23 Temmuz 2019 Salı

Sitespora 4 yeni oyuncu

PARİS-1919 BÖLÜM-I

26 Haziran 2019, 15:17
Bu makale 87 kez okundu
PARİS-1919 BÖLÜM-I
Cengiz Baysu

 (Kitap tanıtımı-I-)

Çok değil daha bir asır önce ülkemizin bölünmesi için yapılan planlarda İngiltere, Fransa ve İtalya’nın Ermeni ve Kürtlere hangi göz ve art düşüncelerle baktıkları yazılı bu kitapta… Sevr ve Lozan Antlaşmaları hem irdeleniyor hem de bugünün gelişmeleriyle karşılaştırılıyor. Kitaptan pasajlarla yazımı sürdürmek istiyorum:
Sa: 67, Rusya
“… 1914’te müttefik olan Rusya herhalde Almanya’ya doğu sınırından saldırarak Fransa’yı yenilgiden kurtaran güç olmuştu. Üç yıl boyunca mihver güçleriyle savaşan Rusya, düşmana büyük kayıplar verdirmiş, ama kendisi daha büyük kayıplar yaşamıştı.
1917 yılında bu gerilimin altında çatırdamış, sekiz ay içinde otokrasiden liberal demokrasiye geçmiş, oradan bir ihtilâle ve diktatörlüğe kaymış, ufacık bir aşırı sosyalist grup olan Bolşeviklerin yönetimine girmişti. Bu Bolşevikleri daha önce Rus halkı da dahil hiç kimse duymuş değildi.
Rusya çökerken koca imparatorluğun parçaları kopmaya başlamış; Baltık devletleri, Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve Dağıstan doğmuştu. Müttefikler, Almanya karşısında birlikte savaştıkları bu dev ülkenin çözülmesini önleyebilmek amacıyla asker yollamış; ama 1918 başında Bolşevikler Almanlarla barış imzalamışlardı.
Müttefik askerleri Rus topraklarında kalmıştı; ama ne uğruna? Bolşevikleri ve Sovyet rejimini mi devireceklerdi? Çok heterojen muhaliflere, kralcılara, liberallere, anarşistlere, hayal kırıklığına uğramış sosyalistlere, türlü türlü milliyetçilere mi yardım edeceklerdi?..”
Sa: 102- Manda sorunu
“… Fransızlar bu fikre baştan sona düşmandı ve hiç güvenmiyorlardı. Clemenceau Poincare’ye ‘Milletler Cemiyeti’nin barışı garantiye almasına evet, ama Milletler Cemiyeti’nin kolonileri sahiplenmesine hayır’ diye bağırmıştı. Koloniler güç simgesiydi. Ayrıca oralarda Fransa’nın çok ihtiyaç duyduğu bir şey vardı: insan gücü…
Belki dünyada Almanların sayısı her zaman Fransızlardan çok olacaktı; ama Asya ve Afrika’daki koloniler hesaba katılınca Fransızların en azından dengeyi tutturmak için ‘uzak kardeşlerimiz’ dedikleri o insanlardan yararlanma olanağı vardı. Eğer Fransa Cemiyet’in nezareti altında mandalar alırsa denizaşırı yerlerde savaştırılmak üzere yerli askerleri getirme konusunda sınırlamalar mı olacaktı?
Bölge savunması
Ne yazık ki, görünüşe göre İngilizler de Amerikalılar da böyle düşünüyormuş gibi görünüyorlardı. Manda konusundaki önerilerinde sorumluluk taşıyan güçlerin hümaniter çalışmalar yapacağı, örneğin köle ticaretini engelleyeceği yazılıydı, ama yerlilere yalnızca polis olarak ve bir de ‘bölgeyi savunma’ amacıyla askeri eğitim verilebileceği yazılıydı.
Manda konusu Yüksek Konsey’e geldiğinde Clemenceau ile Pichon saldırıya geçtiler. Eğer Fransa darda kaldığında o bölgelerden kendisini savunacak gönüllüler isteyemeyecekse neden oraların sorumluluğunu taşımak için zaman ve para harcasındı ki?  
Fransa neyi koruyacaktı?
Amerika ile İngiltere’nin konuya böyle uzaktan bakması kolaydı; çünkü onların ülkesi coğrafi olarak Almanya’ya komşu değildi. Fransa, eğer koloni askerleri olmasa Almanya’nın saldırısından sağ çıkmazdı. Lloyd George bir uzlaşma zemini bulmaya çalıştı.
Fransa’yı bu kadar kızdıran maddenin aslında Almanların bir uygulamasına karşı düşünüldüğünü söyledi. Almanya diğer kolonilere saldırmak için yerlilerden büyük ordular toplayan bir ülkeydi. Fransızlar elbette kendilerini de kanatlarının altına aldıkları bölgeleri de korumakta serbest olmalıydılar.
Clemenceau sakinleşti. Eğer bu madde kendisine genel bir savaşta asker toplama hakkını veriyorsa, razı olacağını söyledi. Lloyd George neşeyle kabul etti. ‘Yeter ki, Bay Clemenceau koskoca zenci ordularını saldırı amacıyla eğitmeye kalkışmasın. Madde yalnızca buna karşı korunma getiriyor.’ dedi. Wilson, Lloyd George’un yorumuna katıldığını söyledi. Sorun, bunun anlamının hiç kimsenin kafasında netleşmemiş oluşundaydı. Fransızlar mandalardan topladıkları askerleri bir Avrupa savaşında kullanabilecekler miydi? Birkaç ay sonra mayıs ayı geldiğinde Fransızlar kendi yorumlarını araya sokuşturmaya başladılar.
Milletler Cemiyeti Anlaşması baskıya girmek üzereyken ‘anavatanın savunması’ sözünü mandalarla ilgili maddeye eklemek istediler. Barış Konferansı’nın İngiliz Sekreteri Hankey, bu değişikliği gece geç saatte fark etti. Diğer güçlerin bunu kabul etmiş olduğuna ilişkin Fransızların verdiği teminatlara hiç inanmadı. Wilson Clemenceau’ya o cümleciği çıkarttırdı…”
Yorumlar
I.Dünya Savaşı’nda manda konusunu işleyen Fransa, koloni askerlerini eğitmeyi ve bunları sonra istediği yerde kullanmayı düşünmüştür. Çanakkale cephesinde Senegalli, Hintli Müslüman askerler karşımıza bu şekilde çıkarılmadı mı? 
Bunların Gelibolu’da, Çanakkale’de kabirlerinde “vatanları için öldüler” diye yazmıyor mu? Nerede ve hangi vatan için ölmüş bu gariban Müslümanlar?
Aynı Fransa,  İstiklâl Savaşı sırasında Ermeni gençlerini toplayarak Kilikya’da askerlerimizin karşısına çıkarmadı mı? Afrika’da işgal ettiği yerlerde parayla satın aldığı kişileri kendi halkına karşı kullanmadı mı? 
(Paris 1919, Margaret Macmillan, Çeviren: Belkıs Dişbudak, ODTÜ Yayıncılık Ankara, Ekim-2004)

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV