15 Aralık 2017 Cuma

FENOMENLER İŞ BAŞINDA

HERKES İÇİN ADALET

17 Haziran 2017, 14:56
Bu makale 852 kez okundu
HERKES İÇİN ADALET
Göksal SERDAR

 İnsanoğlunun en eski özlemi olan adalet; asla kişilere, muktedirlere, konjontüre göre tecelli etmemelidir. Çünkü yönetimlerin yegane meşruiyet kaynağı olan adalet, devletle toplum arasındaki en önemli manevi bağdır. Bu bağın zedelenmesine asla izin verilmemelidir. Bu dünya, Sultan Süleyman’a kalmadığı gibi hiç kimseye de kalmayacaktır. İktidarlar gelip geçer. Önemli olan muktedirken ne kadar adaletli olduğunuzdur. Geçmişte başkaları muktedirken uğradığınız haksızlıkları düşünün... Sırf o günkü konjonktürde tehdit olarak görüldüğünüz için cezalandırıldınız. Dolayısıyla bu duyguyu en iyi bilenlerdensiniz. Muktedir olunca aynı şeyi başkalarına yaşatmayın. Çünkü adalet bir gün size de lazım olacak. Adalet, herkes için istenirse adalettir.  

Zulmün karşıtı olan adalet kavramı üzerine tarih boyunca pek çok düşünür, bilim adamı, din adamı, toplum önderi ve diğer insanlar düşünmüş, konuşmuş ve yazmıştır. Hz. Ömer, cami yaptırmak için bir Yahudi’nin arsasını zorla kamulaştıran, yakın dostu Şam Valisi Sad b. Ebi Vakkas’a gönderdiği, “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim” mesajıyla adaletin önemini anlatmıştır. İstanbul’u fetheden ve o dönemde dünyanın en güçlü lideri olan Fatih Sultan Mehmet için bile Kadı Hızır Bey, “Senin elin de onun ki gibi kesilecek” hükmü vermiştir. Çünkü Fatih Sultan Mehmet, “Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür” demiştir. Mustafa Kemal Atatürk de, “Her halde dünyada bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstündedir” sözüyle adaletin ruhuna vurgu yapmıştır. 
Doğru ve güvenli yargılanma hakkı herkesin en temel hakkıdır. Çok değil birkaç yıl önce Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda yargılanan ve terörist olmakla suçlanan komutanlarımız, gazetecilerimiz, aydınlarımız ve akademsiyenlerimizin boş yere hapis yattıklarını, bazılarının intihar ettiğini unutmak mümkün mü. Sadece bu davalar bile yargıyı, yürütmenin tahakkümünden kurtaracak ve tartışılır olmaktan çıkaracak adımları atmanın zaruriyetini anlamamız için fazlasıyla yeterlidir. Adalet, demokrasi, özgürlükler, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi evrensel ilkeleri halen tartışıyor olmak ya da içselleştirememek ülkemiz adına son derece düşündürücü ve üzücüdür. 
Adalet, demokrasi, özgürlükler, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı konularında Türkiye’nin son yıllardaki görüntüsü, dünya kamuoyunda da ülke imajımıza zarar vermektedir. Son dönemde giderek artan sayıda akademisyen, siyasetçi, medya yöneticisi ve yazarının soruşturmaya uğraması ve tutuklu yargılanması, özgürlükler toplumu olma özelliğimizden geriye gidiş algısı yaratmaktadır. Adaletin herkes için eşit ve tarafsız tecelli etmediği şüphesini doğurabilecek yaklaşımlar, çağdaş bir demokrasinin ayrılmaz bir ilkesi olan, “adalete güven” unsurunu zedelemektedir. Tarihimizde edindiğimiz en önemli kazanımlarımız olan demokrasimiz ve insan haklarını korumak ve yüceltmek için devletimiz ve yargı erkimizin özenli yaklaşımına daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Bu kritik dönemde herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapmak mecburiyetindedir. 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner12
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV