Maden Duayeninden samimi açıklamalar-RÖPORTAJ
banner57

Trakya Gazeteciler Birliği Derneği Başkanı ve Trakya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Naci Akyazı ile 40 yıldan beri tüm Trakya’nın hatta Türkiye’nin tanıdığı, madenciliğin duayen isimlerinden biri olan ve her madencinin taktir ettiği maden mühendisi Kani ALP, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen maden sektörü ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdi. 
Madencilikle ilgili merak edilen tüm soruların sorulduğu röportajda, Kani Alp Trakya Gazetesi  İmtiyaz Sahibi Naci Akyazı ve muhabirlerini  kırmayarak tüm sorulara samimiyetle yanıt verdi.
72 YILINDAN BERİ MADENCİLİĞİN İÇİNDE
Soru: Kani bey öncelik ile sizi kısaca tanıyalım?
Cevap: Ben Tekirdağ merkez ormanlı köyü doğumluyum, ilk-orta ve liseyi Tekirdağ da, üniversiteyi de Tekirdağ da zamanın en yüksek puanını alan 3-5 kişiden biri olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesini okuyarak bitirdim. 1972 yılında okul yanında o dönemin gençlik hareketlerinde yönetici zaman zamanda başkanlık düzeyinde bulunarak siyasi hayatımı bazen politika içinde bazen de uzaktan takip ettim onun dışında mesleki olarak da 1996 yılına kadar madencilik-müşavirlik ve taahhüt adı altında çalıştım, 1996 yılından sonra madencilik ve müşavirlik yaptım, emekli olduktan sonra da sektör ile ilgili sivil toplum örgütleri ile müşterek çalışma faaliyetlerimiz oldu ve halen de zaman zaman devam etmektedir. 
Soru: Kani bey maden konusuna girmeden önce bize kısaca maden nedir, madencilik nedir, bize anlatabilir misiniz?
Cevap: Maden kısaca ham madde kaynağıdır. Doğada tabii olarak bulunur, tarifi ise doğada bulunan ekonomik değeri olan her türlü mineral maden sınıfına girer. Maden de kendi içlerinde gruplara ayrılarak sınıflandırılır. Madencilik ise bu cevherlerin resmi veya özel sektörde üretim yapılarak piyasaya kazandırılması demektir. 
MADENCİ OLMAK İSTEYENLER NE YAPMALI?
Soru: Kani bey hammadde ihtiyacı olan veya çalışmak isteyen özel veya tüzel kişilerin ne yapması gerekir?
Cevap: Değerli arkadaşım, özel kişiler ilk adı maden dairesi, daha sonraları adı maden işleri genel müdürlüğü (MİGEM) ve şimdiki adı maden ve petrol işleri genel müdürlüğü (MAPEG) olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı kurumdan ruhsat alırlar. Devlet sektörü ise hammadde ihtiyaçlarını karşılamak için (DSİ, Karayolları Belediyeler vb.) özel sektördeki gibi MAPEG’ e başvurarak hammadde ruhsatı alırlar ve ihtiyaçlarını görürler.
Son yıllarda uygulanan yönetmelik ile Türkiye’nin maden yatakları büyük bir ölçüde belli olduğundan özel sektörün almak istediği ruhsatlar ihaleye çıkmakta ve ihale ile verilmektedir. Kamunun almak istediği hammadde ruhsatlarında ise müracaat hakkı halen devam etmektedir. 
“İHALEYE KATILMADIM, RUHSAT SATMADIM”
Soru: Kani bey maden ruhsatları aynı emlakçılık gibi alınıp satıldığını duyduk bu konuda ne diyorsunuz, sizin bu konuda rolünüz hiç oldu mu?
