Libya’da olan bitenler
MSB ve Gnkur. Bşk., Libya’yı resmen ziyaret ettiler. Libya geçici bir sükunete hâkimdi. Libya kaynakları, saldırının Hafter’i destekleyen ülkelerin bir marifeti olduğunu ve Fransa, Rusya ve BAE tarafından yapıldığı ihtimalini dile getirmektedirler.
Halife Hafter’e bağlı kaynaklar ise saldırıyı kendilerinin düzenledikleri açıklamasını yaptılar; ama bu bilgiler henüz netlik kazanmış değildir. Rusya ateşkes için ısrarlıdır. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Halife Hafter’in ve buna bağlı güçlerin ateşkes’e razı olabileceğini belirtmiştir.
Libya hükümetinin kontrolündeki Vatiya hava üssüne saldırı, bu çağrıları yapan ülkelerin samimiyetini göstermez.
Libya ise, Sirte ve Cufra’nın kendisi için kırmızı çizgi olduğunu tüm dünyaya haykırmaktadır. Buna karşılık Libya hükümetinin de bir karşı hava saldırısı planlayacağı, bunun zamanını ve şeklini gizli tutacağı malumdur. Bu hava saldırısının ise yeni gerilimlerin başlangıcı olacağı kaçınılmazdır. (Bu yazı 10 gün öncesiyle yayımlanmıştır. Güncel değildir. Kaldı ki şimdi Libya resmi hükümeti ateşkes ilan etmiştir.)
Çin’deki Uygur Türkleri
Batı basınında zaman zaman Uygur Türkleriyle ilgili bilgiler çıksa da yankılanması zayıf kalmaktadır. Çin’deki Uygur Türklerinin inanç ve kültürleri nedeniyle “Mesleki Eğitim Merkezleri” adı altında faaliyet gösteren tartışmalı kamplarda gözaltında tutuldukları ajanslarda dile getirilmektedir.
Çinli yetkililerin bu kamplara alınacak kişiler hakkında nasıl karar verdiklerine ilişkin bir belge önceki aylarda Associated Press (AP) ajansı tarafından ele geçirilmişti. 2017-2018 yıllarına ait veri tabanında gözaltına alınan 311 Uygur Türkü hakkındaki bilgiler ve bu kişilerin, iki binden fazla akraba, komşu ve dostlarının isimleri, kimlik numaraları, namaz kılıp kılmadıkları ya da Kur’an okuyup okumadıkları dahil pek çok bilgi ele geçirilmişti.
Gözaltı merkezlerinde
Gözaltına alınan kişilerin isim, adres, kimlik numarası, alıkonma tarih ve yeri, dini ve yaşadığı semt, gözaltına alınma sebebi, serbest bırakılıp bırakılmayacağına dair kararlar da bu dosyalarda yer almıştı. Gözaltına alınma nedenlerinden en ilginç olanı ise ibadet etmek, uzun sakal bırakmak, camiye gitmek ve izin verilen sayıdan fazla çocuk sahibi olmak şeklinde karşımıza çıkıyordu.
Basın mensuplarının, Sincan Uygur Özerk Bölgesi yerel yönetimine yönelttikleri soruya yanıt vermezken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gıng Şuang, “Bu tür saçmalıklar üzerine yorum yapmaya değmez.” yanıtını vermişti.
Uygur Türklerinden ve akademisyenlerden
Yabancı ülkelerde yaşayan veya ABD’de eğitim gören Uygur akademisyenler konuyu siyasi ve bilimsel platformlara taşımaktadırlar. Uygur akademisyen Abduveli Eyup bunlardan biridir. Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’ye (DW) bazı belgeler ilettiğini söylemiştir.
Çin’de 15 ay hapis yatan Eyüp, ailesinden de çok kişinin gözaltında tutulduğunu belirttikten sonra DW’ye Çinli yetkililer tarafından halihazırda izlendiğini ve yayın kuruluşuyla temasa geçmeden önce tehdit telefonu aldığını ileri sürmüş ve, “Evet, yaptığım tehlikeli ama birileri bunu dünyaya anlatmalı.” demiştir.
Tartışmalı kamplar
Sincan Uygur Özerk Bölgesinde “eğitim merkezi” adı altında faaliyet gösteren kamplar uluslararası kamuoyu tarafından eleştirilmektedir. Uluslararası kamuoyu bu kampları “yeniden eğitim kampları” şeklinde tanımlamaktadır.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerinde bu kamplarda bir milyon Uygur Türkü’nün kendi rızası dışında tutulduğuna yer verilmesine rağmen Pekin yönetimi, Uygur Özerk Bölgesinde kaç kamp bulunduğuna, bu kamplarda kaç kişinin tutulduğu ve kaç kişinin kamptan salındığı gibi sorulara ilişkin bilgi vermemektedir.
BM İnsan Hakları Konseyine üye 22 ülke, Temmuz 2019’da, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesini eleştiren ve kitlesel gözaltıların durdurulması çağrısında bulunan mektubu imzalamıştır.
Basına sızan bilgilerden
New York Times’ta Kasım 2019’da basına sızdırılan 403 sayfalık resmi belge basına sızdırılmış, Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki güvenlik birimlerine, nasıl hareket etmeleri gerektiğine dair talimatlar verildiği görülmüştür.
Belgenin bir başka bölümünde ise, Uygur nüfusunun kontrolü ve aralıksız denetimine yer verilmiş, İslamiyet’in yayılmasını önlemek için alınması gereken tedbirler sıralanmıştır. Çinli yetkililer, teröre karşı tedbir aldıklarını, hatta ABD’nin “terörle savaş” politikasını örnek aldıklarını belirterek keyfi tutuklamaları meşrulaştırmışlardır.
Çin-Türkiye ilişkileri belli düzeyde gelişme halinde olduğundan Türkiye’nin göstereceği tepkiler, hassasiyet gerektirmekte ve yeterli olamamaktadır. Türkiye’nin, Çin ile resmi düzeyde ilişkilerini bozmamak için STK’ların ve başka ülkelerin faaliyetlerine destek vermesinin daha uygun olacağı değerlendirilebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.