Bu ülkede kahramanlar vardır ve yaşarlar; ama başka kimler de yaşar acaba?
Tek eğlencesi çapkınlık yapmak olan erkekler de yaşar.
Ev, eşya, makyaj ve marka ile kafayı bozmuş dişiler yaşar.
Komşusu eşini-çocuklarını döverken, televizyonun sesini açan aymazlar yaşar.
Kapısının önünde oynayan çocukları kovalayan, görüşünü kapatıyor diye ağaçları kesen, hayvanları zehirleyen sevgisizler yaşar.
“İşimi kaybederim” diyerek iş arkadaşının hakkının yenmesine gözlerini kapayan korkaklar yaşar.
Ödediği su faturasının yarısının bakım-ağaç bedeli adı altında vergi olmasına ses çıkartmayan, bir de o suyu içemeyen, içme suyuna ayrıca para ödeyenler yaşar.
Trafik kurallarına uymanın aptallık olduğunu düşünen aptallarla rüşveti, gaspı ve haksızlığı meşru sanan zibidiler yaşar.
Görgüsüzlüğü meşru sayan, hadsizliği hak sanan, herkese ahlak bekçiliği yaparak ahlaksızlığını aklayan namussuzlar yaşar.
Garsona, kuryeye tepeden bakan sonradan görmeler, sokak çocuklarından tiksinenler, gözlerinin önündeki yoksulluklara gözlerini kapatan cimriler yaşar.
Utanmasını unutan, ar’ı gitmiş var’ı tüketmiş soysuzlarla yolsuzlar yaşar.
Yüzleşmek yerine, kendini çok şey yapmaya çalışan içi boş emeksizler ve embesiller (budala, ahmak, aptal) yaşar.
Hırsızken başkasına hırsız diyen, arsızken başkasına arsız diyen, güçsüzken başkasından güç devşiren, acizliklerine kutsal boncuklar takan ve yavuz hırsız ev sahibini bastırır diyenler yaşar.
İnsansızlığının sancılarını ölerek, sürünerek, fatura ödeyerek nefes alan, ölümü ölmeyi şeref sayan, yaşarken şerefsiz olanlar da yaşar.
Burası kendini bilmeyenlerin, bilmediklerini de bilmeyenlerin bir de bununla övünen papağanlar yaşar.
Fakiri övünen zengini gerinen sınıf bilinci olmayanlar yaşar.
“Ayranı yok içmeye, tahterevalli ile gider s.çmaya” kültürünü benimsemiş olanlar yaşar.
Aklını nadasa bırakıp nadastan mahsul bekleyenler ile beynini torba niyetiyle kafatası içerisinde gezdirenler yaşar.
Yapıcı olmayıp yıkıcı, çoğulcu değil bencil olanlar yaşar.
Şöyle bir bakın yaşadığınız coğrafyaya. Binlerce yıl önce Arabistan Yarımadası ormanlarla kaplıymış. Şimdi çöl.
Çölleşmek sadece mevsimle mi alakalı sanıyorsunuz?
İnsan ruhu çölleştikçe ve yıkıcı oldukça, sevgi yerine nefret ektikçe tabiata da zarar verir.
Türkiye de çölleşiyor farkında mısınız? Niye?
Çünkü sevgiye, çevreye, hayvana hatta insana bile saygısını yitirenlerin ülkesi olduk.
Bir ağaç bir insan ise, bir insan bir ağaçtır.
İnsan hem kendini, hem ağacı, hem hayvanı kesen olmuş?
Kim kendine dönüp hesap görüyor ki?
Beni sevmek zorunda değilsiniz ne kimsenin sahte ilgisine, ne sahte merhabasına, ne de sahte sevgisine ihtiyacım var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.