BÜROKRASİDEN SİYASETE ÇALIM
banner57

Ah benim sahipsiz Tekirdağ’ım.

İyi niyetlinin kötü niyetlinin, bilenin bilmeyenin, beceriklinin beceriksizin, aceminin ustanın birbirine karıştığı bahtsız Tekirdağ’ım.

Siyaseti Kamusu, siyasetçisi memuru,  iktidarı muhalefeti, gazetecisi sivil toplum örgütü tel tel dökülen Tekirdağ’ım.

Yine iş başa düştü. 

Şimdi, doğru bilinen yanlışları aydınlatma zamanı yine.

Gündemde, Ak Parti İlçe Başkanı  Cüneyt Yüksel ile tartıştığı ve tayin dilekçesi verdiği söylenen bir Kaymakam var. Süleymanpaşa Kaymakamı Kamil Kıcıroğlu.

Diğer yanda, yine Ak Parti İlçe Başkanı Cüneyt Yüksel ile tartıştığı ve  gördüğü baskılar sebebi ile istifa ettiği söylenen Süleymanpaşa Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ersan Bayraktar var. Ak Parti İlçe Başkanı, Kaymakam ve İlçe Müdürünün ortak noktası Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı.

Bir diğer tarafta ise bunları yazan bir yerel gazetemiz ve İlçe Müdürlüğünün bağlı olduğu ama olaylara her şey  yerle bir olduktan sonra dahil olan bir, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü var.

Ve artık tartışmalar ulusal basına yansımış durumda. 

Bürokrasiye tayin istetecek kadar, istifa ettirecek kadar baskı yapan bir İktidar Partisi ile, siyaset karşısında dik duramadığı gösterilen bir bürokrasi görüntüsü var.

Farkında mısınız, yine olan Tekirdağ’a oluyor. Tekirdağ yine hak etmediği ne varsa yaşıyor.

Peki yazılıp çizilmeyen gerçekler tam olarak böyle mi? Ne oluyor, ya da olmayan ne ? İşin aslına bakalım.

Son günlerde Süleymanpaşa’mızın yeni mahallelileri, eskinin köylüleri ellerinde arazilerini kendilerinin koruyacağını, koruma ücreti vermek istemediklerini ve Koruma Başkanlığından ayrılmak istediklerini belirten matbu dilekçeler ile, Süleymanpaşa Kaymakamlığına başvuruyorlar. Kimisi de almadığı hizmeti şikayet ediyor, adlarına çıkan borcu ödemek istemediğini belirten dilekçeler veriyorlar.

Elinde zaten yeterince personeli olmayan, her biri başka kurumlardan geçici görevle gelmiş kısıtlı personel ile işlerini yürütmeye çalışan Kaymakamlık, bu dilekçeleri alıp, Süleymanpaşa İlçe Müdürlüğüne gönderiyor. Tabi bu arada ne oluyor, çiftçi, köylü, muhtar sitem halinde.  Kaymakamlıktan çıkan, doğruca soluğu siyasetçinin yanında alıyor.

Siyasetçi Kaymakama yükleniyor. Ama sorun çözülmüyor bir türlü.

Çiftçi boğulmuş durumda. 

Bir yanda almadığı hizmet, bir yanda bu hizmeti vermiş gibi parayı isteyen, vermezsen icra ile alırım diyen Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, diğer yanda ise sorunu oluşmadan çözmekle mükellef Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri… Böyle kalsa iyi, bir diğer yanda da üreticiyi sıkıştıran Ziraat Odası.  Çifti ne yana dönsün iyice şaşırmış durumda.

İşte böyle bir ortamda olan oluyor ve siyaset ve  bürokrasi bir birine giriyor.

Siyasetçinin, yazan çizen gazeteci arkadaşlarımızın ve başkalarının görmesi dereken açıklığa kavuşması  gereken bir şeyler var.

Soru şu? Kaymakam ya da Ak Parti ilçe Başkanı, Çiftçi Malları Koruma Başkanlıkları uygulamayı adım adım nasıl yapar, kamu kurumları bu işlerin tam olarak hangi aşamasında neresindedir nerden bilebilir ki? Üreticinin bunca  zorluk yaşadığını, işlerin bu hale geldiğini, tedbir alınmadığını, ancak kendisine tepkiler  ve dilekçeler gelmeye başlayınca bilebilir.

