ÇİMENE DÜŞEN TER
banner57

Zurna’nın o kulağı sağır eden sesi ve onlarca davulun kalp atışı gibi gerilmiş deriyi gümbede güm güm güm gümbede güm diye her tokmakladığında, pehlivanların ve seyircilerin kalp atışları hızla atmaya başlar.

Cazgırın “PEHLİVAAAAAN PEHLİVAAAN” narası kulaklardaki keskin zurna kalıntılarını ilahi bir notaya dönüştürürken, devam eder cazgır, Kiminiz Rumeli'den geldi, kiminiz Anadolu'dan, Hepiniz doğdunuz ayrı ayrı anadan, Pehlivanların yardımcısıdır hazreti yaradan, Allah Allaaah illallaaah! Muhammedürrasülullah, Genç Türk aslanlarına alkışlarla diyelim maşallah. Vur davulcu, Allah derman versin!” gümbede güm güm güm gümbede güm…

Yüzyıllardır düzenlenen Kırkpınar güreşlerinde; cazgırından yağcısına, davulcusundan zurnacısına, hakeminden ağasına kadar herkes giysileriyle tarihi canlandırıyor burada. Halk merakla tene değen yağın o kesif kokusunu pehlivan tenleri arasında esen aylak rüzgarın esişiyle, genizlerinde hissediyordu.

Yağlı güreşler,  Türk tarihinin belki de en otantik ata sporlarından biridir.

Efsanelerle başlamış ve onlarca efsane pehlivanın güreş hikayeleri ile her yıl merakla beklenen bir etkinlik olmuş.

Farsçadan dilimize geçen Pehlivan sözcüğünün asıl anlamı; yürekli, cesur (şeci), yiğit (dili) ise de, zabit, vali, iri vücutlu ve doğru sözlü kimseye de pehlivan denilir.

İri yarı güçlü kuvvetli bu yiğitlerin, kas güçleri ile zekalarının çimen üzerindeki bu kaygan raksını izlemek, Türk milletine hep keyif vermiştir. 

İşte yaşarken bir efsane olmayı hak eden Tekirdağlı için de ne yazılsa azdır?

Tekirdağlı Hüseyin Pehlivanın Altın kemere uzanacak güreş serüveni, 14 yaşındayken köyünde başlar.  1927 yılında Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelince kendi tabiri ile “yuvamı Tekirdağ'da kurduğum için kendimi Tekirdağlı Hüseyin diye tanıttım."diyor.

Kırkpınar başpehlivanı Tekirdağlı Hüseyin Aklaya, 1934 yılında ilk kez Kırkpınar baş pehlivanı olur ve 1943 yılına kadar 9 yıl üst üste Kırkpınar başpehlivanlığını kimselere bırakmaz. Daha sonraki yıllarda, 4 yıl daha başpehlivan olur ve böylece cumhuriyet döneminde 13 yıl başpehlivan olarak, başpehlivanlık rekorunu kırar.

Okuyacağınız kitap bu başarının öyküsü kadar, Tekirdağlı Hüseyin’in insan tarafını da sayfalarına taşıma başarısını sağlamış bir belgesel çalışma.

Mehmet Canbulat, efsanelerle gerçeklerin el ele yürüdüğü bir alanda “Yağlı Güreş” sporunda efsane bir ismi tarihin tozlu sayfalarından gün ışığına çıkartıyor. O kadar merak ve itina ile o dönemleri günümüze taşıma çabası veriyor ki, Tekirdağlı Hüseyin’in 21.yy insanına erdem ve kudret mesajını getiriyor bizlere.

İnsanlık arşivinde çok özgün bir kişiliği olduğu gibi, yaşarken efsaneleşen isim olması sebebi ile dikkat çekici bir hayat hikayesi var Hüseyin Pehlivanın. Kitabı keyifle okuyacağınıza eminim.

Gerçi günümüzde Pehlivanlığın tanımı değişmiş olsa da bu ata sporunun ruhuna uzak bir salon eğlencesiymiş gibi yaklaşmalara inat, Tekirdağlının öncesi ve dönemi güreşi güreş gibi yapan bir neslin temsilcileriydi denebilir.

 "Pehlivanlıkta esas olan, kuvvet ve akıldır. İnsanın akılsızı pehlivan olur sözü, sporu sevmeyenlerin uydurmasıdır. Güreşte aklın rolü büyüktür, yalnız kuvvetle galip gelinmez." Diyen Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan, bu sporu bir atalar emaneti gibi algılayıp öyle güreşmiş yıllarca.

Son dönemlerin güreşçileri şimdilerde çimlere hırs tohumları ekilen nesilde, sevinçlerini Amerikan rugby oyuncuları gibi coşkulu biçimde tribünlere koşarak, zafer naralar atarak kutlamalara inat, eski dönemlerin pehlivanları birbirlerini yendiklerinde, mahçub olurlar; yenilenin gözyaşlarını önce yenen pehlivan silerdi.

O sebepten Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan ve öncesinin efsane isimlerinin yoğun güneşin altında hararetli güreşleri esnasında, tenlerinden süzülen terin düşüp değdiği çimler, o günlerin efsanelerini her rüzgar esişinde fısıldıyor bizlere,..

Allah rahmet etsin tüm geçmiş pehlivanlara…

 

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.