Cevap:Değerli arkadaşım, hiç beklemediğim çok ilginç bir soru sordunuz. Tabii ki her elde edilen mal gibi maden ruhsatları da alınıp satılmakta (devredilmekte), T.C. vatandaşı olan herkes ihaleye girmekte ve maden müracaatı yapmakta serbesttir. Bunların içinde madencilerin yanında, maden mühendisleri veyahut vasıfsız insanlarda vardır. Hatta madenciler, ihale peşinde ve böyle müracaat peşinde koşanlara çantacı diye hitap etmektedirler. Bana gelince Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Genel Müdürlüğünün yeri belli, haa bu arada yanlış anlaşılmasın bunları yapmak suç değil ama sorunuzdan beni kastettiğinizi anladım. Siz diyorsunuz ki sen bu uzun meslek hayatında bu işlere girdin mi diyorsunuz. Bu algıladığım sorunuza vereceğim tek cavap ruhsat- ihale ve müracaatların yapıldığı yer belli bilgi edinme kanunundan yararlanarak vereceğiniz dilekçede bunu benim ağzımdan değil devletin ağzından duyabilirsiniz ama ben şunu da belirteyim. Kani ALP olarak Trakya da ki madencilik yapanların tümüne yakınına bilgi olarak yardımcı oldum yalnız ne bir ihaleye katıldım ne bir ruhsat sattım ne de bir maden müracaatı yaptım. Bu sebeplerden dolayı sektör de her zaman itibar görmüş ve yönetici pozisyonunda olmuşumdur. 
“TRAKYA’NIN GÜCÜ ANKARA’YA GÖSTERİLDİ”
Soru: Kani bey arşivleri karıştırdım. Klasiste 2000’li yılların başında o zamanki genel müdür (Yener CANDER) ün katılımı ile 1. Trakya kurultayı adı altında bir toplantı yapılmış ve İstanbul dahil üst düzey de madencilerin katıldığı bir toplantı düzenlenmiş. Bu konu hakkında ne diyorsunuz ve bilginiz var mı?
Cevap: Arkadaşım, hakikatten beni çok güzel araştırmışsın, dediğin toplantı Klasiste yapıldı, benim kişisel bir önerim ve kişisel çalışmalarımdan dolayı yapıldığı için pek dile getirmek istemiyordum. O toplantı Trakya’nın gücünü Ankara’ya göstermek ve madencinin sesini duyurmak için o dönemin en popüler ve gözde yeri olan Silivri Klasis otelde yapılmış ve iki gün sürmüştü. Hatta tertip komitesini dün gibi hatırlıyorum. Kani ALP (Maden Mühendisi), Ahmet HAMOĞLU (Hamoğlu Holding), Hüseyin ÇALIŞKAN (Çalışkanlar Şirketler Grubu), Sezai KUMYOL (Kumyol Şirketler Grubu), Cevat DİRİL (Varol Beton), İrfan PULLUKÇU (İbrice Madencilik), Cengiz BİLGE (Bilge Şirketler Grubu) idi.
Trakya’mızın en güçlü isimlerini bir araya getiren bu toplantı da İstanbul, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ daki bütün üst düzey madenciler ile İstanbul’daki maden dernekleri, mühendis odaları, bakanlığın üst düzey bürokratları hepsi oradaydı. Bu onur ve şeref Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Trakya Geliştirme Komitesi Başkanlığı kurulana kadar her yıl bu ve buna benzer ekip ile bu toplantılar genel müdürlük ve madencilerin katılımı ile düzenlenmeye devam etti. 
VAKIF ŞUBESİNİN HİZMETE GİRİŞİ
Soru: Kani bey yine yaptığım araştırmaya göre vilayetimizde 2010 yıllarında sonra maden sektörü ile ilgili vakıf şubesi açılmış, bu konu nasıl oldu?