Peki kim bilecek, kim tedbir alacak, kim çözecek?
Elbetteki bilmesi gereken, tedbir alması gereken, devletin uzlaştırıcı yumuşak yüzünü göstermesi gereken Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve ona bağlı işin gerçek sahibi İlçe Müdürlüğü.

Herkes biliyor ki İl Müdürünü de İlçe Müdürlerini de o görevlere getiren Ak Parti İl Başkanlığı ve İlçe Başkanlıkları. Çiftçi Malları Koruma Başkanlıkları ve Murakabe Heyeti üyeleri ise her yerel seçimde Belediye Meclis Üyeleri ve ilave bir kaç STK temsilci tarafından seçiliyor. Mülkü amir ise doğal sorumlusu. (Bu durumda sahada İlçe Müdürünü sık sık yanına alıp köy köy gezdiği söylenen Cüneyt Yüksel bu söylentiler doğru ise İlçe Müdürü ile gayet iyi anlaşmakta.)

Aynı İlçe Müdürü sürekli Kaymakam ile mesai verdiğine göre Kaymakamla da arası iyi olmalı. İl Müdürü ona keza. İl Müdürünün Kızı olduğu iddia edilen bir “SARIKOCA”  Ak Parti İl Yönetimi Listesinde. Yani ortada bir baskı, anlaşmazlık, iletişimsizlik yok.

Siyaset her zamanki gibi bürokratı ile sahada söylem noktasında elinden geleni yapıyor. 

Sorun eylem noktasında işler kotarılırken çıkıyor ortaya. İşte tam burada, şeytanın gör dediği yer; hem siyasete, hem Kaymakama, hem Çiftçi Malları Koruma Başkanlığına, hem Muhtarlara, hem de üreticilere yüzünü aynı anda dönmek durumunda olan İl Müdürlüğü ve İlçe Müdürlüğü olduğuna göre, bir şeylerin en eksik olduğu yer burası.

Onlar ki, bütün taraflara yön veren, Valiye, Kaymakama bilgi veren nasıl olması gerektiğini tavsiye eden ve onay alan kurumlar, onlar ki kendilerini o koltuklara getiren siyasilere rapor veren, onay alan, birlikte hareket edenler, köylere birlikte gidenler, üreticiye, muhtarlara, çalışanlarına talimat verenler.

Biraz derine inip araştırdığınızda ortaya çıkan durumsa oldukça düşündürücü. Bir kaç yıl önce Tarım Bakanlığı yeniden yapılanınca işler İl Müdürlüğü içinde Şubeler arasında  transfer olmuş. Hiç kimse kendi işi ile yer değiştirmemiş. Yeni iş yeni personellere verilmiş.

Derken Büyükşehir oluverdik. İl Müdürlüğü bütün işleri, fiziksel teknolojik ve en önemlisi uzman personeli olmayan yeni kurulan Süleymanpaşa İlçe Müdürlüğüne devretmiş.

Başına, heyecanlı, bu imkanlarda bile ben her işi başarırım diyen “Dr” ünvanlı genç birisi atanmış.

Ortaya, tarım danışmanlığı yaparken memur olan ama kurumda resmi olarak görevli görünmeyen, yeni memur olmalarına rağmen bütün işleri yapan ama imza yetkisi verilmediği için imzaları işi yapmayan diğer kadrolu mühendislere imzalattıran targelcilerin ağırlıklı olarak çalıştırıldığı, il müdürlüğü tarafından adeta kaderine terk edilmiş, içi dışı, arı kovanına dönmüş, bir kurum çıkmış ortaya.

E tabi herkes acemi olunca  mevzuat, devlet bir kenara bırakılmış her şey ben yaptım oldu ile yürür hale gelmiş. Ve tabi ki en sonunda bu durum sahada patlamış. Dilekçeler tartışmalar havada uçuşur olmuş. Saha Siyasetçiyi, siyasetçi Kaymakamı sıkıştırmış.

Oysa siyaset ile oldukça içli dışlı olduğu, her şeyi Ak Parti İlçe Başkanlığı ile birlikte yürüttüğü söylenen İlçe Müdürü, tam da görevden alınacağının söylendiği günlerde, bir anda İlçe Başkanı baskı yaptı istifa etmek zorunda kaldı haberlerine konu olmuş.

Baskı var mı, basına açıklama yaptınız mı?  diye sorarsanız inkar eder eminim.

