Hayat, dersini verip geri çekiliyordu. Sabır, uzun bekleyişin ardından elinde hediyelerle gelmiyor, kapanan kapının ardından bir yenisi açılmıyordu.
Kendimize dayanacak çatlak bir duvar bulup, izliyorduk başımızdan geçenleri. Fedakarlıklarımıza bir karşılık bulamıyor, sütten yanıyor, yoğurda geçiyorduk, yoğurtta bile yanılıyorduk. Birinin ardından el sallarken, karşıdan gelen kişinin gülümsemesini üzerimize alınıp, yanımızdan öylece geçip gitmesine şahit oluyorduk. Üst üste gelen hayal kırıklıklarına alışıyor, heveslerimizi köreltiyor, umutla boğaz boğaza geliyorduk. Yine de bir ipe tutunuyor, boşluğa asılı kalıyorduk bir damla sevgi için.
Her insanı ayrı seviyor, her huyu güzelce sindiriyor, sımsıkı sarılıyorduk karakterlere. Hemen, herkesin dinlemekten bayılacağı bir masal yazıp, zorla yanımızdakilere yakıştırıyorduk kahramanları. Hemen bir film çekip, sunuyorduk görücülere ve eleştirilere göre ikinci bölümünü de çekiyorduk. Bir türlü tatmin olmuyor, hep daha fazla şey bekliyor, daha güzel gülmeye çalışıyor, daha çok kazanmaya, daha çok beğenilmeye, daha çok dinlenmeye, daha çok sevilmeye, daha çok, daha çok, daha çok…
Uyanıp, yine aynı rüyaya yatıyorduk. Unutup, anıları yenisiyle değiştiriyorduk. Bir ağlıyor, bir gülüyorduk. Doğuyor, ölüyorduk. O arada da biraz yaşıyorduk. Sebep ve sonucun mükemmel ilişkisini bozuyor, kendimizi aldanırken ve en sevdiklerimizi aldatırken buluyorduk. Pişmanlıktan nasibimizi alıyor, ama bir türlü de vazgeçemiyorduk. Vicdanımızdan rahatsız oluyor, yine de onu yıkamaya üşeniyorduk.
Elimizdekileri rüzgarda savuruyor, kendimizi dilimizle koruyor, beynimizle olmayacak şeylere onay veriyorduk. Yalnızlıkla arkadaş olup, yalandan kalabalıklarla çıkıyorduk. Düşünmeden konuşuyor, uzaklaşınca yastıkları ıslatıyor, kaçıyor, yakalanıyor, hapsoluyorduk.
Sonu olan her şeye düşman oluyor, haksızlığı kusuyor, suçlarımızı derine gömüyor, her günü en baştan yaşayıp, her yeni tanıştığımız kişiye farklı bir benlik sunuyorduk. Bu çelişkilerle dolu kısır döngünün içinde bir türlü aradığımız yeri bulamıyor, bulunca da bir türlü rahat edemiyorduk. Başımıza yağmur yağıyor, her yerden bir diken çıkıyor, birileri çekiyor, birileri itiyor, birileri dağıtıp duruyordu düzenimizi. Çözümsüzlükte sürüklenip duruyor, zorla susturuyor, basılmaktan ezilmiş ayakkabılarımızı tamir ediyorduk ve en iyi niyetimizle bir adım daha atıyorduk.
Hayatımıza giren her insana karşı eski ama temiz bir adım. Dünde bıraktığımız her andan bir gram daha tecrübe, gelecekten bir milim umut daha.
Sadece bağlanmak için nefes alışverişimize. Sadece bir kadeh daha kader dediğimiz mücadelemize.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.