Cevap: Bizim her yıl bireysel olarak yapmış olduğumuz toplantıların ses getirmesi Türkiye madenciliğinin en gelişmiş üst kuruluşu olan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı başkan ve yöneticilerinin dikkatini çekmiş ve bu toplantılar sonucunda beni ve birkaç madenci arkadaşımızı toplantılara davet ederek danışma kuruluna almışlardı. Ve bundan sonra ben ve arkadaşlarım İstanbul ve Ankara da yapılan bu toplantılara katıldığımızdan dolayı birbirimizi daha iyi tanıma imkanı bulduk ve Vakıf, Trakya’mızda Yurt Madenciliğini Geliştirme Komitesi Başkanlığı adı altında bir şube açmaya karar vererek beni de başkan atamıştır. Bende bu güveni sarsmamak için Tekirdağ’da 2010 yılında vakıf şubemizi kurarak uygun bir yerde açılışını yaparak hizmete girmesini sağladım. Açılışımıza o dönemin MİGEM Genel Müdürü, Tekirdağ Valisi ve Genel Sekreteri ve hatırlayabildiğim kadarı ile o dönemin popüler iş adamları ve madencilik sektörü temsilcilerinin bulunduğu (Enis Sülün, Metin AKGÜN, Adnan ARGAN, İrfan PULLUKÇU vb. gibi) büyük bir katılım ile açılış yapılmıştı. 
TOPLANTILAR SÜRÜYOR
Soru: Kani bey kişisel olarak yaptığınız toplantılar hala devam ediyor mu?
Cevap: Kişisel olarak her yıl yapmış olduğumuz madencilerin sorunları ile ilgili toplantılar bu sefer vakıf adı altında yapılmaya başlanmış en son toplantımız da Ocak 2020 yılında Tekirdağ Ramada Otelinde MAPEG Genel müdürü ve ekibinin katılımı ile 150-200 kişilik madencilik sektöründe faaliyet gösteren iş adamlarımızın katılımıyla gerçekleşti. Maalesef pandemiden dolayı bu seneki faaliyetimizi,daha az sayıda katılımcı ile kahvaltılı basın toplantısı yaparak gerçekleştirmeye karar verdik. 
“DEDİKODULAR DİKKATİMİ ÇEKMEZ”
Soru: Kani bey son yapmış olduğunuz basın toplantısında PARİS antlaşmasından bahsetmektesiniz, halbuki sosyal medyada bazı basından tanıdığımız arkadaşlarımızın bu antlaşmada neymiş biz böyle önemsiz konular hakkında yapılan toplantılara gitmeyiz gibi beyanları oldu bu konu hakkında ne diyorsunuz?
Cevap: Değerli arkadaşım, kamuoyunda o kadar bilgi kirliliği var ki kamuoyu neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamakta zorlanmaktadır. Bizi ilgilendiren madenciler ile ilgili sorunlardır. Dedikodular benim dikkatimi çekmez. Paris antlaşması o kadar önemli bir antlaşma ki Almanya 2038 yılına kadar, Çin 2060 yılına kadar bu antlaşmayı öteleyerek şartlı imzalamışlardır. Bizde vakıf olarak sektörümüzün bir kısmı olan enerji sektörü (kömür) için böyle bir antlaşma imzalanır ise 2080 yılına kadar üretim şartı koşulması gerektiğini ifade etmiştik. Maalesef sektörümüz bu konu da o kadar bilinçsiz ki hala ben modern işletme açtım, istihdam sağlıyorum, üretimi arttırıyorum vb. sebepler ile kendini avutmaktadır. Halbuki bu antlaşma şartsız olduğu zaman Türkiye de hiçbir maden ocağının kalmayacağının farkında değiller. Ne yapalım bizim görevimiz de bu, kızsak da kızmasak da gerçekte çok büyük önem arz eden bu konuları anlatarak ülkemizdeki madencilik sektörünü herkesin yararına olacak şekilde geliştirmeye çalışmak ve sorunlarını dile getirmek. 
PARİS ANTLAŞMASI