Ama o zaman sormak gerekmez mi İlçe Müdürü Dr Ersan Bayraktar’a, hani, TEKZİP nerede? Kaymakamla aynı mağduriyeti paylaşır görünüp, seni o koltuklara getiren ve son ana kadar arkanda sapasağlam duran Ak Parti İlçe Başkanlığını ve  Tekirdağ’ı Türkiye’de bu noktaya taşıyan bu durumda resmi açıklaman nerede? diye sormak gerekmez mi?

O zaman dönüp birlikte susan, İl Müdürü Zekeriya Sarıkoca, basında haberler ve baskılar doğru demek ki, bu yüzden susuyorsunuz, değilse neden susuyorsunuz demek gerekmez mi?

Yani durum öyle ki, Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu hali. Yoksa tavşana kaç, tazıya tut  diyen bir bürokrasi mi var Tekirdağ’da. Aksi halse Kaymakam ya da İlçe Başkanı bu kadar derinliği, olaylar olmadan nereden nasıl bilsinler? Bilmek çözüm önermek İl ve İlçe Müdürlüğünün görevi. Kaymakam ve Siyasetçinin görevi kurum amirlerine yol açmak, onay vermek, arkalarında durmak.

Kaymakam ve Siyasetçi, kurumlarda işleri işin uzmanlarının yapmadığını bilemezler, Çiftçi Malları Koruma Başkanlıklarının, İl ve İlçe Müdürlüklerince denetimlerinin yapılmadığını, yapılan denetimlerde de konuya vakıf olmayan personellerin zoraki çalıştırıldığını bilemezler.

Çiftçi Malları Koruma Başkanlıklarının her yıl tahmini bütçe yapmak zorunda olduklarını, orada bekçi ücreti gibi harcamalar için koruma hizmeti olarak alınan paraların nereye nasıl harcanacağının yazılıp çizildiği tahmini bütçelerin hazırlandığını, detaylarını bilemezler. Bu bütçelerin uygulanıp uygulanmadığını, bekçi tutulup tutulmadığını greyder vs masrafları yapılıp yapılmadığını da bilemezler. Bu denetimlerin yapılmadığını, sahanın doğru yönlendirilmediğini siyaset ve mülki amir ancak, mızrak çuvala sığmayınca, dağ ovaya yıkılınca fark eder. Ve o zaman da böyle çok geç olur.

Bilmek ve denetlemek, gereğinde tedbir almak, 1940larda çıkmış bir kanunu işletebilmek için gereğinde kamu yararına  hakem olmak, gereğinde tarafları uzlaştırmak İl ve İlçe Müdürlüklerinin görevidir. 

Kaldı ki Koruma hizmeti almak istemeyen vatandaşların, kanaatimce dilekçe vereceği yer Çiftçi Malları Koruma Başkanlığının kendisi olmalıdır. Başkanlık talebi yerine getirmezse itiraz merci Murakabe Heyetidir. O zaman çiftçi dilerse, senin kurumların bizi üzüyor cinsinden gözüne sokarcasına  dilekçesini Kaymakamlığa, ya da İlçe Müdürlüğüne verir.

Müdürler de önceden ya da sonradan yetki gerektiğinde Kaymakama Valiye gider, etki gerektiğinde Siyasete giderler.

Görünen o ki, işini yapmadan şov yapma eğiliminde olan bürokrasi, siyasete çalım atmıştır.

Bu işin kurbanları ise, mahiyetindeki kurum amirine güvenerek onun iş ve işleyiş tarzına onay veren, önünü açan, arkasında duran ve işler sarpa sardığında siyasete karşı kendince dik duran Süleymanpaşa Kaymakamı Sn Kamil Kıcıroğlu ve kendisine ulaşan sıkıntıları çözmek için Kaymakam ve Müdürlerine karşı tavır alacak kadar durumu ciddiye alan Sn Cüneyt Yüksel’e olmuştur.

Mağduru ise elbette ki yine ve her zaman ki gibi Tekirdağ’dır.

Ne diyelim Bürokratın fendi, Siyaseti yendi demekten kendimi alamıyorum.

Dileğim ve tek bildiğim,  her türlü yetkinin bölgeyi bilen, bölgenin kendisini tanıdığı işin ehillerine verilme zamanının çoktan gelip geçtiğidir.

Hiç kimse unutmamalıdır ki başka Tekirdağ yok.



Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hakan GÜLER 6 yıl önce

aynı konu şarköy'de de var.. ve kaymakam tahin zamanı olmamasına rağmen gitti...