Bu gün dünyada, nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan ya da resmi dini İslamiyet olan ülke sayısı 63’tür. Dünyadaki Müslüman sayısı yaklaşık 1,5 milyar civarında olup,  bu da dünya nüfusunun %23’ünü oluşturmaktadır.
Dünyada en az gelişmiş 48 ülkenin de 21’i maalesef İslam ülkesidir. Genelde İslam ülkeleri dünya coğrafyasında, Kuzey Afrika, Arap Yarım Adası, Ortadoğu, Ön Asya ve Avrasya, Balkanlar ve Orta Afrika bölgelerinde bulunmaktadır.
Kuzey Afrika İslam ülkelerinden Tunus, Fas ve Cezayir’de kadın haklarına yönelik bazı iyi gelişmeler bulunuyorsa da, bu ülkelerdeki kadınların istenilen bazı haklarını elde edebilmeleri için daha çok zaman gerekeceği görülüyor. Mısır ve Suriye’de kadınlar kendi hakları yönünden yeni bilinçlenmeye başladıkları, bu ülkelerde kadının seçme ve seçilebilme, eğitimin her aşamasında var olma, hem özel ve hem de devlet kurumlarında çalışabilme, ülke içinde serbest dolaşabilme, kendi işini bile kurabilme gibi birçok haklarının var olduğu görülüyor. Ancak bu ülkelerde sayılan bu kadın haklarının daha çok kent merkezlerinde var olduğunu, kırsal kesimde ise kadının toplum içerisindeki yerinin erkeklerin dini anlayış kurallarına göre belirlendiği bir gerçektir. 
Burada Suriye ve Yemen, farklı bir durumla karşımıza çıkıyor. Özellikle yedi yıldır süregelen “Arap Baharı” iç savaşında, yüzlerce kadın tecavüze uğrama, öldürülme, köle olarak alınıp satılma, eşini, babasını, çocuğunu ve yakınlarını savaş nedeniyle kaybetme ile karşı karşıya olup, en sıkıntılı yaşam sürenlerin kadınlar olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor. 
Irak, Ürdün, Yemen, Afrika İslam ülkeleri ve Arap Yarım Adası ülkelerindeki kadınların, büyük çoğunluğunun okur-yazar olmadığından,  haklarının ne olduğunu bilemiyorlar. Bu bölgede Sudi Arabistan’da hala erkeklerin belirlediği Şeriat yasalarını hükmüne göre, bir kadının görevinin evde kalıp, çocuklarına ve kocasına bakması gereği kadınların kaderi olarak öne sürülüyor. Bu ülkede kadınlar yanında kocası olmadan sokağa bile çıkamıyor ve kadının bireysel kimlik kartı bile bulunmuyor.  İran kadını, İran’ın Şahlık dönemindeki dünyaya açılma ve modern yaşama haklarını biliyor. 1979’da İran’ın İslam Cumhuriyeti haline dönüşmesi ile kadınlar daha önce sahip oldukları haklarını kaybettiler. İran kadını artık kara çarşaf içinde tek tip urbaya büründü. Ancak günümüzde üniversitelerde okuyan kadıların neredeyse erkeklerden fazla olduğu İran’da, ne yazık ki devlet mahkemelerinde iki kadının şahitliği bir erkeğe denk sayılıyor. Ancak İran kadını haklarını almada ve gelecekte çağdaş ve modern kadın yaşamını elde etmede azimli çabasını her vesilede sürdürüyor. 
Rusya’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanan Orta Asya İslam ülkelerinde, kadın siyaseti de içine alan, tüm yaşam alanları ve iş alanlarının içinde olup, kendi haklarının bilincinde ve kadınların okur-yazar oranının yüksek olması nedeniyle, yaşam standartlarını ve haklarına sahip çıkmalarını gün be gün artırmanın çabasını gösteriyorlar.  Bu Orta Asya ülkelerini hemen yanı başında Afganistan’da, kadın hakları denilen bir bilinç oluşmamıştır. Bu ülkede kadınların yüzde seksen beşten fazlasının okur-yazar olmamaları nedeniyle, temel eğitimden yoksun, ortalama yaşam süreci düşük, erkeği tarafından tepeden tırnağa “burka”ya ve kara çarşafın içine sokulan kadın yürüdüğü yolu bile hala görememektedir. Ayrıca bu günkü dünya coğrafyası koşullarında Afganistan;  kadın ve anne olmak için en tehlikeli birkaç ülkeden birisi olup, kadın aile ve aşiret baskısı altında kendi haklarından bihaber ezilmektedir.