Soru: Kani bey ben sizi yıllardan beri tanıyorum, ağzınızdan hiçbir madenci veya maden sektörü aleyhinde olumsuz bir kelime duymadım. Burada da bu basın mensubu arkadaşımızın dedikodulara cevap vermesini beklerdik, PARİS antlaşması da neymiş ne işe yararmış şeklindeki küçümseyici tavrından dolayı kendim bir basın mensubu olarak utandım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Değerli arkadaşım, dediğine aynen katılıyorum. Basının ağırlığı doğru haberleri ile artar. Maalesef buradaki bazı arkadaşlarımız hangi konu olursa olsun konunun uzmanlarına sormadıkları için kendi kendileriyle çelişkiye düşmektedirler. Ben bu tür konular ile zamanımı harcamak istemiyorum. Bu tür yalan yanlış, asparagas haberlerin önüne geçerek basının itibarını korumak gene siz basın mensuplarının görevi. 
“ÖNEMLİ OLAN SAYI DEĞİL, AMAÇ”
Soru: Kani bey yapmış olduğunuz basın toplantısını küçümsemek isteyen veya provoke edildiğini söyleyen bir takım sosyal medyada paylaşımları da gördük buna ne diyorsunuz?
Cevap: Değerli arkadaşım, ben 20 kişilik kahvaltılı basın toplantısı yaptım, katılımım da 17 kişi odu. Üç arkadaşımızda mazeret göstererek gelemedi. Ben 50 sefer basın toplantısı yapsam aynı kişileri çağırıp aynı kişiler ile yaparım. Benim için önemli olan sayı değil Tekirdağ’da itibar gören kalite ve ciddiyet sahibi basın mensuplarıyla bir arada olmaktır. Siz de biliyorsunuz ki eline bir fotoğraf makinası alan ya da bir sosyal medya hesabı açan basın mensubuyum diye geçiniyor. Toplantım da Tekirdağ’ın günlük yerel gazeteleri olan Yeni İnan, Trakya, Avrupa gazetelerinde yayınlandı. Bu da ben ve Tekirdağ kamuoyu için yeterlidir. Ayrıca ismini burada vermeyeceğim duayen bir basın mensubu arkadaşımız da beni kırmayarak toplantımıza geldi. 
SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINA AÇIKLIK GETİRDİ
Soru: Kani bey az daha konuyu atlıyordum. Son günler de size ve bazı kişilere atıfta bulunan bir takım sosyal medya paylaşımlarını okuduk, bu konular hakkında ne diyorsunuz?
Cevap: Naci bey, bu konu esasında sizin meseleniz yani basının meselesi. Ben ancak öneride bulunabilirim. Eğer toplumu düzgün bir şekil de bilgilendirmek istiyor isek yapılan yanlış bir iş var ise hiç gizlenmeden açıklanmalı, isim de ilgili mercilere verilmelidir. Böyle atıfta bulunarak yapılan paylaşımlar yanlış anlaşılmaya yol açar, kanaatimce tetikçiliğe ve şantaja girer. Bu tür paylaşımda bulunan arkadaşların kendileri hakkında kamuoyunda ne dendiğini öğrenmek istiyorlar ise tedbiri kıyafet giyerek halka önce kendilerini sorsunlar,alacakları cevaba göre de hareket etsinler.Ama tekrar söylüyorum;Bu sorun basının kendi sorunudur. Bu tür incelenmeden, doğruluğunu kanıtlayacak bilgi ve belgeler elde edilmeden ve taraflara sorulmadan yapılan paylaşımlar basının itibarının en büyük düşmanıdır.
“ASIL GÖREVİMİZ İŞ GÜVENLİĞİDİR”
Soru: Kani bey ben sizi iyi tanıyorum, her ne kadar bu paylaşımları ciddiye almadıysam da bir soru daha sormak istiyorum. Sizin için bir madenci, madencileri şikayet etmekle ünlüdür demiş. Bu iddiaya ne diyeceksiniz?
