İran, ABD’nin yapacağı olası bir müdahalenin savunma sistemlerinde bir zafiyet yaratacağı ya da yalnız kalacakları kuşkusuna kapılıyor. ABD’den ekonomik kısıtlama ya da ambargo yedikçe veya Amerikan saldırılarına kalkan olacağı düşüncesiyle zaman zaman Türkiye’ye yakın olmaya, Rusya ile birlikte ittifak yapmaya özen gösteriyor. Bu klasik çark etme yöntemi zayıf olan her devlet için geçerlidir. Ne yapacak, ABD’ye savaş mı açacaktı?
TSK’nın sınır boyunca tertiplenmiş olması ve faaliyetlerinin halen Irak’ta bulunan işgal kuvveti tarafından izlenmemesi mümkün değildir. Birbiriyle müsabaka yapacak olan iki takımın oyuncuları, karşı tarafın zayıf yanlarını ortaya çıkarmaya çalışırlar.
ABD’nin hava faaliyetleri
ABD Hava Kuvvetleri’nin bölgede konuşlu bir kısım uçağının, Suriye üzerinde devriye uçuşu yapan Türk savaş uçaklarının her hareketini takip ettiklerini, üzerindeki silah ve mühimmatın cins ve özelliklerini, uçağın irtifasını, istikametini belirlemeye çalıştıkları, haberleşme sistemlerini çözmek için gayret sarf ettiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu tespitleri yanıltmak, aldatma taktik ve tekniklerini kullanarak Amerikan istihbaratını sahte bilgilerle meşgul etmek gibi uygulamaları da kesinlikle bizimkiler yapıyorlardır. Ayrıca Rus Hava Kuvvetlerinin Suriye üzerinde konuşlandırılmış unsurları da hem istihbarat elde ediyor, hem ABD istihbarat unsurlarını yanıltmaya çalışıyorlardır.
Amerikan çıkarları
Irak’ta, IŞİD’e yönelik ABD tarafından havadan başlatılan operasyonların üzerinden geçen süre zarfında Iraklı birliklerin eğitimi ve yönlendirilmesi amacıyla 3500 Amerikan askerinin bölgede konuşlandırıldığı biliniyordu.
Ancak ABD’nin bölgedeki askerî varlığının yanı sıra dikkat çeken diğer önemli ve pek tartışılmayan husus ise, Ortadoğu’daki operasyonları desteklemek için bölgeyle silah ticareti yapan ABD’li şirketlerin varlığı olmaktadır.
Basında çıkan bir diğer habere göre, günümüzde Irak’ta ticaret ve danışmalık hizmeti yaparak operasyonlara destek sağlayan 6.300 Amerikalı girişimci bulunuyor. Ayrıca Savunma Bakanlığı tarafından, Irak’taki tesislerde hizmet vermek üzere bakımcılar, sürücüler, dil uzmanları ve güvenlik sağlayıcıları arandığına dair iş ilanları da mevcuttur.
Bu sayılar, Irak Savaşı’nın zirve yaptığı zamanlardaki 163 binden fazla çalışan ile karşılaştırıldığında cüzi bir rakam gibi görünse de günümüze kadar giderek artış kaydetmiştir. Afganistan’daki imkânlar gittikçe azalırken birkaç yıl sürmesi beklenen IŞİD’le mücadele; savunma, güvenlik ve lojistik alanlarındaki ABD’li girişimciler için yeni iş fırsatlarını da beraberinde getirmiş ve ABD’nin bölgeye olan ilgisinin artmasına neden olmuştur.
Sonuçta ABD, Suriye’ye de yerleşmiş, orada da düzenini kurmuştur.
İstihbarat faaliyetleri
Açıkça söylemek gerekirse Suriye ve Irak sınır hatları boyunca önemli ölçüde bir istihbarat ve ajan faaliyeti yaşanıyor, kandırılmış kişilerin elde edilmesiyle az da olsa bilgi sızdırılması yürütülüyordur. Bu kişiler daha önceden ülkemize kaçak yollarla girmiş DEAŞ’lılar, PKK’lılar veya Suriye ajanları olabilir.
Vatandaşlarımızın sınır hattında gizli geçiş yolları, İncirlik hava üssü ve Kürecik radar üssü civarında, askeri lojmanlar bölgesinde gördükleri şüpheli her hareketi ilgili resmi makamlara bildirmeleri bir vatandaşlık görevi olmalıdır. Son yıllarda ne kadar Cumhuriyet düşmanı, bölünme yanlısı, terör sevdalısı olduğunu gördük.
Nasıl bir ittifak?
Evet, nasıl bir ittifakın içindeyiz ki, NATO’nun lider ülkesi ABD, Türk harekât planlarının uygulanmasını engelliyor, erteletiyor ve elektronik ortamda Türkiye’yi dinliyor. Mevzuata uygun olmasa da dinliyor.
Daha önce de Alman Başbakanı Merkel, ABD’nin Almanya’yı dinliyor olması nedeniyle ABD’den açıklama istemişti. Bu konuda müşteki olan müttefikimiz Almanya da Türkiye’yi dinlemişti…
Bu kaçış ve birleşmeler nereye kadar?
Dünya yeni ittifak arayışları içindedir. Doğulu-Batılı, NATO’lu-NATO karşıtı olması pek de önemli değil galiba? Arap ülkeleri de kendi aralarında gruplaşmalar içindedir. Suudî Arabistan ve Mısır’ın başını çektiği grup, Katar’ı ve ona destek sağlayan ülkeleri karşısına almıştır. Hal böyleyken G20 zirvesine katılan liderler, nükleer silahlara yasaklama getirilmesine karşı tavır almışlardır.
Bu birleşmeler nereye kadar? Her birleşme yeni güç arayışı olduğuna göre neye veya kime karşı? Dünyanın yeni savaşa tahammülü yoktur. Liderlerin hesaplarını biraz tasarruflu yapmaları gerekiyor galiba?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.