Şimdi başlık size çok farklı gelebilir, yani kendi kendinize sorabilirsiniz ‘Çalışmayan Gazeteci mi Olu ?’’ diye. Bu yazımda oralara hiç girmeyeceğim. Bizim mesleğimizin nankörlüğünden biraz meşakkatinden biraz, hiç kimseye yaranamamanızdan biraz bahsedeceğim. 
Gazetecilik son günlerde baya popüler bir meslek haline geldi. Yani Rağbet bir hayli artmış durumda, emek verende, emek vermeyende bu işi yapıyor. Hak ve Özgürlükler çerçevesinde kimseye laf ettiğim yok sakın ha bu laflarımı birileri bir yerlere çekmesinler. 
Şimdi gelelim gazeteciliğin inceliklerine, İyi bir olaya gidip haber yapıyorsanız krallar gibi ağırlanırsınız, yedirilirsiniz, içirilirsiniz  bir sürü şey. Ama kötü bir olaya gidiyorsanız bunların tam tersini düşünün işin ucu dayak yemeye kadar gider o yüzden ince bir çizgide gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. 
Aslında gazetecilik mesleği bir hayli kolay gibi görünse de aslında hiç öyle kolay bir meslek değildir. Zaman kavramı yoktur. Gece-Gündüz, Öğlen-Akşam yoktur. İşin kolay yanı ise haber olmadığı zamanlar oturup çay kahve muhabbet yapmanız gibi gözükür ama perdenin arkasını kimse görmek istemez.
En basitinden bir olayla örneklemeye çalışacağım sizlere. Geçtiğimiz günlerde Hayrabolu yolunda çok üzücü bir kaza yaşandı. Olay yerine gidildi, o büyüklerin, çocukların cesetlerinin çıkartılışları görüntülendi. Olayın oluş şekli öğrenildi haber geçildi ve ertesi gün cenazeler kaldırıldı ve haber tamamen bitti. Peki ya gazetecinin gördüğü, şahit olduğu şeylerin izlerinin silinmesi kaç gün sürüyor ? Hiç düşündünüz mü ? Gazeteciler o kadar olay görüyorlar bunlardan hiç mi etkilenmiyorlar diye ?
Ne Gerek var ? Gazetecilik kolay meslek ne yapıyoruz ki ? tak-tuk klavyeden iki harfe bas bir haber yaz ohhh tertemiz para. Böyle anlatınca gayet güzelmiş vallaha bende yazarken bir hoşuma gitmedi değil. Fakat O kadar ince bir çizgide çalışmak zorundasınız ki, çalışamazsanız başınıza geleceklerin haddi hesabı yok. 
Taraf olmak, hep duyuyoruz  ‘Gazeteci tarafsız olmalı !’ Peki ya okuyucu ? Okuyucu tarafsız olmamalı mı ? Okuyucu da tarafsız okumalı diye düşünüyorum ben. Neden böyle düşünüyorum hemen onu da örneklendireyim sizlere. Dedim ya bir kişi yada kurum için iyi yazarsanız kral gazetecisiniz ama bir kişi yada kurumu kötü yazarsanız ‘TARAFLI’ gazetecisiniz. Süleymanpaşa Belediyesini çokça yazdım mesela, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın bir dönem daha devam etmesi gerektiğini de çokça yazdım. Şimdi bu iki kurum hakkında ki iyi düşüncelerimi okuyan Tekirdağ’da ki muhalefet partileri üyesi vatandaşlarımız ne dediler sizce okurken, ben size söyleyeyim. ‘’Kesin İndirdi Cebine Belediyeden, Ondan Böyle Yazıyor’ Ah keşke indirebilsem de ondan öyle yazabilsem. Ama Emin olun ben köşe yazısı yazayım diye bana kimse bir şey indirmez, he indirir ama kötü yazarsam bir şeyler indirir. 
Neyse konunun özeti bizim iş öyle bir iş ki, Ne İSA’ya ne MUSA’ya yaranamazsınız  Kalın Sağlıcakla….
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.