1915 yılına genel bakış
Balkan Harbi’ni yenilgiyle kapatan Osmanlı Devleti, her yönüyle reorganizasyon dönemindeydi. Yeni bir harbe hazır değildi ve zorunlu olmadıkça harbe girmek istemiyordu. Balkan Harbi’nden sonra yaşlı ve tecrübeli subaylar emekli edilmiş, Enver Paşa 4 Ocak 1914’te 33 yaşında Harbiye Nazırlığına getirilmişti. (Bugün ordumuzda bu yaş yüzbaşı rütbesine tekabül eder.) 
Osmanlı Devleti’nin kendi yöneticileri nedeniyle Almanya’ya karşı bir sempatisi vardı. Osmanlı ordusu, “Heyet-i Islahiye” adı altında 50 kişilik Alman subay grubunun komutasında Alman askeri sistemine göre eğitilmeye başlanmıştı.
Osmanlı diplomatları bazı büyük devletlerden olumsuz cevaplar alıyordu. Almanlar, Haydarpaşa-Bağdat demiryolu hattının imtiyazına karşılık olumlu cevap vermişlerdi. Almanların asıl amacı, Haydarpaşa-Bağdat hattını kuzeye doğru yani Erzincan’a uzatmak istiyorlardı. Ruslar, Almanların kendilerine yaklaşmalarını istemiyorlar ve bir harekât yapmalarından çekindikleri için de bu projeye karşı çıkıyorlardı.
I.Dünya Harbi’ne giriş
I.Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti harp ilan etmemiş olduğu halde Türk Harp Filosu Komutanlığına atanan Alman Amiral Souchon, 29 Ekim 1914’te Karadeniz’deki Rus limanlarını bombalatınca, Osmanlı Devleti kendisini harbin içinde buluverdi. Ruslar bu bombalamaya karşılık olarak ilk tüfeği 1 Kasım 1914’te Kafkasya’da 3’üncü Ordu cephesinde patlatıyor ve bu cepheden Osmanlı topraklarına girmeye başlıyorlardı.
3’üncü Ordu, tahsis edilen kaynakların yetersizliği nedeniyle seferberliğini tam ve zamanında uygulayamadığından; ikmal kol ve katarlarını teşkil edip işletememiş ve bu nedenle de ikmal maddelerinin temininde sıkıntılar yaşamıştı.
Kuruluşlar
Hapishanelerden toplanan kişiler, “Teşkilât-ı Mahsusa” adlı birlikler halinde İttihat ve Terakki sempatizanlarının komutasında 3’üncü Ordu’da vazife aldılar. Başlangıçta İhtiyat Süvari Tümenleri adıyla kurulan Aşiret Alayları bir kuvvet olarak görülmüşse de harbin ilk aylarında zararları ortaya çıkınca lağvedilmişlerdi.
Ordunun ikmal noktası İstanbul idi. Çanakkale’de açılan cephe, personel temini ve bütünlemesini adeta eritiyordu. Ulaştırma araçlarının yetersizliği hamal birlikleriyle birlikte halkın sırtında erzak taşımasını gerektiriyordu. Askerin sırtına elbise ve kış teçhizatı verilemeden cepheye sevk ediliyordu.
1915 yılındaki muharebeler
Seferberlik duyurusu sonunda yapılan yığınaklanma, Köprüköy, I. Azap Muharebeleri, Sarıkamış Kuşatma Harekâtı, 1’inci ve 2’nci Tortum Muharebeleri ve Sağ Cenah Harekâtı 1915 yılı içinde yer alır.
Yaklaşık bir yıl iki ay süren bu dönem üstün Rus kuvvetlerine karşı kana kan dişe diş bir karşı koymayla geçmiş ve büyük insan kayıpların neden olmuştur.
İkinci dönem muharebeleri
Sonraki dönem muharebeleri 1916 yılı başındaki II. Azap Muharebesiyle başlamış, 3’üncü Ordu’nun Kemah-Tirebolu hattına kadar çekilmesine neden olan bir seri çarpışmayla devam etmiştir. 1918 Şubat başında başlayarak kasım ayında kuzey Kafkasya (Dağıstan)’da Petrovosk (Mohaçkale) zaptı ile sonuçlanmıştır. Bu son ateşkes’tir.
Harekât alanının genişliği
Harekât alanı, kuzeyde Kafkas Dağları ve Karadeniz’i, doğuda Hazar Denizi’ni, güneyde İran Azerbaycanı ve Van Gölü güneyini ve Mardin-Urfa çizgisini, batıda ise Fırat Nehri ve Malatya-Sivas-Samsun çevresi içindeki sahayı kapsamaktaydı.
Harekât alanının eni Samsun’dan Urfa’ya kadar ortalama 500 km, boyu ise Bakü’den Sivas’a kadar ortalama 1200 km olup yüzölçümü yaklaşık 600.000 km2’ye tekabül eder. Bugün TSK’nın 780.000 km2’lik yüzölçümüyle vatanımızı kara, deniz ve hava kuvvetleriyle koruduğunu düşünürseniz sadece bir orduyla bu savunmanın ne kadar zor olduğunu tahayyül edebilirsiniz.
İbret alınacak sahneler
Sağlanabilen her türlü kumaştan elbise yapmak, Erzincan atölyelerini geceli gündüzlü işletmek gibi tedbirlerden başka koyun postundan ceket, keçeden mintan yapmak gibi her türlü imkândan yararlanılmıştır. Ayakkabı ve çarık yoktur.
Yolların durumu iyi olmayıp ulaştırma katır, deve, at ve eşekle yapılmıştır. Piyade cepanesi kısmen tamam olmasına karşılık topçu cephanesinde büyük eksiklikler yaşanmıştır. Ayrıca ordunun envanterinde farklı farklı topların mevcut olması, alayların portatif çadır mevcudunda ¼ oranında noksanlık bulunması münasebetiyle çoğu zaman erler açıkta gecelemiştir.
Santral, telefon gibi muhabere malzemeleri yok denecek kadar azdır. Hasankale’de tümene tahsis edilen üç fırın ancak bir alaya yetecek ekmek üretebilmektedir. Hayvanlar için saman, ot ve benzeri yiyecekler zor temin edilmiştir.
Keşif ve gözetleme hizmetlerinde kullanılmak üzere vapurla Trabzon’a gönderilen iki uçak müfrezesi, 6/7 Kasım 1914 gecesi Rus donanması tarafından gemilerin batırılmasıyla yok edilmiştir. Böylece Kafkas cephesinde Ruslardan önce hava faaliyetlerine geçme girişimi başarısız kalmıştır.   Erzurum’da 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, Erzurum Müstahkem Mevki Komutanı Puselt Paşa’dır. 3’üncü Ordu’nun 31 Ekim 1914 tarihindeki mevcudu 189.562 kişidir. 1 Kasım 1914 saat 04.00-05.00 arasında Rus Kafkas ordusu Musun, Kötek, Narman ve Kaleboğazı bölgelerinden; Erivan müfrezesi Doğubayazıt istikametinde Çengel Geçidi’nden; Ermeni çeteleri ise, Musun Geçidi’nden geçerek Diyadin doğrultusunda ilerlemiştir. Bu ilerleme karşısında zayıf Türk birlikleri Erciş istikametinde çekilmek zorunda kalmıştır.(Devam edecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.