gücü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı bir silahlı örgüt olduğunu söyleyen Meral, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Hatta bir birime değil de, dünyanın 4. En büyük gücüne ve onun başındakine kalkacaksınız; ‘silahlı örgüt kurmak’ ile suçlayacaksınız. Zaten silahlı örgüt. Ama Türk Milleti’nin teminatı olan bir silahlı örgüt. Bu iddia edilen şey abesle iştigalden başka bir şey değildir. Eğer bu insanların bu suçladıkları şeylere karşı; kaçacak (ki kaçacak yerleri yok), delil saklayacak (ki zaten saklayacak olsa bu güne kadar zaten saklamıştır). O zaman ortaya çıkarılacak bir şey yok. Dolayısıyla tutuklanması hiç doğru bir şey değil.”
-HRANT DİNK CİNAYETİ-
Hrant Dink cinayeti davasında ki sürpriz karar ve gelen tepkileri değerlendiren MHP İl Başkanı Yunus Meral, kendisine ters gelen şeyin Dink cinayetinde dava sonucuna tepki gösteren çoğunluğun, 24 vatan evladı şehit olduğunda aynı tepkiyi vermemesi olduğunu anlattı.
Meral şöyle konuştu; “Karşımızdakine bir şey olduğunda ‘niçin örgüt yoktu, neden suçlanmadı?’ diyoruz, müthiş bir tepki gösteriyoruz. Kendi tarafımızdan birine bir şey olduğu zaman ise ‘bu nasıl olur?’ diyoruz. Bu hiç doğru olan bir şey değil. Hrant Dink vurulmalı mıydı diye sorarsanız: asla ve asla vurulmamalıydı. İyi mi oldu? Kesinlikle iyi olmadı, doğru olmadı.”
“BEN ERMENİ DEĞİLİM”
Medyanın tutumunu da eleştiren Meral; “Hrant Dink’in; bu gün onun bu meselesini kullananların, kullandıkları gibi bir insan olduğuna hakikaten inanmıyorum. Şu an kendisi kalkmış olsa ‘siz benim adıma ne yapıyorsunuz?’ diyecektir. Mesela dün Ahmet Hakan ‘ben Ermeniyim’ diyor, olabilir. Demek ki Ermeni’ymiş ki söylüyor. Ben Ermeni değilim. Kimse beni Ermeni yapamaz, o benim elimde değil zaten. Olamam ki; ben Türk bir ana-babanın evladıyım çünkü. Peki Türk olmak demek Ermenilerin katledilmesine sebep olmak demek mi? ‘Onlar katlediliyor, ne kadar güzel’ demek mi? Değil.
“HANGİ MANTIKLA ‘BİZ ERMENİ’YİZ’ DEYİP YÜRÜYORUZ?”
1978’de ben cezaevine girmeden önce, özellikle 2 Ermeni müşterim vardı. O kadar seviyordum ki kendileri. O Ermeni idi, ben de Türk’tüm. Benim onları, onların beni sevmesine engel değildi hiçbir şey. O insana bir zarar gelmiş olsa o insanı savunmama da engel değil. Peki hangi mantıkla ‘biz Ermeni’yiz’ deyip yürüyoruz? Ben öz be öz Türk olarak, elime Türk bayrağımı alıp da, bir haksızlık yapılmışsa Hrant Dink’in hakkını savunsam olmaz mı? Niye böyle olmuyor da; yazıyoruz bir kağıda ‘ben Ermeni’yim’ diye. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük televizyonlarından birinin başındaki adam ‘Ermeni’yim’ dediği için tepki aldığını söylüyor. Tabii ki tepki olacak.
Elliye yakın Türk dış görevlisi, Paris’in, Atina’nın, Avrupa ülkelerinin sokaklarında bir hayvan gibi katledilirken; neden bir Ermeni çıkıp da ‘ben Türk’üm. Onların hakkına sahip çıkıyorum, savunuyorum’ demedi? Onların katillerine hangi mahkemeler ceza verdi? Hiçbiri. Bu demek değildir ki Hrant Dink’in katilleri bulunmasın, tabii ki bulunsun. Bir de şu var. 36 bin kişiyi katleden Abdullah Öcalan’a ne ceza verildi? Ağırlaştırılmış müebbet. Hrant Dink’i öldürmeye azmettirmekten yargılanan Samast’a ne ceza verildi? Ağırlaştırılmış müebbet. Ağırlaştırılmış müebbetin ötesinde bir ceza var mı, yok. İdam vardı, kaldırıldı. Belki idam edilecekti. İdamı kaldıran kim ‘o’ zihniyet.