Cevap: Değerli arkadaşım madencilik tehlikeli işler sınıfında olduğundan dolayı ilgili resmi kurumlarca her yıl en az bir veya iki sefer, bazen de daha sık olmak üzere denetlenmektedir. Bu denetlemeler bazen iş güvenliği, bazen üretim yapılırken komşu tarla yada meraya girme, kamuya ait yollara yaklaşmalar, bazen de üretimle ilgili yöntemler ve tarım toprağıyla ilgili izin ve mevzuatlara uyum gibi konularla ilgilidir. Bu yapılan denetimleri sektörümüz zaman zaman şikayete bağlamaktadır. Halbuki heyetlerin geliş sebebine bakıldığında %99 u genel denetimdir. % 1 i ise madencinin rahatsızlık verdiği etrafındaki komşularının şikayetleridir. Maden mühendislerinin bu tür konulardan şirketler içinde gündeme getirilmediği müddetçe pek haberi olmaz. Maden mühendisinin asli görevi maden sahasındaki iş güvenliğini sağlamaktır.
Şikayet konusuna bir örnek verirsek geçen gün bir gazeteci arkadaşa açıklama yapan bir madenci işçilere 3500 tl ile 5000 tl civarında asgari ücretin üzerinde maaş verdiğini söylemiş. Halbuki enerji ve tabii kaynaklar bakanımız sayın Fatih Dönmez 2020 yılında yapmış olduğu açıklamada kapalı işletmelerde asgari ücretin normal asgari ücretin en az iki katı olması gerektiğini söylemiş ve uygulamaya geçirmiştir. Yani kapalı işletmelerde maden işçisinin asgari ücreti mesailer hariç yaklaşık 6000 tl civarında olması gereklidir. Maalesef madencilerimiz burada örneği olduğu gibi hava atacağım derken kendi kendilerini ihbar etmektedirler. Bu açıklama yeni olduğu için sizlerle güncel bir örnek diye paylaştım. Bunun gibi kendi hatalarından dolayı denetlenen veya soruşturma geçiren yüzlerce madenci olmuştur. 
Geçenlerde günlük yerel bir gazetede köşe yazısı olarak çıkan bir haberde, bir gazeteci arkadaşımız yazısında şöyle bir başlık atmış. ‘İyi danışman insanı vezir, kötüsü rezil eder.’
Bu olayları takip edince 30 yıldan fazla her sene madencileri mevzuat konusunda aydınlatmaya çalışan ben, hala maden sektöründeki iş adamlarımız ve mühendis arkadaşlarımızla beraber bir arpa boyu yol alamadığımızı görerek üzülüyorum.  
Soru: Kani bey bizim sormadığımız ama sizin ilave etmek istediğiniz başka bir konu var mı?
Cevap: Naci bey, ben bu sektöre yıllarımı verdim. Her madenci ile ortak anılarım var, biz artık bu sektör ile içli dışlı olmuşuz, bu sektör bana o kadar çok güvenmiş ki her türlü sevincini ve kederini benimle paylaşmış, maden kazası olduğu zaman beraber ağlamışız, sabahlara kadar ocak başında ayazda durmuşuz, güzel bir şey olduğunda da hep beraber sevinmesini bilmişiz, bu sektör benim her şeyim. 
Hiç kimse bu sektörün aleyhinde beni konuşturamaz. Zaman zaman 3. Kişilerin bizim aramıza girerek bir takım prova kite eylemleri yaparak sektöre nifak sokmak istediğine tanık oluyorum. Benim burada tavsiyem, hele hele ben şu an konum ve yaş olarak bir kısmının abisi, bir kısmının babası, bir kısmının da arkadaşı, yaşıtı olarak işimize odaklanalım, çünkü ülke olarak madencilik sektörüne ve üretim yapmaya çok ihtiyacımız var.
Birimiz hakkında da bir şey duyar isek telefonu kaldıralım ve muhatabınla bire bir konuşalım.  Son olarak şunu demek istiyorum; dedikodular rüzgar gibidir, İnananları yıkar, unutmayalım ki şirketler de içerden yapılan tezgahlarla batar.  Beni konuk ettiğiniz için Naci bey öncelikle size ve gazetenize teşekkür ederim.  4Özge Ebecek

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

mobilbahis

lunabet

youwin

hepsibahis

grandpashabet

tempobet

marsbahis

pokerklas

meritking

kayseri escort