Okumayı ilk öğrendiğim kitap, “Alfabe” kitabıydı. “Karga karga gak dedi. Çık şu dala bak dedi” bu cümle çok hoşuma gitmişti. Hasan TETİK eğitmenimden, Mustafa DURMUŞ eğitmenimden çok şeyler öğrendim. Onlar okumayı bana öğrettiler. Önce harfleri,  daha sonra yan yana getirerek hecelemeyi onlar öğretti bana.  Köyümdeki okul üçüncü sınıfa kadardı. Bu okulda; yazı yazmayı, hesap yapmayı, saati, ayları, haftaları ve günleri, mevsimleri ve daha birçok şeyleri öğrendim. Dördüncü ve beşinci sınıfı başka bir köyde okudum. Dördüncü sınıfta her dersin ayrı kitabı vardı. Tarih kitabı beni etkiledi. Etileri, Babilleri, Asurluları, çağları ve devirleri öğrendim. Beşinci sınıfta ülkeleri ve başkentlerini, nehirleri, dağları, ovaları öğrendim. Ortaokulda; Fransızca, Fizik, Kimya, Osmanlı Tarihi, Türk Dili ve Edebiyatını öğrendim. İlkokula başladığım günden itibaren Matematik hep vardı. Lisede; İngilizce, Geometri, Cebir, Biyoloji, Coğrafya, Kimya, Denel Fizik, Komposisyon, Felsefe, Mantık, Sosyolojiyi öğrendim.  Lise bitirme sınavı sonunda, üniversiteye gittim. Üniversitede Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldum. Daha sonra kendime meslek olarak Akademisyenliği seçtim. Yaşamımda edindiğim bilgileri hep kitaplardan öğrendim. İster ders kitabı, ister yardımcı ders kitabı olsun, hep öğrenmek için okudum. Sorguladım. Analizledim.  Belleğime bir şeyler ekledim. Ders kitabı dışından ilk okuduğum kitap beşinci sınıfta S.F. Abasıyanık’ın “Semaver” kitabı oldu. Bunu Halide Edip Adıvar’ın “Sinekli Bakkal” romanı ve Halit Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah” romanı takip etti. Elime geçen her kitabı okumaya başladım. Köyümün yakınında Akçadağ Köy Enstitüsü olması nedeniyle, kitapları tanımam zor olmadı.  Ortaokulda edebiyat öğretmenim Münir Baloğlu sayesinde yeni Türk Edebiyatı yazarlarını tanıdım. Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Nurullah Ataç, Cahit Sıtkı Tarancı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Tevfik Fikret, Halit Ziya Üşaklıgil, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin’in birçok kitaplarını okudum. Keza ortaokul ve lise yıllarımda da yine öğretmenlerim sayesinde dünya klasikleriyle tanıştım. Elime geçen Stendhal,  Balzac,  J.J. Ruseo, Gogol, Dostoyevski, Maksim Gorki, John Steinbeck, Ernest Hemingway, Emile Zola, Viktor Hugo, Gustave Flaubert, Tolstoy, Turgenev’in kitaplarını okudum. Notlar aldım. Kendi el yazımla bir arşiv oluşturdum. 
Şiir denemelerim, öykü denemelerim oldu. O yıllarda “Varlık” dergisi vardı. Abone oldum. Özellikle yeni Türk yazarlarıyla tanıştım. Okudum. Okudum ve hep okudum. Okumakla belleğimdeki bilgi birikimini artırdım. Konuşmamı düzeltmek için saatlerce sesli okudum. Böylece belleğimdeki bilgi birikiminin yüzde seksen beşini okuduklarımdan oluşturdum.  Tabiî ki gezdim. Gördüm. Dokundum. Hissetim. Sevdim. Sevildim. Hayattan tat aldım. Bunlar da belleğime önemli bilgiler kattı. Bugüne kadar sayısızca kitap okudum. Şimdi ise ülkemde ve dünyadaki günün yazarlarının güncel kitaplarını okuyorum. Ayrıca Dünya Klasiklerinin bazılarını yeniden okuyorum. Bilindiği gibi kitap Türkiye’de ucuz değil. Ancak Ankara ve İstanbul’un bazı semtlerinde, ucuz kitap satışı yapan yerler var. Her ne kadar telif hakkına saygılı olsam da; ben bir kitap tüketicisiyim. Aynı kitap otuz liraya satılırken, onu beş liraya almak var. Hatta beş ayrı kitabı yirmi liraya almak bile var. Sevgili okurlarım, kitap yaşamın bilgi kaynağıdır. Okuma alışkanlığının yaşı yok. Ancak çocukluktan başlayan okuma alışkanlığının tadı başka oluyor. Sevgili okurlarım, gazete okuyun.
 Dergi okuyun. Öykü okuyun. Şiir okuyun. Roman okuyun.  Dini kitaplar okuyun. Tarihi kitaplar okuyun. Bilimsel kitaplar okuyun. Teknik kitaplar okuyun. Okuyun da okuyun. Yeter ki bir şeyler okuyun. Aksi halde dünyadan kopuk olursunuz. Siz; “Yitik Masumiyet” romanını okumadan, Kamboçya’daki kadınların yaşamını öğrenemezsiniz. “Yahudi Sevgili” romanını okumadan, İkinci Dünya Savaşı’nda, bir Almanla Yahudi’nin yaşam aşkını öğrenemezsiniz. “Boleyn” serisini okumadan, on altıncı ve on yedinci asırlar İngiltere’sindeki saray entrikalarını ve İngiliz yaşamını öğrenemezsiniz. Reşat Nuri Gültekin’in “Acımak” romanını okumadan, baba kız arasındaki farklı diyarlardaki sevgiyi paylaşamazsınız. Pearl Buch’un “Şakayık” romanını okumadan, Yahudi Çinli ilişkisindeki sevgi yumağını bilemezsiniz. Tolstoy’un “Diriliş” romanını okumadan, Rus kızı Nataşa’nın aşkını ve yaşamını bilemezsiniz. Buket Uzuner’in “Gelibolu” romanını okumadan, Çanakkale savaşının arkada bıraktığı sevgi yumağını bilemezsiniz. Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” romanını okumadan, Anadoludaki kahpe anlayışını öğrenemezsiniz. John Steinberg’in “Gazap Üzümleri” romanını okumadan, Amerika’daki tarım işçilerinin çabalarını bilemezsiniz. Yaşar Kemal’in “İnce Memed” romanını okumadan, Çukurova’daki yaşamı ve kız kaçırmanın bedelini öğrenemezsiniz. Bunlar çoğaltılabilir sevgili dostlarım. Okuma alışkanlığım, belleğimi zenginleştirdikçe yazma alışkanlığımı kazandım. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.