11 Aralık 2018 Salı

DUAYEN GAZETECİ HAYATINI KAYBETTİ

İKİNCİ ÇEYREK ASIR

10 Ekim 2018, 13:40
Bu makale 1662 kez okundu
İKİNCİ ÇEYREK ASIR
Yasemin Temel

 Şimdi hangimiz on yıl öncesine bugünkü aklıyla dönmek istemez ki? Şüphesiz hepimiz isteriz. O ‘keşke yapmasaydım’ dediklerimizden arınmak için, yapmakta geç kalıp pişman olduklarımızı yapmak için, istemeden kırdıklarımıza sevdiğimizi söylemek için ya da esas kırmamız gerekenleri geri dönüp teker teker kırmak için. 

İkinci çeyrek asrımız ömrümüzün en ilginç dönemidir aslında. En genç, en enerjik zamanlarımızı hata ve yanlışlarla tecrübe ederek geçirdikten sonra yaptığımız tüm doğru ve yanlışları süzgeçten geçirip, işe yarayanlarla yolumuza devam ettiğimiz dönem. İnsanlara bakış açımızın basitleştiği, kimseye eskisi kadar anlam yüklemediğimiz dönem. Kızgınlıklarımızın, kırgınlıklarımızın, öfkemizin bizi ele geçiremediği dönem. Yanlışlarımızın aslında bize nasıl büyük bir hayat dersi verdiğini fark ettiğimiz dönem. Bir şeyler öğrendiğimiz fakat öğrenmekte geç kaldığımızı düşündüğümüz dönem. Hani bir söz vardır ya, ‘tecrübe  hayatın sana kel kaldıktan sonra tarak vermesidir’ diye. İşte o  dönem..
Yani bunlar ilk çeyrek asrını aklı bir karış havada geçirenler için geçerli tabi ki. Bende onlardan biriydim mesela. Prensip olarak bizzat kendim yaşayıp görmeden yanlışın yanlış olduğunu asla kavramam  İlla başıma bir şey gelecek ki ders çıkarabileyim. Babamın her zaman söylediği ‘bir musibetin bin nasihatten iyi olması’ durumu sanırım. Aslına bakarsanız zeki insanlar kendi hatalarından  ders çıkarmaz, başkasının hatalarından ders çıkarır, onun hatalarına bakarak tecrübe eder ve hata yapmaz. Ben bunu ikinci çeyrek asrımda fark ettim mesela. 
Güzel yönleri de var tabi. En güzel yönü de artık nötrleştiğimiz dönem olması. Bir şeylerin bizi mutlu etmek için yetersiz olduğu ama aynı zamanda mutsuz etmek için de yetersiz olduğu dönem. Hissizleşiyoruz. Bu da bizi daha sabırlı bir insan haline getiriyor. Tahammül kat sayımız artıyor, daha az öfkeleniyoruz. Çünkü hiç kimse ve hiç bir şey bizi öfkelendirecek kuvvette ve ciddiyette olmuyor artık. Nasıl tepki vereceğimizi biliyoruz. Ne zaman susup ne zaman çığlık atacağımızı biliyoruz. Umursamaz oluyoruz. Gidiyor mu, gitsin. Siliyor mu beni, silsin. Hakkımda kötü mü düşünmüş, düşünsün. Başkalarının ‘başkaları’ olduğunun farkına varıyoruz ve olur olmaz her şeye üzüldüğümüz dönem de kapanmış oluyor.
Öyle böyle geçip gidiyor en güzel zamanlarımız. Hemde çok hızlı bir şekilde. 
Ne fazla genç hissediyoruz, ne de orta yaşlı :) Aralarda bir yerlerdeyiz ve aralarda olmak her zaman iyidir. Hayatın size kel kalmadan tarak vermesi dileğiyle  
Hoş geldin ikinci çeyrek asrım 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV