Merhaba canlar, 
İ’layı Kelimatullah Nizamı Alem Ve Kızıl elma Mefkuresi
Türk cihan hakimeyti mefkuresinin altında işgal etme düşüncesi yatmaz, imar etme düşüncesi yatar gittikleri her yere Allahın Nizamını ve Adaletini yayma fikri hakimdir,dolayısı ile avrupada şu an hala bazı devletler duruyor ise sebebi budur..Peyki nedir Kızıl Elma neyi temsil eder.  Kısaca istklal ve özgürlük mücadelesinin töreyi en uzak memleketlere taşıma hissiyatının bütünüdür Ergenokondan çıkış, istanbulun fethi ve dünyada ilahi adaletin tahsisi Kızıl Elma ülküsünün yapı taşıdır.
İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagyi, yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne). ‘’(Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. )’’Nahl Suresi 90
Bu bir ülkü ve düşüncenin bir vücut haline gelmesi sonucu olabilir bu gün dahi savaşa giderken düğüne gittiğini ancak bu ülkü ve inanç ile bezenmiş askerler yapabilirler dünyada kaç asker cenge giderken geride bıraktıklarına bekleme diyebilir.Yada kaç askeri birliğin fertleri isimlerini bir peygamberden alır.Onlar kimdir diye soran olursa ismine Mehmet denen Necip Milletin Evlatlarıdır Onlar gittiklere Yere Vahşet değil Adalet Getiriler Barış Getiriler Aleme Nizam Getiriler...Onlara Türk Ordusu Derler ve analar babalar Mehmetçik diye seslenirler onları bekliyen afrikada ve asyada çok millet vardır onlar için dua eden... 
Peyki Resullulah bu millet için neler demiştir onalrada bir bakalım..
Hz. Peygamber’in Türkler hakkındaki hadislerinden en bilineni ve en meşhur olanı İmam Taberâni’nin “Mu’cem’ül-Kebir” isimli eserinde de bulunan “Türkler size dokunmadıkça sakın siz de Türklere dokunmayınız. Çünkü Allah’ın ümmetime vermiş olduğu bu mülk ve saltanat nimetini ilk defa bu Kantura oğulları onların elinden çekip alacaklardır” şeklindeki hadistir. Türkler hakkında söylenen ve Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk isimli eserinde bulunan bir başka hadiste ise şöyle buyrulmaktadır: “Türk dilini öğreniniz, çünkü Türlerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır…”. Hz. Peygamber’in Türkler hakkında söylediği bir başka hadis ise şöyledir: “Kırmızı yüzlü ve yüzleri sanki örs üstünde dövülmüş ve derilerle kılıflı kalkanlar gibi (sağlam, geniş ve heybetli) TÜRKLER’e müjdeler olsun! Allah’a yemin ederim ki, insanlar öfkelerinden çatlasa da Allah onlara hem bu dünyada ve hem de öbür dünyada ne isterlerse verecek ve onları kesinlikle mükâfatlandıracaktır” 
Bu hadislerde dikkati çeken yegâne ortak nokta, Hz. Peygamber’in, Türkleri yakından tanıdığı, onların karakterlerini yakından müşahede ettiğidir. Bu iş nasıl olmuştur? Bunun elbette türlü yolları vardır. Öncelikle Hz. Peygamber, en azından kendisine peygamberlik verilinceye kadar ticaretle meşgul olmuştur ve bu vesileyle doğudaki Basra körfezi taraflarına ve Kuzeyde Şam taraflarına yapmış olduğu yolculuklarda Türkleri yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Zira diğer milletlere mensup birçok tüccar gibi Türk tüccarlar da bu tür pazarlara gelip Asya içlerinden getirdikleri malları bu pazarlarda satıyorlardı. Mekke ise İslami dönemden çok önceki tarihlerden beri bir ticaret merkezi olmasının yanı sıra aynı zamanda bir hac merkeziydi. Türk tüccarları ve misyonerleri de muhtemelen ta Mekke’ye kadar geliyorlardı. Birçok kaynakta (Örn. Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı’nın eserlerinde) bulunan “Hz. Peygamberin, Türk yapımı bir zırh ve kılıç kullandığı sefer esnasında ise yine Türk imalatı bir çadır kullandığı…” şeklinde verilen bilgiler de bizim bu kanaatlerimizi doğrular niteliktedir. Anlaşılan Türklerle Araplar, çok eski devirlerden beri en azından ticari ilişki içinde idiler ...Buda Peygamberimizde Türkler Hakkında olumlu kanaat oluşturmuştur Kızıl elma mefkuresi islam öncesidne törenin kutun en uzak diyaralara kadar iletirlmesi olsada daha sonraları pek bir değişkliğe uğramadan İlahi kelamın yer yüzüne hakim kılınması olarak şekillenmiştir.
 Burada maide suresinin 54, ayetini tekrar zikretme ihtiyacı duydum ve bu haftaki sohbeti bu şekilde noktalandırmak istiyorum.. (mealen)
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihat ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”
Şimdi yukarıdaki mealinden hareketle, bu ayetin nasıl oluyor da Türklere işaret ettiğine bir bakalım: İlk başta ifade edelim ki; Türklerin uzun asırlar boyunca İslam’a yapmış oldukları hizmetlere, özellikle de “Haçlı Seferleri”ne karşı duruşlarına, mukaddes İslam beldelerine yapmış oldukları hizmetlere ve bilhassa uzun asırlar boyunca bu beldeleri korumalarına, İslam sancağını uzak diyarlara kadar taşımalarına bakarak, birçok İslam Bilgini, ayette geçen kavmin ancak Türkler olabileceğini kabul ve ikrar etmişlerdir. Bunlara göre; Araplardan sonra İslam’ın temsilciliği Türklere geçmiş ve Türkler bu görevi uzun yıllar hakkıyla yerine getirmişlerdir.
Dolayısıyla Mâide suresinin 54. ayeti, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde Türkleri işaret etmektedir.  Pakistanlı ilim adamı Mevlâna Şeyh Muhammed “İslâm’ın Yayılış Tarihi” isimli eserinin III. cildinin 935 ve 936. sayfalarında konu ile ilgili görüşlerini açıklarken; “Türkler siyaset sahasında ortaya çıktıkları zaman İslâm âleminin vaziyeti hiç de memnuniyet verici değildi. …İşte ‘Hak Teala’nın kendi dinini korumak için, kuvvetli bir unsur ortaya çıkarmasına şiddetle ihtiyaç görünüyordu. İslâm’ın bu siyaseti ve idare zayıflığını bertaraf eylemek hususunda, Müslüman himmet sahipleri gerekliydi. Tam bu sırada Cenab-ı Hak Teala kudretini gösterdi, Selçukiler ortaya çıktılar…” der ve uzun uzun Türklerin İslâm’a yapmış olduğu fedakârane hizmetlerden bahseder. Bizde ez cümle ile bu can siperhane fedakarlıkların hala daha devam etiğini bu necip milletin Cihan Hakimiyeti ve İlayı Kelumatullah düşünesinden ayrılmadığını her fırsatta isğpat etiğini beyan edelim
   Bir Mehmetçik Türk televizyonlarında şöyle sesleniyordu yağmurun altında  varlığımız Türk varlığna armağan olsun derken şaka yapmıyoruk...
AFRİNDE ARAKANDA DÜNYANIN HANGİ MEMLEKETİNDE EZİLEN BİR ZÜMRE VARSA KURTARSINLAR DİYE BU NECİP ORDUYU VE MİLLETİ BEKLEMEKTE
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.......
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
merve 4 yıl önce

(5/mâi̇de-54: ey iman edenler! sizden kim dininden dönerse, bilsin ki allah yakında öyle bir toplum getirir ki, allah onları sever, onlar da allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. bu, allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.
burada bahsedilen şüphesiz türklerdir allahım türkü korusun ne mutlu türküm diyene

jokerbet

tempobet

youwin

hepsibahis

grandpashabet

buca escort