Balkanlar’daki İslam ülkelerinde, kadınların okur-yazar oranlarının yüksek olması nedeniyle, bu coğrafyadaki İslam ülkesi kadınları kendi haklarını bilme ve uygulama yönünde başarılı olup, eşitlik ilkesi çerçevesinde her türlü örgütleme bilinci yaşanabilmektedir.
İslam ülkelerinde kadının hakları yönünden Türkiye Cumhuriyetle birlikte epeyce yol almıştır. Kadın erkek eşitliğinin var olduğu Türkiye’de, bence eğitimsizlikten kaynaklanan erkek egemenliği hala varlık göstermektedir. Bu da kadına karşı şiddeti getirmektedir ve her yıl yüzlerce kadın, töre kuralları öne sürülerek ya kocası, ya sevgilisi tarafından öldürülmektedir.
İslam ülkelerinin çoğunluğunda çok eşlilik vardır. Resmi nikâh yoktur. Dünya coğrafyasında, 22 adet İslam ülkesi kadının en sıkıntılı yaşadığı ülkelerdendir.
Türkiye gibi bazı İslam Ülkelerinin dışında, erkek egemen olan İslam ülkelerinde, kadın eve hapsedildiğinden, ekonomiye katkısı hemen hemen hiç bulunmamaktadır. Bu nedenle de, yukarıda da söz ettiğim gibi dünyada gelişmemiş olan 48 ülkeden 21’i İslam ülkesidir. Oysaki dünya genelinde, kadına hak vermeyen toplumlarda ve dolayısıyla ülkelerde, medeniyetten söz etmek olanaksızdır. Kadınların özgür olmadığı ve erkekler kadar haklara sahip olmadığı bir ülke, kelimenin tam anlamıyla yok bir ülkedir. Nerede kadın haklarından yoksun ve eziliyorsa, orada insanlık suçunun var olduğu ve o ülkenin kalkınma olasılığı bulunmadığı gibi çöküşü de kaçınılmazdır. 
İşte bu gün İslam Arap ülkelerinin Kuranı okuyup anlamadığı için erkek egemenliğini hüküm sürmesini yeğlendiğinden, bu dünya mutluluğundan daha çok öbür dünya mutluluğu peşinden koşmaktalar. Bir insanın zihninde daima öbür dünya mutluluğu varken, neden bu dünyadan mutluluğu arasın? Bu tip toplumların yatırımı hep o dünyayadır. Böyle düşünen bir zihniyet neden modern, çağdaş, insan haklarına saygılı bir medeniyet kurma ideali düşünsün. Çağdaş ve insan haklarına dayalı medeniyette bilim, sanat, edebiyat, refah, neşe, sağlıklı yaşama, çevre bilinci, özgürlük ve insan hakları gibi kavramlar vardır. Bu gün Arap hegemonyasının var olduğu toplumlar, böyle bir medeniyeti algılayamıyor. 
Esasında bilgiye açık olmak İslamiyet’in temelinde vardır. İslam dininin kutsal kitabı olan Kuran; insanı anlamaya, kavramaya, düşünmeye ve aklını kullanmaya davet etmektedir. Temelinde iyi ahlakı esas alan İslam’ın ruhunda, kadını ezmeye yönelik bir sistem yoktur. Kuran ahlakına göre kadın çiçeğe benzer, dünyanın bir süsüdür, güzelliğidir, büyük bir nimettir, özel ve üstün bir değere sahiptir. Kadın “annedir”! O halde kadını geri plana atan İslam ülkelerinde zihinlerdeki yanlış, bağnaz ve geriye dönük fanatik fikirlerin değişmesi zorunludur. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Servet çubuk 6 ay önce

Yorumunu.uz çok güze .Ben sizin köylünüzüm,ilkdefa yazdginizi gördüm.çok,çok teşkür ederim.