Kartal kazası ve Kartallılar
İstenmeyen olaylar artınca Kartallılar, kasabalarına zaptiye memuru gönderilmesini istemişler.[1] Tütüncü Toma, eski bir Maltepeli olarak tütüncülük yapıyor ve geçimini bu yolla sağlıyormuş. 1871 yılında Yunanistan’a göç ederek Yunan vatandaşı olmuş. Osmanlı Devleti, Toma’nın çifte tabiyeti olamayacağı kanaatiyle Osmanlı vatandaşlığının iptali meselesini ele almış. Önce Toma’nın Maltepe’deki arsa ve hanesinin müzayede veya mirasçılarına devredilip edilmeyeceğinin belirlenmesini başlatmış.[2] Akrabalarıyla görüşülerek hukuki sorunlar çözülmüş ve Toma Osmanlı tabiyetinden çıkarılmış.[3]
Yine Maltepe’de benzer bir olay da Tütüncü Aristidi ile devlet arasında yaşanmış. Depozito akçaları Aristidi’ye iade edilmiş.[4] Kartallı Mirgül ve Tütüncü Ligori de kendilerine vekâlet yoluyla teslim edilen eşyayı ketm (saklamak) ve zayi (kaybetmek) suçundan hapsedilmişler.[5]
Kahve çekirdeği
Devrin din âlimleri bir yandan kahve çekirdeğinin kömürleşecek düzeyde kavrulması nedeniyle kahve içilmesinin ve uyuşturucu kullanılmasının dinen yasak olduğunu tartışadursunlar, içine haşhaş veya esmeramber karıştırılarak yapılan macunlar uyuşturucunun kolay satıldığı ürünler arasına katılarak piyasaya sürülmeye başlanmış.[6]
Kahvehaneler
Kahvehaneler işlenecek suçların planlandığı yer olarak da kendini göstermekten geri kalmamış. Kartal’a işlemekte olan Akaş nam (isimli) vapurun kahvecisi Sabit’e; Debreli Hasan, Davud, Kartallı Serkis, Fettah Ağazade Arif, Hamal İbrahim ve Vanlı Ahmed’in oğlu Mehmed fiil-i şenî (cinsel saldırı) icra etmişler. Tedib edilmeleri (cezalandırılmaları) konusunda yazı çıkarılmış.[7] (9. Dersaadet)
Yabancı gezginler ise kahvehaneleri dedikodu yapılan tembel yuvaları olarak görürlermiş. Böyle de olsa edebi etkinliklerin yapıldığı veya en azından yabancıların buraları görmek için çaba sarf ettiği yerler olarak kabul etmek mümkündür. Edebiyatımıza giren şu sözler acaba o günlerde söylenmiş olabilir mi?
Gölgede duran güneşi göremez.
En çok gürültü boş tenekeden çıkar.
Yine gürültüyle ilgili ama göçebe kültüründe yeri olan hayvanlara yönelik benzetmeler de göz ardı edilmemelidir:
*   Gariptir, yükü çeken manda ses çıkarmaz da kağnı inler.
Başka amaçlar uğruna
Şunu unutmamak gerekir ki, kahvehanelerde bulunan insanlar yeri geldiğinde taşkınlık yapanlara ‘karşı kuvvet’ oluşturmuşlar. Böylesi bir olay Kartal’da görülmüş; ama fiilî bir durum yaşanmamış. Bazı kişiler izinsiz maytap ve fişenk patlatıp ahaliyi rahatsız etmişler.
Uyarılara kulak asmayınca çorbacılar ve kahveciler birlik olup saldırıya geçmeye karar vermişler. Bu teşebbüs haber alınınca Kartal kazası müdürü Abdülfettah, üst makamlara yazı yazarak durumu aksettirmiş.[8]
İstanbul’daki kahvehane sayısı
Selim döneminde İstanbul’da 600 kadar kahvehane bulunduğundan söz edilmekte ancak bu sayıya İstanbul’un uzak nahiyelerinde bulunan kahvehanelerin dahil edilip edilmediği bilinmemektedir. Merkezdeki kahvehanelerin süslü ve büyük oldukları kesin olmakla birlikte taşradakilerin daha ziyade ocak şeklinde oldukları dönemin resimlerinden anlaşılmaktadır. Sonraki yıllarda Maltepe’de açılan bir kahvede Rus Salib-i Ahmer (Kızılhaç) malzemesi kullanılmış. Kıtaatın (parçaların) toplanması ve lağvı (kaldırılması) ile eşyalar Rus Sefarethanesine götürülüyormuş. Polis olayı fark edince eşyayı müsadere etmiş. Rus Salib-i Ahmeri Murahhası Prens Amotoni, eşyanın kendisine verilmesini talep edince müessesenin doğruluğu ve eşyaların kişisel olup olmadığı tahkikatı başlatılmış.[9]
Kaçak tütün ekimi ve cezalar
Kaimenin değer kaybetmesi, Osmanlı topraklarına yabancı malların girişinde görülen artışlar, işsizlik ve vergi nispetlerindeki oranlar, halkın bir kesimini yeni geçim kaynakları yaratmaya zorlamış. İzinsiz tütün ekimi ve tütün kaçakçılığı bunların başında geliyormuş. Kartal’ın merkezine yakın köy olan Maltepe’de tütün ekimi yapılmamış ama Kadıköy’e geçiş güzergâhında bulunması nedeniyle tütün kaçakçılarının yakalandığı yer olmuş.
Hükümet, 1876 yılında Kartal kazasına tabi Kavaklı ve sair karyelerde (köylerde) zira’ olunan (yetiştirilen) tütünlerden ceza-yı nakdî (ceza olarak nakit ödeme) alınıp alınmayacağı ve mezkûr (zikredilen) tütünlerden kura-yı mütecavireye (çevredeki diğer yerleşim yerlerine) aşırılanlar hakkında olunacak muameleyi istizan etmiş (işlemleri belirleyen).[10] (Rüsumat 1)
Cezalar belirlendikten sonra Kartal’da tütün ekimi yapılan yerler tespit edilmiş. Paşaköy- Bağlararası mevkii Şalgam Çiftliği’nde büyük çapta tütün ekimi yapıldığı haberi alınmış. Bütün bu çalışmalara rağmen konunun üzerine ciddiyetle gidilmemiş.
Kaçak tütün satışına karşı önlemler
Erenköy’deki bazı evlerde satışa sunulmak üzere kaçak tütün bulundurulduğu haberleri üzerine Reji memurlarına otuz beş kırk kişilik jandarma ve polisten oluşan bir zabıta kuvveti verilmek suretiyle yakalama ve el koyma gereklerinin yapılması buyrulmuş.[11] (Zabtiye; 678)
Kartal kaymakamının, Şehremaneti ve Zabtiye Nezareti’ne çektiği başka tarihli ve detaylı bir telgraftan da Şeyhli köyü civarında tütün kaçakçıları ile kolcuların müsademeye (çatışma) girdiklerini anlıyoruz.[12] Zaman içinde Kartal Reji İdaresinde çalışan alt seviyede kişilerin devlet gücünü arkasına alarak gayrimeşru işlere girdiklerini, hatta istifa edip kaçakçılarla işbirliği yaptıklarını öğreniyoruz.
Mafyalaşma
Kartal Reji İdaresinde müstahdem iken istifa edip kaçakçılığa başlayan Çerkesler, Paşaköy bayilerine devletin el koyduğu reji tütününü sattırmamış ve onları kaçak tütün satmaya mecbur etmişler. Devlet zorlayıcı hareketlere engel olunması ve sorumluların yakalanması için çalışma başlatmış.[13]

