Önceki haftalarda İsrail’in askeri gücüyle ilgili yazılar yazmıştım. Başlatacağı bir savaşı nasıl devam ettirebileceği, mühimmat bütünleme ve ikmalini nereden ve nasıl yapacağını incelemiştim. Kimden destek alacağını ile hepiniz biliyorsunuz.
İngiliz Guardian gazetesi için bir yazıyı kaleme alan Chris Mc Greal’in yazısını ilginç buldum ve sizlerle paylaşmak istedim. Bu özel haberinde Mc Greal,  Güney Afrika’daki ırkçı rejim dönemindeki belgelerin İsrail’in nükleer silah sahibi olduğunun resmi kanıtı olduğunu ifade ediyor.
Yazıdan paragraflar
Güney Afrika’daki gizli belgeler, İsrail’in ırkçı rejime nükleer savaş başlıkları satmayı teklif ettiğini ortaya çıkarmış, bu belgeler İsrail’in nükleer silahları olduğunu kanıtlayan ilk belgeler olma özelliğini taşıyormuş.
1975’te iki ülkenin üst düzey yöneticilerini bir araya getiren toplantıların ‘çok gizli’ dakikalarında, Güney Afrika’nın Savunma Bakanı PW Botha’nın, o zamanki İsrail Savunma Bakanı- şimdiki Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e nükleer silah başlıkları hakkında soru sorduğu ve Perez’in de ‘üç farklı boyutta’ nükleer silah başlığı önerdiği  ortaya konulmuş.
Bu iki yetkili, iki ülke arasındaki askeri ilişkilerle ilgili geniş kapsamlı bir anlaşmaya imza da atmışlar. Bu anlaşma, anlaşmanın devamlılığının ‘gizli tutulmasına’  bağlı olduğunu söyleyen bir madde de içeriyormuş.
Amerikalı akademisyen Sasha Polakow- Suransky tarafından, iki ülkenin yakın ilişkisine dair hazırladığı kitap için araştırma yaparken bulduğu belgeler; İsrail’in nükleer silaha sahip olduğunu ne kabul eden ne de reddeden belirsiz açıklamalarına karşılık, nükleer silahı olduğunu gün gibi açığa çıkarıyormuş.
İsrailli yetkililerden
İsrailli yetkililer, Güney Afrika’nın ırkçı rejim sonrası hükümetinin Polakow-Suransky’nin ricası üzerine bu belgelerin gizlilik derecelerini kaldırmasına engel olmaya çalışmışlarsa da ortaya çıkan sonuçlar utanç verici kabul edilmiş.
Böyle bir durumun ortaya çıkması, İsrail’in ‘sorumluluk sahibi’ bir güç olduğu ve nükleer silaha sahip olsa bile bunu, İran benzeri ülkelerin yaptığı gibi, kötü amaçlarla kullanmayacağı şeklindeki argümanını da çürütmüş olacakmış. Perez’in basın sözcüsü bugün raporun asılsız olduğunu ve iki ülke arasında ‘asla hiçbir müzakere olmadığını’ söyledi; fakat belgelerin doğruluğu hakkında hiçbir yorum yapmamış.
Güney Afrika’nın talebi
Güney Afrika’nın belgeleri ırkçı yönetim dönemi ordusunun silahları bir caydırıcı olarak ve komşu ülkelerden gelebilecek herhangi bir saldırıya karşı istediği gösterilmiş. Belgeler iki tarafın 31 Mart 1975 tarihinde bir araya gelmesiyle ele alınmış. Polakow-Suransky, Amerika’da bu hafta basılan ‘Adı Geçmeyen İttifak: İsrail’in Güney Afrika Irkçı Yönetimi ile Gizli Müttefikliği’ isimli kitabında, İsrailli yetkililerin görüşmeler sırasında, ‘Güney Afrika’ya resmen cephaneliğindeki nükleer kapasiteli Jericho füzelerini satma teklifinde bulunduğunu’ yazmış.
Toplantıya Güney Afrika ordusu Kurmay Başkanı, Orgeneral RF Armstrong’un da katıldığı, Armstrong’un Güney Afrika’nın Jericho füzelerini almasının yararlarını anlatan bir not yazdığı belirtilmiş.
Çok gizli olarak damgalanan ve İsraillilerle görüşmenin yapıldığı günün tarihini taşıyan bu not, daha önce de bulunmuş; fakat İsrail’in aynı gün yapılan teklifi ve bu notun İsrail’e doğrudan bir rica niteliği taşıdığı bilinmediğinden, anlamı pek anlaşılamamış.
Bu notta, Armstrong;  “Füzeler, Güney Afrika’da üretilecek ya da başka yerlerden temin edilecek nükleer savaş başlıklarıyla tamamlanacaktır” ibaresini düşmüş. İki aydan biraz uzun bir süre sonra, 4 Haziran’da, Perez ve Botha Zürih’te bir araya gelmişler.
Görüşmenin çok gizli dakikalarının kayıtlarında, ‘Bakan Botha sınırlı sayıda Chalet ünitesine, gerekli yük kapasitesini taşıdıkları sürece sıcak baktığını söyledi’ şeklinde cümleler geçiyormuş. Rapor bunun ardından başka bir yerde, “Bakan Perez yük kapasitesinin 3 farklı boyutta mevcut olduğunu söyledi. Bakan Botha teşekkürlerini iletti ve tavsiye alması gerektiğini söyledi” şeklinde cümleler içeriyormuş. Bahsedilen bu üç boyutun; klasik, kimyasal ve nükleer anlamları taşıdığı tahmin ediliyormuş.
Yazının bundan sonrasına girmeye gerek yok. İsrail, eğer İran’a kafa tutuyorsa, Irak’a ve İran’a saldırma cesaretinde bulunmuşsa ve ABD ile dirsek temasındaysa elbette taktik nükleer silahlarına güveniyordur. Ve tabii ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nükleer füze sahibi olmak istediği açıklaması İsrail’in midesini bulandırmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.