“KEŞKE ADALET DOĞRU TECELLİ ETSE”
Ben, 7 idamla yargılanmış bir Yunus Meral olarak açık söylüyorum. İdam olmalı mı? Mutlaka olmalı. Kim ki bir mazlumu katlederse; mutlaka boğazına ip takılmalı. Ama Türkiye’de şu zihniyet hakim olduğu müddetçe, birilerinin baskısıyla, birilerinin boğazına, hiç suçu olmadığı halde ipin takıldığını da biliyoruz. Onun içinde idama karşıyım. Keşke adalet doğru tecelli etse. Mesela yaşlı, müşkül bir kadını evinde katletmiş, cezasını çekmiş çıkmış. Aldığı cezaya bir bakar mısınız? Peki o öldürülen insanın suçu günahı ne, neden onun katilinin boğazına ip geçmesin? Onu öldüren kimse, oğlum dahi olsa ip boğazına geçmeli. Yüreğimiz yanar, o ayrı.
“HERKES BİZİM KADAR RAHAT YAŞAMALI”
Başkalarının canını düşünmediğimiz müddetçe, kendi canımız hiçbir zaman emniyette olmaz. Kendi canımız, bir başkasının canını yakarsa sahip çıkmayacağız, hak etmişse cezasını çekecek ki; bizim canımıza kastedenler de cezasını alsınlar. Giden gittikten sonra bağırıp, ağlamanın, sızlanmanın manası yok. Yine Hrant Dink için yürünüyor ama 24 tane şehit için, o sokakta, Şişli’nin caddesinde o insanları göremiyoruz, niye yoklar? Demek ki adalet doğru uygulanmıyor. Bu ülkede Mehmetler asla ölmemeli. Hrantlar da, bu ülkenin kanunlarına uyan, bayrağına saygı duyan herkes; bizim kadar rahat yaşamalı, canlar da emniyette olmalı” dedi.
-CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREV SÜRESİNİN UZATILMASI-
Cumhurbaşkanlığı görev süresinin 7 yıla uzatıldığını belirten Meral, hükümeti eleştirerek; “Kim gücü eline geçiriyorsa, bunu yapıca insanlar şunu unutmamalılar. Ben dün onların haline acıyordum, şimdi de diğerlerinin. Bu gün; genelkurmay başkanı yargılanmaz diye bir şey yok. Genelkurmay başkanı da, cumhurbaşkanı da, başbakanda herkes yargılanmalı. Fatih Sultan Mehmet gibi bir insan sanık sandalyesine oturabiliyorsa, herkes oturabilir. Ama orda adalet tecelli edilmeli. Birilerinin nefsinden, kızgınlığından, birilerinin adına uşaklık yapmasından olmamalıdır” dedi.
-DENKTAŞ’IN ÖLÜMÜ-
Hayatını kaybeden Rauf Denktaş’ın ölümüne ilişkin derin üzüntü duyduğunu ifade eden MHP İl Başkanı Meral, Türk milletinin büyük değerlerinden birini kaybettiğini söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 40 yılı aşkındır Tük bayrağının dalgalanmasında Denktaş’ın büyük emeği ve çabası olduğunu anlatan Meral; “Bizim ecdadımız, canını vererek, kanını dökerek o bayrağı oraya dikti. Biz de onu dalgalandırmaya mecburuz. O bayrakta; Rauf Denktaş’ın çilesi ve emeği var. Türkiye’de ki bir zihniyetin ortakları ve Kıbrıs’ta ki başka bir zihniyetin uşakları bir ömür ona çile çektirdiler. Hepimiz biliyoruz; Rauf Denktaş neredeyse ‘Ergenekon’dan tutuklanacaktı, hatta tehdit edildi. Tabii ki kolay değildi; o aptallığı da yapmadılar.
Kıbrıs’ı birilerinin dediği gibi ‘sırtımızda bir kambur, çalışıp kazandıklarımızı Kıbrıslılara mı yedireceğiz?’ gibi geri zekalı laflar, o insanı bir ömür sıkıntıya soktu. Rauf Denktaş, çok büyük bir devlet adamıydı. Ecdadımızın kanlarıyla sulayarak vatan yaptığı o topraklarda, Türk milleti adına çok başarılı işler yaptı, en iyi şekilde temsil etti, başbuğluk yaptı. Denktaş, dünya Türklüğünün en önde gelen isimlerindendi. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve Rauf Denktaş’ı şükran ve minnetle anıyoruz” dedi.




Yorum gönder