Zamanın birinde yaşadıkları memleketi terk eden birkaç tane genç varmış,ülkelerindeki yönetimi benimsemeyerek çareyi orayı terk etmekte bulan gençler bir mağaraya sığınmışlar.Bunca yorgunluğun veya zorlu yolculuğun vermiş olduğu cefadan olsa gerek derin bir uykuya dalmışlar.Aradan yıllar,asırlar geçmiş olmasına rağmen tekrar hayata gözlerini açarak yeniden hayata merhaba demişler:Aralarından söyleşerek bu sırrın muhasebesini yapmaya başlamışlar ve birbirileriyle konuşarak hemfikirce geçen zamanın analizi yaparlarken şu kanıya vamışlar: Herhalde biz sadece bir gün uyuduk ve normal bir şekilde uyanarak güne merhaba demekten kendilerini alamamışlar.Oysa 300 yıla yakın bir uykunun geçtiğini çok sonraları anlamışlar derken, bu sırrı ve muhtevasını tüm gerçeğiyle zamanın insanlarına tüm çıplaklığıyla göstermişlerdir.
Hayat ne geçmiştir ;ne de gelecek;hayat içinde yaşadığımız andır.Dünler tarihe karışmış bir yapraksa;bugünler yaşanacak bir fırsattır.Yarınlar da bir umut ,değil mi?... Hayatta umduğunu bulamayanlar ya sevenlerini bulamamışlar ya da sevdiklerini? Siz aynanın karşısına geçip kendinizi bir kez de olsa seyre de durdunuz mu?...Ya da yaşadıklarınızı hayat albümüne yerleştirdiniz mi?...
Zamanın bir saat döngüsü gibi işlediğini hiç düşündünüz mü?...Ağır ağır;aksak aksak yol katedip yine de tüm donukluğuyla karşınıza boy gösterdiğini seyre de durdunuz mu?... On,yirmi,altmış sene de geçse geriye baktığınız da determinizmin tüm izafiliği size neyi çağrıştırdığını tefekküre daldınız mı?...Velhasılı sevinçlerinizi,mutluluklarınız halen hayat albümünüz de yerini alıyor mu dersiniz?...
Şairin dediği gibi “Ben gurbette değilim gurbet benim içimde” düsturunu düşünüyor musunuz?...Kalbi bir güneşe-aynaya-;bedendeki izleri,kırışıklıkları tüm siluetleri zamana benzetirseniz nasıl bir sonuç çıkar diye düşünürseniz merhum Gazali’nin ağzıyla derim ki; “Kendini tanıyan çözen-,alemi-hayatı- tanır” Diye cevap verebilirim.Yani makro alemden mikro aleme veya makro alemden mikro aleme;bir pencereden başka pencereye ardı sıra seyir izleyen dalgalar misali birbirini tamamlayan,birbirinin bütünleyicisi niteliğindeki sırlar dünyası karşımıza çıkar.Bu bilmecenin esrarını,çekirdeğini görüyor musunuz?...En büyük görünen pencere mi daha büyük yoksa en küçük görünen pencere mi daha büyük,ne dersiniz?...
Yani marifet su mu yoksa suyu örten küpük mü?...”Su buharlaşıp uçsa da yağ tencere de kalır;köpük akıp gitse de öz kaynadığı kaptan ayrılmaz”
“İnsan vardır zamanı kendi hesabına yontar,insan da vardır bir ömür boyu zaman onu yontar”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.