Şark Meselesi adıyla ortaya konulan husus, Türklerin Avrupa’dan atılması ve Anadolu içlerine hapsedilmesidir. Bugün konu daha da genişletilmiştir. Amerikan çıkarlarının daima ön planda tutulduğu, sömürge anlayışının yeniden ayağa kaldırıldığı, savaş, barış ve istikrarın belirli güçlerin tekelinde olduğu bir dünya yaratılmıştır.
Orta Doğu’da uygulanan planlar
Kısık ateşte ısıtılan Orta Doğu işgaller, iktisadi darlıklar ve yalnızlaştırma politikalarıyla
sosyal patlamalara itilmiştir. Demokrasisi ve ekonomisi tam oturmamış milletler parçalanma noktasına getirilmiştir.
Arap Baharı adı altında uygulanan senaryolar istenen sonucu vermiş; diktatör liderler
ortadan kaldırılarak ya Irak, Libya gibi ülkelerin zenginlikleri yağma edilmiş ya da Suriye’de olduğu gibi kukla yönetimler işbaşında tutulmak suretiyle emperyalizmin isteklerine bağlı kılınmıştır. Şam yönetimi, halkına yaptığı baskı ve zulmü gittikçe arttırırken dış dünyadan fazla bir tepki görmemekte buna mukabil Çin, Rusya ve İran tarafından desteklenmektedir. Burada iki süper gücün çekiştiği muhakkaktır:
ABD, Büyük Orta Doğu (BOP) planını uygulamak ve Akdeniz’in doğusunda
hâkimiyet sağlamak, Mezopotamya petrolünü güvenli şekilde Akdeniz’e ulaştırmak istemekte,
Sıcak denizlere inmiş olan Rusya, özellikle Suriye kıyılarında oluşturduğu deniz
üsleri, elektronik muhabere merkezleri ve havaalanlarının güvenliğini sağlamak ve eski dostu Suriye’yi yanına çekmek düşüncesini muhafaza etmektedir.
Yeni planlar
İran: Orta Doğu’da uygulanacak yeni senaryoda sıraya İran alınmıştır.  İran, ABD’nin gizli ve açık ekonomik ambargoları, tehdit ve şantajlarıyla nereye varacağı belli olmayan bir evreye çekilmiştir. Kürecik radarı nedeniyle Türkiye’yi tehdit eden İran, uçak düşürme olayından sonra Suriye’yi daha yakınına çekmeyi başarmıştır.
Pakistan: Pakistan’ın içinde bulunduğu coğrafya, gelenekleri ve sınır yapısı problemlidir. Başbakan Benazir Butto, Taliban ve El Kaide’nin iç yönetimde yarattığı kargaşaları, Hindistan ile anlaşmazlıkları, halkının eğitimsizliğini gidermek ülkesinin yoksulluğunu kırmak ve demokrasiye geçmek konusunda çabalar sarf etmektedir. Emperyalizm uyanır ve bir anda Pakistan’ı hedef haline getirir. Benazir Butto ortadan kaldırılır.
Takdir edersiniz ki, demokrasiye geçiş “haydi geçelim” demekle olmuyor. Birtakım güdümlemelerle veya resmi kanallardan belli sıfatları kazanmakla da lider olunmuyor. Ülkenin yaşadığı koşullar ve olaylar çıkarıyor lideri. Baba ve oğul demokrasi uğrunda hayatlarını kaybetmişlerdir.
Afganistan:    Afganistan’da mevcut yönetime karşı mücadele eden Taliban, Kabil’de konuşlu NATO gücünün ağır baskısına maruz kaldığı zaman Hindistan-Pakistan sınırındaki dağlık kesime çekilmek suretiyle kendisini emniyete almaktadır. Hindistan, Pakistan ile yıllarca yaşadığı sınır sorunu nedeniyle Taliban güçlerine el altından destek vermektedir.
Hindistan: Pakistan ile yıllarca yaşadığı sınır sorunu nedeniyle Taliban güçlerine el altından destek vermektedir. Terör ve kargaşadan kaçmak ve ülkesini terk etmek isteyen Pakistanlılara öncelikle insan tacirleri(!) kucak açmaktadır.
Bugüne bakarsak    
Pakistan bugünkü günlere uzun bir yoldan geçerek gelmiştir. Radikal dincilerin kendi saflarında görmedikleri Benazir Butto’yu hayatına kastetmek suretiyle ortadan kaldırmalarıyla demokrasinin Pakistan’da yerleşmesi bir süre daha geciktirilmiştir.
Pakistan bugün nükleer imkân ve kabiliyete sahiptir. Bu durum Amerikan çıkarlarına karşı daha büyük tehdit olarak görülmektedir. O halde Şark Meselesi daha geniş anlamda ele alınmalıdır. Konu sadece Türklerin Anadolu’ya hapsedilmesi değil, Müslüman coğrafyanın yeniden dizayn edilmesi olmalıdır.
Kendi bölge coğrafyamızı göz önüne alarak benzer bir değerlendirme yapacak olursak demokrasinin dışında oluşmuş yönetimler, teröre destek vermiş ve destek vermeye devam eden ülkeler, liderler, bölgesel yönetimler bir gün kendilerine yönelik şiddet eylemine maruz kalacaklarını bilmelidirler. Bu anlayışa çanak tutanlar ile birtakım insanlık dışı eylemleri alkışlayıp böbürlenenler ise hüsrana uğrayacaklardır.
AB’nin Doğu Akdeniz’deki son toprak parçasına sahip olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ile Kıbrıs’ın güneyinde ortak petrol arama faaliyetini sürdürmektedir. Aynı AB, Kıbrıs Rum Yönetimine AB Başkanlığını teslim etmiştir. Zaten AB’nin teröre bakışı belliyken başka türlü davranmalarını beklemek safdillik olurdu.
Dolayısıyla her kurum üzerine düşeni yapmalı, her konuyu iç siyasette prim yapacak malzeme olarak görmemelidir. Kutuplaşma ya da kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularını aşılamaktadır. Bu nedenle yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda olmayıp hep yakınımızda ortaya çıkmaktadır.
Öncelikle barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Böylesi çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep atlatmışızdır; ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.