   Daha önce kaçak tütün ekimi yapıldığı belirlenen Paşaköy’deki Şalgam Çiftliği’ne, bu kez Kartal reji memurlarının da katıldığı bir operasyon düzenlenerek önemli miktarda kaçak tütün ele geçirilmiş.[14] Bu olayda sonra Nizamiye Alayı Vefa karakolunda müstahdemlik yapan Kartallı Derviş oğlu Mehmed Salim’in elindeki 4,5 kg. kaçak tütünün reji kolcuları tarafından ele geçirilmesiyle kaçakçılık son bulmuş.[15]

Yasak kapsamı

   Tütün ekimine kesin yasaklar getiren ve Kartal sahilini de yasak kapsamına alan yeni kanunlar hazırlanırken Pendik’te bir ilginç olay meydana gelmiş. Tebea-i ecnebiyeden (yabancı uyruklulardan) Simaripa veresesi tarafından Seniha Sultan Hazretlerinin oğluna satılan ve tütün ziraatinin yasak olduğu saha içinde kalan araziye ruhsatsız tütün ekimi yapıldığı haberleri üzerine Kartal kaymakamlığına tebligat verilmiş.[16]

   İzmit’ten Haydarpaşa’ya gelen trenin Maltepe ve Bostancı arasında Başıbüyük Yalısı civarında tütünü kaçırmak isteyen kaçakçılarla İçerenköy Reji kolcuları arasında çatışma çıkmış.[17]  

Fuhşiyyat

   1891 yılında özellikle bazı kamu görevlilerinin, kabadayıların, bıçkınların ve berduşların Pera ve Tophane arasında genelevlere gittikleri, buralardan haraç aldıkları, kavga çıkardıkları zaptiye raporlarına yansımıştır.

   Düşük omuzlu, yumurta topuk, yüzleri bıçak çizikleriyle süslenmiş (!) bıçkınların içinde kıdemli olanlar, kendilerini ayrı bir seviyede görürlermiş. Yeni yetmeleri yanlarına sokmadıkları gibi pek yüz vermezler, hatta onların kendileri sayesinde tutunabildiklerini söylerlermiş. Meyhanelerin müdavimi, düşük kadınların fedaisi ve her türlü melânetin mensubu olan bu kişilerin ağızlarından dökülebilecek inciler şunlar olabilir mi?

Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır.
Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.
Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çoğu kez kendilerini meşe fidanı sanırlar.
Dünyada oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.
Fuhşiyyatın takibi

   Gayrimeşru sayılan fuhşiyyatın takibi, taşrada daha kolay olduğundan belli mekânlar oluşturulamamış. Taşradan İstanbul’a kaçak olarak çalışacak kadınlar getirilmiş. Uzak mahalleler arasında bulunan genelevler fark edilsin diye kapılarına kırmızı fener konurmuş. Bu adetten kısa bir süre için vaz geçilmiş ama sonra yine uygulanmış.[18]

Kötü hava koşulları

   Kartal-Maltepe tarafına yağan şiddetli yağmur ve doludan Kartal’daki yeni yapılmış caminin sakafı ve duvarları yıkılmış, köprüler tamamıyla harap olmuş, suyolları bozulmuş. Halkın ve yolcuların sıkıntı çekmemesi için hemen keşiflerin yapılması ve keşif sonuçlarının gönderilmesi istenmiş.[19]   Bu emir Kartal, Pendik, Maltepe ve Hersek karyelerini (köylerini) bağlayacak yolların, köprülerin ve camiin tamiratını kapsayacak şekilde Başmuhasebeye emir verilmiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.