İnsan vardır, devlet kurar, devrimler yaratır; insan vardır, liderdir kitleleri peşinden sürükler; insan vardır, tıpta devrim yaratır, buluşuna kendi soyadı verilir. Tabii ki, insan vardır, fizik ve matematik kurallarını bulur, müzik ve sanatta eserler yaratır. bu kurallar onun soyadıyla yaşar.
Alman arkeolog
Alman Arkeolog Marcell Restle (15 Ocak 1932- 25 Ocak 2016), gençlik yıllarından ölümüne kadar yaklaşık 40 yıl Anadolu topraklarında kalmış ve araştırma yapmıştır.
Restle, Tübingen ve Münih üniversitelerinde sanat tarihi, Bizans araştırmaları ve Hristiyanlık tarihi alanlarında eğitim alır. Bir yıl boyunca öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesinde Almanya ve Türkiye kökenli hocalardan aldığı dersler, Restle’nin önünde yeni ufuklar açar.
Bizans sanatının yanı sıra İslam sanatı, Selçuklu ve özellikle de Osmanlı mimarisi üzerine çalışmalar yapmıştır. Viyana ve Münih Üniversitelerinde bu alanlar üzerinde verdiği dersler İstanbul ve Anadolu’yu da içine alan tüm Doğu Akdeniz’e yaptığı sayısız araştırma gezileri onu mimari konusunda özellikle yapıların sistematik bir biçimde belgelenmesinde uzmanlaştırmıştır.
Sergiyi gezerken Bizans dönemiyle ilgili araştırmalar yapmış olan Alman Arkeolog Marcell Restle’nin çalışmalarını gördüm. Bir ömür, insanlık için ancak bu kadar vakfedilir. Yüzlerce slayt, binlerce fotoğraf, el yazısıyla tutulmuş defterler, çizimler, krokiler... Hepsi sergileniyor.
Araştırmaların sonuçları
Bu çalışmanın ağır faturası ise Marcell Restle’ye kesilmiş. Buluntular üzerinde yaptığı
mercek incelemesi, ışıklı ortamda çizimler, durmak nedir bilmeyen çabalar Restle’nin ömrünün son zamanlarında ona önemli oranda görme sıkıntısı yaşatmıştır.
Restle, çoğunluğu 1950-2016 yılı arasındaki zaman dilimine ait olan arşiv belgeleri
arasında 17.000 slayt, 10.000’i aşkın siyah beyaz fotoğraf, 70 kutu yazılı belge, 10 kutu kartpostal, 8 kutu Restle’nin yaptığı çizim, 32 kutu Restle tarafından yapılmış büyük ölçekli çizim, ayrıca çok sayıda ses ve video kaydını ölmeden önce Viyana Üniversitesine bağışlamıştır.
Sevgili okuyucularım, İnsanlık kültürü devasa bir boyut… Bu boyutların içinde insan ömrü ne kadar küçük kalıyor değil mi? Koca bir ömür çalışıp çırpınmayla geçmiş, ortaya konulan değerler koca boyutun çok küçük bir kısmını belki de ancak tamamlayabiliyor.
Hepimiz için bu çalışmalar güzel bir örnek…
***                                         ***                                     ***
Bazı tembel insanlar vardır. Bir tiyatroya gidersiniz onlarla hemen sonucunu veya nasıl bittiğini sorar. Ya da tavsiye edeceğiniz bir kitap vardır. Kitap ile ilgili bilgileri almak yerine ne anlatıldığını veya birkaç paragrafı söylemenizi ister. Gayesi okumadan hazıra konmaktır.
İsteriz ki, arı bize daima balını versin ve iğnesini hiç göstermesin. Ama her zaman öyle olmuyor. İnsanoğlu amansız derecede ihtiras sahibi olunca hep bal yemek istiyor. Önceki yazılarımda bu sütunlara yabancılarla konuşmalarımdan pasajlar eklemiştim. Onların ülkemiz hakkında kanaat ve düşüncelerini yansıtmıştım.
Karaköy’de Bankalar Caddesi girişinde bir büfe var. Buradaki asırlık ağacın gölgesinden istifade etmek ve biraz da dinlenmek için zaman zaman gider, bir çay içerim. Çevredeki kafelere göre burası ucuz olduğu için Anadolu’dan İstanbul’a gelen insanlarla kazıklanma endişesi taşıyan turistler gelir buradaki büfeye…
Gelen kişilerle Konuşmaya bayılırım. Onların kültürlerinden bir tutam almak, onlara İstanbul’u anlatmak çok hoşuma gider. Çay da ısmarlarım onlara…
Çoğu Anadolu insanı profili çizer. İlk tayin olduğum yer Van’ın Erciş kazasıydı. 1976 yılında böylesi tabureleri olan yerlerde çok oturmuş ve yaşlı insanlarla konuşmuştum. O günlerimi hatırlamak ve gelen bu güzel insanlarla hasbihal etmek büyük bir tutku benim için…
Marcell Restle ömrünü vermiş insanlar ve insanlık için. Ben de yapabildiğim kadarıyla insanlarla iç içe olayım. Siz de deneyin.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.