Suriye… Osmanlı’nın hükümranlığını sürdürdüğü göz alabildiğince uzanan tarım arazilerine sahip bu ülke için İsmet Paşa, 1916 yılında Şam’da, “Eyvah! Meğer Suriye kaybolmuş da haberimiz yok” demiştir.
Vekâlet savaşlarının kumara dönüştüğü, çatışmaların kana kan dişe diş devam ettiği, yıkılmakla ayakta kalabilmek arasında nefes almaya çalışan kansere yakalanmış bir ülke… Hastalığı dün değil bir asır önce başlamıştır.
Dün İngilizlerin elde bulundurmak için kanlı katliamlar uyguladığı, bugün ise bu görevi Amerikalıların aldığı, federasyon tartışmalarına, Trump ile birlikte ABD politik senaryolarına ve AB kurtlarının salyalı ağızlarına düçar olan ülke…
Terör örgütü ve ABD ittifakı
Bugün bu topraklarda yuvalanmış olan PYD-YPG terör örgütü, Suriye rejim yönetimiyle görüşmeler yapmakta ve Türkiye’ye karşı Esad’a destek sağlamaktadır. ABD’nin bu topraklarda bir Kürt devleti kurulması için Kürt militanlara TIR’lar dolusu yardım malzemesi (içlerinde çok sayıda silah, mühimmat, araç ve diğer lojistik malzeme gönderdiği, militanlara eğitim verdiği, kendi komutanlarının şemsiyesi altına topladığı bilinmektedir.
İşin stratejik boyutu, Türkiye’nin Suriye sınırı boyunca bir Kürt devleti oluşturmaktır. Akabinde Akdeniz’e açılım koridorunu tesis etmek, yeni üsler edinmek olacaktır. Geçtiğimiz yıllarda IŞİD’le mücadele adı altında Amerikan uçakları Menbiç’teki tahıl silolarını ve hastaneleri vurmuştu.
Menbiç halkının bir kısmı bombardımandan ve IŞİD militanlarının baskısından kaçarak ilçeyi terk etmiş, ABD ise bu olumsuzlukları göstermek istememişti. Tabii ki, gerek Amerikalıların gerekse terör örgütü mensuplarının her yerleşim yerini ele geçirmeleri üzerine o bölgenin demografik yapısı değiştirilmiştir.
I.Dünya Savaşı yıllarında Araplar
Arap milletleri arasında I. Dünya Savaşı öncesinden beri başlatılan Türk düşmanlığı hız kesmeden devam ediyor. Bu husumet, Müslüman’ın Müslüman’a kırdırılması şeklinde ve tek elden yürütülüyor.
Yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti’nin toprağı olarak kalmış ve Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde huzur içinde yaşamış bu bölge halkı, ne yazık ki, Türk hâkimiyetinden çıktıktan sonra bir türlü istikrar, huzur ve güvene kavuşamamıştır.
Bir Arap generali olan Tuğgeneral Şükrü Mahmut Nedim, “Filistin Savaşı (1914-1918)” isimli kitabında aşiretler arası çatışma ve sürekli propagandanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki, Mısır’ın âcil talebi üzerine Arap Birliğinin 12 Ekim’de dışişleri bakanları seviyesinde yaptığı olağanüstü toplantıda Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği operasyona karşı görüşlerini ve alınan kararları belirtmiştir.
Kararın bazı ülkelerin de desteklemesi üzerine alındığını belirterek Arap Birliği üyesi olan “Suriye’ye yönelik operasyonu kabul edilemez” bulduklarını savunmuştur.
Bir asır öncesi
Osmanlı tarihinde Sokollu’dan, Köprülü’den sonra yüzyıllarca bir dâhi hatta Reşit Paşa’ya ve Mithat Paşa’ya kadar büyük çapta bir devlet adamı ve Mohaç’tan sonra imha muharebesi kazanan bir serdar görülmemiştir.  Bu uzun süren bir kısır çağ olmuştur.
İngilizlerin Bağdat’a gidecek yollarını kesmek amacıyla Almanlar Yıldırım Orduları Grubunu oluşturulmasını sağlamışlardı. İngiliz ordusu, hem Suriye’de hem de Mezopotamya’da baskısını arttırmıştı. 1917 yılının Mart’ında Almanlar, bu cephedeki askerleri serbest bırakabilmek için Enver Paşa’yı Medine’deki kolordu garnizonuna geri çekmeye razı ettiler. Medine savunulması güç olan uzun Hicaz demiryolunun ucunda, çevresi düşmanla kuşatılmış bir yer durumuna gelmişti.
Kutsal Mekke şehri, Emir Faysal’ın ayaklanması sonucunda zaten Arapların eline geçmiş bulunuyordu. İngilizler şimdi Albay Lawrence ve başka subaylar eliyle Faysal’a yardım ediyorlardı.   
Son olayda Arap Birliğinden beklenen ve normal karşılanacak bir karardır bu çıkış… Arap Birliği, emperyalist kuşatmaya karşı olmayan sadece Osmanlı düşmanlığını öne alan bir birliktir. Daha bir asır önce I. Dünya Savaşı yıllarında yaşadıklarımızı ve başımıza gelenleri unutmayalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.