Türkiye, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’ın güneyindeki sahada petrol ve doğalgaz araştırması yapmak üzere Yavuz ve Fatih gemilerini görevlendirmiş ve Kıbrıslı Türklerin de haklarını korumak üzere Ada çevresinde sondaj çalışmalarına başlamıştı.
Yunanistan, İsrail ve Mısır’la yaptığı işbirliği sonucu Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de dışlamayı amaç edinen Rum Yönetimi, AB, ABD ve Rusya’yı Doğu Akdeniz’e çekmek suretiyle Doğu aktif destek almayı hedefliyordu.
Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin, Libya ile deniz sınır alanını belirlemesi ve  KKTC’nin Geçitkale havalimanına da İHA’ları konuşlandırması Rumların panik havası yaşamasına sebep olmuştur.
Doğu Akdeniz’deki tek yanlı doğalgaz faaliyetlerine AB başta olmak üzere uluslararası güçlerden beklediği aktif desteği bulamayan ve Türkiye’nin adımlarıyla köşeye sıkışan Kıbrıs Rum yönetiminin, büyük bir panik halinde silahlanma çalışmalarına başladığı görülmektedir.
GKRY’de demode olmuş füzeler
Gemilere karşı kullanılmak üzere 1980’li yıllarda Fransa’dan satın aldıkları Exocet füzeleri ile kısa menzilli hava savunma Mistral füze sistemlerinin eskidiği ve çalışmadığı tespitinde bulunan Rum Rum Savunma Bakanlığı, bu füzeleri üreten Fransız MBDA şirketine 240 milyon Euro’luk yeni sipariş verdi.
Exocet füzelerinin 180 kilometre, omuzdan da atılabilen seyyar hava savunma Mistal füzelerinin ise, 6 km menzili bulunuyor. Rum yönetimi Fransız şirketlerle bir yandan da karakol gemisi pazarlığı yürütüyor.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hamlelerinden ötürü panikleyen Rum yönetimi, Fransa’ya envanterlerinde bulunan eski model füzelerin yerini alacak, gemi ve uçaklara karşı kullanılan 240 milyon Euro’luk Exocet ve Mistral füzelerden sipariş etmiştir
Güneyimizdeki olaylar ve Yunanistan
NATO kurallarına göre ittifak üyeleri gayri safi yurt içi hâsılanın yıllık %2’sini silahlanmaya ayırabilirler. Yunanistan 90’lı yıllar boyunca hiçbir zaman %4’ün altına inmedi. Son 10 yılda da %3 civarında kaldı. Yunanistan son 10 yılda silah ithalatına 8 milyar euro ödedi.
Hiçbir NATO üyesinin bir başka NATO üyesiyle savaşması mümkün olmamakla birlikte silah tüccarları bu olguyu Yunan müşterileriyle paylaşmadılar. NATO üyesi ülkelerle çevrili olan Yunanistan, bu sayede ABD, Almanya ve Fransa firmalarına büyük paralar kazandırdı. Tüccarlar da sattılar da sattılar…
En büyük düşman olarak gördüğü Türkiye’ye karşı bu kadar büyük silahlanma harcaması yapan Yunanistan, ülkenin diğer pek çok ihtiyacını göz ardı etti.  Ve sonunda Yunan maliyesi durma noktasına geldi.
Gün oldu devran döndü… O heyecan ve doyumsuz günler geçti. “Türkiye ne alıyorsa, bir fazlasını” almayı hedefleyen politika bitti. Atina, bu çılgın politikayı bir yana bıraktı ve daha az para harcamaya başladı. Atina uzun süre de bu durumu değiştiremeyecek. Yunan ordusu, asker ve subay sayısını düşürmeyi ve işletme giderlerini azaltmayı düşünüyor.
11 milyon nüfuslu Yunanistan’ın 140.000 kişilik ordusu varken, 81 milyonluk Almanya 180.000 kişilik bir orduya sahiptir. Ayrıca her yıl Yunanistan’da subay maaşlarının %30 oranında azaltılması mesleğin cazibesini düşürmüştür. Bu yüzden emekliliğe hak kazananlar hemen emekli olmaktadırlar.
Yunanistan’da akaryakıt fiyatlarının artması orduyu derinden etkilemekte, Ordu akaryakıt giderlerinde tasarruf sağlayabilmek için milli günlerdeki ve askeri resmigeçitlerde tank ve uçak kullanmıyor.
Yedek parça ve yeni silah sistemi tedariki konusunda zorluk yaşayan Yunanistan, daha önce Fransa’dan Mirage tipi uçaklar almışken deniz gücü olarak da 4-6 firkateyn temin etmiştir. Gerektiğinde Rusya’dan bile silah alma potansiyeline de sahiptir
Böyle olmakla birlikte ordu halen soğuk savaş mantığı ve dizaynına göre eğitim görmekte ve yönetilmektedir. Karargâhlar geçmişte Arnavutluk ve Bulgaristan’dan gelecek saldırılara karşı konumlanmış olup halen de kuzeydedir. Bugün her iki ülke de NATO üyesidir, tabii ki Türkiye de NATO ülkesidir.
Yunanistan 2009 yılında muhtemel bir Türk saldırısına karşı sınır boyunca 120 km uzunluğunda, 30 metre genişliğinde ve 7 metre derinliğinde “su hendeği” inşa etme kararı almıştır.
Yorumlama
Yunanistan, Türkiye ile aynı ittifakın içinde olmasına rağmen FIR Hattı, Ege Adaları, Kıbrıs ve Trakya konusunda zaman zaman çıkışlarıyla hep huzursuzluğa neden olmuştur. Günümüzde de Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasına ter düşüşüyle bugün Libya’da Hafter ve yanlılarına destek vermektedir.
Doğu Akdeniz’de İsrail, Mısır ve Lübnan ile ittifak yaparak enerji alanları elde etme çabasıyla başlattığı çıkışlarına ABD, Rusya, Fransa gibi ülkeleri de çekmeyi başarmıştır. Kıbrıs’ta GKRY’ni de yanına çekerek Türkiye’ye karşı cephe oluşturmaktadır.
Türkiye’nin ciddi reaksiyonu neticesinde bu ittifak kırılmıştır. Türkiye’nin zayıf düştüğü her durumda böylesi hamlelere maruz kalacağı unutulmamalıdır. KKTC Cumhurbaşkanı’nın demeci Rum-Yunan ikilisinin ekmeğine yağ sürmüş; ama hepimizin yüreklerini yaralamıştır. Umarız ki, KKTC halkı ilk seçimde kendisinden bunun hesabını soracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.