Bir Ayasofya muhabbetidir gidiyor. Ben işin doğru veya eğri olduğu tarafına girmeyeceğim. Sadece “Uluslararası Deniz Günü” olarak kabul edilen Temmuz ayının ikinci Pazar günü okuduğu kâğıttan başını kaldırarak bir süre durakladıktan sonra “Deniz aklımı uzaklara götürüyor, İstanbul’a… Ayasofya’yı düşünüyorum ve büyük acı duyuyorum” diyen Papa Hazretlerine bazı şeyleri hatırlatmak istiyorum:
Vatikan’ın dünkü marifetleri
Gençliğinde Nazi hayranı, sonra Gençlik Örgütünün üyesi olan ve daha sonra Waffen SS’e katılan Alman Joseph Alois Ratzinger, Engizisyon-Kutsal Ofis’in başına geçerek XVI. Benedictus adıyla Papa olmuştur.
Sonraki yıllarda asıl adı Eugenio Pacelli olan 1876 doğumlu İtalyan Papa XII. Pius’a Azizlik yolunu açmış ve imzaladığı kararla XII. Pius’a “Ululuk Ünvanı” vermiştir.
XII. Pius, 1933 yılında rahipken Adolf Hitler ile ittifak kurmuş, Vatikan’ın Almanya temsilcisi olduğu dönemde Katoliklerin Merkez Partisini kapatmıştır. Böylece Katoliklerin oylarını da alan Hitler, Almanya’da iktidara gelmiştir. XII. Pius, Almanya’da Vatikan büyükelçisi olarak da görev yapmasının ardından 1939 yılında Papa seçilmiş ve II. Dünya Savaşı boyunca tahtta kalmıştır.
Bu dönemde Vatikan, II. Dünya Savaşı’nda Mussolini ve Hitler’in başta temerküz kamplarına giden Yahudi trenlerini görmezden gelmiş, hatta Vatikan’a dokunmamaları karşılığında Auschwitz-Birkenau kampında ölenler için kınama konuşması bile yapmamıştı.
1939 yılında yapılanlar
Nazilerle yakınlaşan Vatikan, II. Dünya Savaşı’nda bir kez bile Nazilerin eylemini kınamamış, meydanı boş bulan Naziler de Papalıkla işbirliğine gitmişlerdir. Bu işbirliği içerisinde;
“Hitler’in Papası” olarak bilinen Pius, kilise ve manastırlara Yahudi sığınmacıların alınmasını yasaklamış, soykırımdan kaçan Yahudileri, Nazilerin eline teslim etmiştir.
Vatikan, İtalya ve Fransa’da Yahudi çocuklar için özel yurtlar kurmak suretiyle ailelerinden kopardığı Yahudi çocukları daha sonra Almanların ölüm kamplarına göndermiştir.
İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra yenilen Almanya’dan kaçan Nazilere Vatikan’ın kapılarını açmış, Katolik Kilisesinin yardımıyla Nazi subaylarına yeni kimlikler sağlamıştır.
XII. Pius, Mussolini ve Hitler’in politikalarını sessizce onaylamak ve Yahudi soykırımına üstü kapalı destek vermekle Yahudilerin tepkisine maruz kalmıştır.
Soykırımı inkâr
Yahudi soykırımını inkâr eden Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman, II. Dünya Savaşı’nda 6 milyon değil, 900 bin Yahudinin Nazi toplama kamplarında öldürüldüğünü iddia etmiştir. Antisemitizme ve Holokost inkârına karşı hassasiyetiyle tanınan İsrail, konuya böyle yaklaşan bir devleti, 16 Nisan 1992’de Yeni Hırvatistan Devleti’ni bağımsız olarak kabul etmiş, 9 Nisan 1997’de de Hırvatistan ile diplomatik ilişkileri dahi başlatmıştır.
22 Nisan 1998’de, İsrail’in ilk Zagreb Büyükelçisi Natan Meron, Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman’a itimatnamesini sunmuş, hatta ABD’deki Holokost Anma Müzesi’nin açılış törenine bile katılmıştır.
Arşivlerden gündeme
Yahudiler, Vatikan’dan o döneme ilişkin arşivdeki gizli bilgileri tarihçilere açma çağrısında bulunmuşsa da Vatikan, Mayıs 2010’da arşivlerinin bir bölümünü tekrar açmış ama II. Dünya Savaşı bölümlerini kapalı tutmayı yeğlemiştir.
Ne hikmetse herkes soykırım demeye bayılıyor, belgelerin ortaya dökülmesi istenince kenara çekiliyor. Vatikan’ın da arşiv belgelerini araştırmacıların hizmetine sunmaması bohçasının kabarık olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Hele Ermenistan ile işbirliğine yönelmişse arşiv konusundan sonuç alınamayacağı kesinleşmiş demektir.
Bazı milletler, hâlâ kavim, aşiret, din ve mezhep odaklı olarak sürekli geçmişe dönük çalıştıkları için geleceğe yön vermekte yetersiz kalabiliyor. İstanbul için beslenen Megalo İdea, 1915 olayları için soykırım yakıştırması, Kıbrıs için “İşgalci Türkiye” sıfatları haksız ve yersiz duruma düşüyor.
Vatikan, kendi arşivindeki utanılacak belgeleri görmeden “1915 Tehciri”ni ağzına alabiliyorsa suçlu olduğunu saklamaya çalışıyor demektir. Herkes eteğindeki taşları dökse kimin ne mal olduğu ortaya çıkacak ama…
Papa Hazretleri Nazi zulmünde sesini çıkarmayan önceki papaları hayırla (!) yâd edecek mi? 1945 yılında Japonya’ya yapılan iki nükleer saldırıda hayatlarını yitiren on binlerce insan için de aynı acıyı duyacak ve Amerika’ya sitem edecek mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.